HABERİN DETAYLARINI MUHABİRİMİZDEN ALACAĞIZ
Ekranlarda her gün nerdeyse her haberde duyduğumuz bir söz bu. Spiker önce haberin başlığını söyler, hemen ardından bu söz gelir. “Detay” Fransızca détail kelimesinin bu dildeki telaffuzudur. Bazı spikerler bu yabancı kelimeden herhalde rahatsızlık duyuyorlar ki, arada bir “haberin ayrıntılarını…” diyenler de olur. Ama konumuz detay mı, ayrıntı mı meselesi değil, kelimenin doğru yerde kullanılıp kullanılmadığı.
Kelimenin İngilizcesi de aynı: detail. Detail de détail de bir şeyin küçük parçaları, ikincil öğeleri, yani bir şeyin, bir bilginin, haberin içeriğinin asıl önemli yönleri değil de, olmasa da olur türünden, olmazsa anlamını kaybettirmeyecek parçacıkları anlamına gelir. Eskiden “teferruat” denirdi. Teferruat da “bir şeyin ikinci derecedeki tamamlayıcı unsurları, ayrıntılar” demek.
Üzerinde durduğumuz örnekte spiker haberin sadece başlığını verir, ya da haberin tamamını bir cümleye sığdırır. Haberin başlığını gördükten sonra dinleyicide uyanan beklenti o haberin ikincil yönlerinin, parçacıklarının değil, ne olduysa olan bitenin doyurucu bir biçimde, etraflıca anlatılmasıdır. Ekranlarda süre kısa tutulur, gazete sayfalarında olduğu kadar öyle çok etraflı bir anlatımı olmasa da bir özetini bekleriz muhabirden. Muhabirler de çoğun, haberin ikincil yönlerini değil, ana hatlarını verirler. “Detaylar”a ekranlarda pek vakit yoktur zaten.
Detay kelimesi Türkçeye 1930’larda girmiş. Ama eskiden bir ressamın tablosunda tasvir edilen birçok nesne arasında birinin canlandırılıp büyültülerek yeniden dikkate sunulmasında bir bilgi notu olarak kullanılırdı, “Ressam Bruegel’in filanca tablosundan detay” tanıtımında olduğu gibi. Ekranlardaki bağlamı ise çok yeni. Biraz hafızamı yokladım, 1950’lerde, 60’larda, hattâ daha sonraları bu gibi durumlarda ne kullanılırdı acaba diye. Televizyon yoktu tabii o yıllarda, ama bu bağlama oturan yaygın bir kavram vardı: tafsilat. Tafsilat bir şeyin etraflıca, bütününü kapsayacak bir biçimde, en önemli yönleriyle anlatımını içerir. Günümüzün televizyon spikerlerinin zihinlerinde kastettikleri ama dile getiremedikleri kavram “haberin tafsilatı”dır, olmasa da olur kırıntıları değil. “Detay” üzerinde düşünürken “tafsilat”ı kaybettiğimizi fark ettim birden. Eskimiş “tafsilat”; günümüzde kullananların sayısı herhalde çok azalmıştır. Eski Türkçeden kalan bu kelimeyi kullanalım demiyorum, ama kayıplarımızı da görmezlikten gelemiyorum. Görmezlikten gelmeyelim, çünkü şu oluyor: eskimiş ya da eskimiş gibi görünen kelimeler dilden düşürülürken, birçok örneğini görmüşüzdür, Frenkçe kelimeler alıyor yerlerini. Bunlar her nasılsa daha “modern” bir kullanım gibi gösteriliyor. Öte yandan, yabancı kelime düşkünlüğü diyebileceğimiz bir illet de vardır kimilerinde. Böyleleri yabancı kelimelerin daha “şık” olduğunu sanırlar. Onu kullanınca çok önemli bir şey söylendiği izlenimi uyandırılır. “Detay” da ilkin bir televizyon şıklığı gibi kullanıma sokulmuş gibi duruyor. Ama sonra ne olur, birtakım yabancı kelimeler moda olur, orta malı olup çıkar. Bir bakıma gözden düşer, “elit” kişiler ondan vazgeçip başka yabancı kelimeler peşinde koşarlar. Fakat bu arada “detay” gibi kelimeler dile yerleşir, Türkçe kelimeler gibi sözlüklere girerler. Türkçesi varken bunu kullanmayın diyenlere de, niye kullanmayalım, detay Türkçedir derler...
Oysa bunu diyebilmek o kadar kolay olmasa gerek. Detay bir bütün içinde dikkatten kaçabilecek ince noktalar hakkındadır. Kelimeyi bu anlamda, doğru bir biçimde kullananlar da vardır elbet. “Tablodaki detay” doğru bir kullanımdı. Ama yabancı kelimelerin anlamlarını o dilleri ana dili olarak kullananlar kadar iyi anlayamayacağımız için birçok kimse bunlar nasıl kulağına gelmişse, o şekilde kullanır, böylelikle çarpıtılmış bir kullanımını dile sokabilir. Oysa “ayrıntı” ya da “teferruat” demiş olsa, bunu çarpıtamaz, yerli yerinde kullanır.
Asıl konumuz bu değildi. “Haberin detayı” yerine ne diyebiliriz diye sorulacaktır. “Haberin ayrıntıları” değil elbette. “Tafsilatı”ndan da vazgeçtik. “Haberin özeti”, vakit varsa “geniş özeti” diyemezler mi hiç olmazsa? “Özet” demek de her zaman şart değil. Çünkü muhabirin verdiği şey haberin kendisidir: “Haberi muhabirimizden dinliyoruz” yeter…
Bülent Aksoy
28 Aralık 2025