Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP

Bir yerlerde bir çocuk ağlıyorsa bilin ki; büyük bir olasılıkla atlıkarınca veya dönme dolap isteği anne veya babası tarafından yerine getirilmediği içindir.

Atlıkarınca

Gerçekten de bir çocuk için başlangıçta en önemli ilgi alanı her türden şekerli şeyler, balon, rüzgârgülü, pamuk helva, koz helva, çiklet ve benzer şeylerdir. Daha sonra çocuğun istekleri hareketli şeylere yönelir. Oyuncak arabalar, salıncaklar, dönme dolaplar ve atlıkarıncalar gibi. Kız ya da oğlan çocuklarının hepsi için bir panayır yerinin en dayanılmaz çekim yeri lunaparklardır. Lunapark denince ilk akla gelenler ise atlıkarıncalar ve dönme dolaplardır. Bir çocuğu bu aletler ile yeteri kadar oynatmadan oradan ayıramazsınız. Disneyland bir çocuk için fantastik bir dünya, büyüklerinden dinledikleri, zihinlerinde canlandırmaya çalıştıkları cennettir. Çocuklar hazır cennetin kapısına kadar gelmişken içeri girmeden, kana doya keyfini yaşamadan oradan ayrılırları mı? İşte ağlamaları bu yüzdendir. Çocuklar haklı olarak park ve bahçelerde, şimdilerde alışveriş merkezlerinin bir bölümünde ilginç oyun aletleri ile oynayarak bedensel ve zihinsel gelişimlerini sağlamaya çalışırlar. Dijital dünya, bilgisayar oyunları, çeşitli canlandırma gösterileri çocukların düşünme ve yaratıcılıklarına bir ölçüde yardımcı olsalar da bedensel gelişmeleri için olumsuz sonuçlar doğurur. Yüz yüze (face to face) bir iletişim olmadığı için etkileşimde sorunlar yaşanabilir. Çocuklarda benmerkezcilik ağırlık kazanabilir. Empati ve karşılık gözetmeden iyilik etme yetenekleri körelebilir. Şiddet yanlısı olurlar, çevresine karşı yıkıcı tutum ve davranışlar gösterirler. Yaşıtları ile aralarınca dayanışma duyguları gelişmez. Her işi kendileri yapmak isterler arkadaşlarıyla takım halinde, topluca hareket etme duyguları gelişmez. Bir işi başaramadıklarında kendilerine güvenleri sarsılır. Yalan söyleme, kaygı, kıskançlık gibi duygular gelişmeye başlar.

Bu sıralamaya çalıştığımız nedenlerle veya benzer nedenlerle çocukların ilk gelişim yıllarında, anaokulu ve kreşlerde onlara yardımcı olmak, onların yetenek ve becerilerini doğru belirlemek ve üstün oldukları alanlara yönlendirmek yaşamsal bir görevdir. Oyuncaklar, çeşitli oyunlar çocukların gelişmesi için olmaz ise olmaz şeylerdendir.  Tam bu noktada çocukları beden ve ruhsal yapılarına uygun olmayan yönlere çekmek, zorlamak iyilik yerine kötülük etmek anlamına gelmektedir. Doğru bildiğimiz yanlışları çocuğa aynen aktarmak ve düşünmelerine fırsat vermeden bir başka söyleşiyle düşünmelerini engelleyerek yaratıcılıklarını yok edip robotlaştırmak onlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Hele hele o yaşlarda kavrayamayacakları soyut kavramları ezberletmek bağışlanmaz bir kusur, bazen de suçtur.
Çocuklara “sen benimsin, bizimsin” gözüyle bakmaktan kesin olarak vazgeçmek, onların bizler gibi bu topluluğun bir bireyi olduğunu, onun da bizler gibi hak ve özgürlüklerinin olduğunu kabul etmek zorundayız. Onlara her an biz senin annen, baban veya öğretmeniniz diye kafalarına çivi çakar gibi sözler söylemek yerine onlarla arkadaş olmanın bir yolunu bulmalıyız. Onların sahip oldukları hak ve özgürlükler bakımından bizden farkları yalnızca yaşlarının küçük olmalarıdır. Elbette bazı hak ve özgürlükleri kullanırken büyüklerinin destek ve yardımları söz konusu olacaktır. Ancak bu yardım ve destekler, onların ileride özgür iradeleri ile olmak istedikleri insan özelliklerine aykırı olmayacak şekilde, onların yararlarını gözeterek bizlerin aracılığıyla kullanılacaktır.

Çocukların bedensel ve zihinsel eğitim ve gelişmelerini sağlamak için oyun oynamak ve okumak en önemli iki araçtır. Bu araçların doğru seçilmesi çok önemlidir.
Yukarıda değindiğimiz gibi çeşitli oyunlar, oyun aletleri arasında en uygun olanları anne, baba ve öğretmenler olarak seçmeliyiz. Çocukların bilgi ve görgülerini artırmak için para tuzağı olmaları bir yana panayırlar, festivaller ve disneyland gibi eğlence yerleri çok değerlidir. Bizim için eğlence yerleri onlar için aynı zamanda bir eğitim yeri, dersliktir.

Bu satırların yazarı olarak ben yıllar önce, pek de ne olacağını biteceğini düşünmeden, bir I Mayıs günü kutlamasını CGT ile Fransız işçiler arasında kutlamak istemiştim. Daha önceden hiçbir hazırlığım da yoktu. Sabah uyanıp onlarla birlikte olmak istedim. Sordum, soruşturdum, Paris’te bu gün her yer kapalı dediler, bugün bir tek bizim gibi çiçekçiler açık dediler. Elbette benim içimde yükselen o coşku, o heyecan bir anda 5 yaşındaki çocuğun elindeki balon gibi patlayıp sönüverdi. Çiçekçi tatlı bir gülümseme ve ardından olanca zarafeti le bir küçük “muguet” müge çiçeği buketini elime uzattı. Merci dedim, sonra kös kös otele geri döndüm. Yine aradan hayli uzun yıllar geçtikten sonra bu müge çiçeğinin öyküsünü ve anlamını öğrendim.
Arkadaşlar haydi dediler, Paris Disneyland’a gidiyoruz. Oyuncağı kırılmış çocuk gibi içimi çekerek değil ama üzülerek evet dedim. Bir otobüs ile Disneyland’a gittik. Kapısından içeri girer girmez içimdeki çocuk birden canlandı. Tut tutabilirsen! Ne atlıkarıncalar, ne dönme dolaplar kaldı, ne de hızlı trenler.
Yüksekten düşer gibi olup düşmeden, içinizdeki o boşalmayı bir düşünsenize… İçimde bin bir çiçek birden açıyordu. Uzay aracındaymış havası veren o programlar, uzayda fırlatılan bir kapsülden diğerine geçmek… Ne kadar büyük bir heyecan, sonu gelmez coşkular.
İnanın o gün kendime bir horoz şeker, eşime de elma şekeri aldım. Ne kadar büyük bir şekerciydi o? Tadı hala damağında…

Tehlikenin büyüklüğü tehlikeyi bir ucundan tutmadan anlaşılmaz. Yaşamak ile ölüm arasındaki çizgide tehlike diye bir şey vardır. Ama bu tehlike nasıl bir şeydir? Tehlikenin üstesinden gelmek mümkün müdür? Teldeki cambaz düşecek ya da düşmeyecek. Bu ikisinin ortasında elindeki sırık ile dengeyi sağladığı sürece düşmeyecek. Düşmek korkusu ile dengede kalmak arasında endokrinal bezlerin salgıladığı adrenalinin verdiği haz. Hiçbir güç bu mutluluğun yaşanmasını engelleyemez. Canlılardaki ve konumuz insan olduğuna göre insandaki hız ve haz duygusu öğrenmek ve başarmak isteği ile birleşince yeryüzünün her yanı bir lunapark alanı gibi olur.

Buraya kadar işin öyküsünü anlattık. Şimdi işimize bakalım. Atlıkarınca demiştik ya… Sahi bu isim tamlaması nasıl yazılıyor. Ayrı ayrı mı, bitişik mi? TDK bitişik yazın diyor. Siz hangisini isterseniz onu yazın. Çocuk dilinde bunun hiçbir önemi yok. 
Atlıkarıncanın at neresinde, karınca neresinde, bu ikisi nasıl yan yana gelmiş, niçin ve kim yan yana getirmiş hala bilmiyorum. Bunları böyle düşünürken araştırmalarımda gördüm; birisi bunun aslında atlı karaca olduğunu yazmış, hızını alamamış, Türk köy seyirlik oyunlarında böyle bir oyun olduğunu, tuluat tiyatrosunda da bunun bulunduğunu yazmış. Anladığım kadarıyla köy seyirlik oyunlarında sözü edilen ve oradan tuluat eserlerine de yansımış olan bu şekil ile atlıkarınca kavramı arasında hayli fark var.

Atlıkarınca sözcüğü insan kulağına hoş gelmekte, duyar duymaz insanların yüz kasları gevşemektedir. Bu sevimli sözcük kullanılarak nice şiirler, öyküler, masallar yazılmıştır.

Atlıkarınca diye diye, sora soruştura yaptığım araştırmalarda karşıma 2010 yılı yapımı senaryosu İlksen Başarır’a ait olan ve yönetmenliğini de İlksen Başarır ile Mert Fırat’ın üstlendikleri, Altın Portakal ödülüne layık görülmüş bir film çıktı. Romantik komedi tadında, konusu işitme engelli bir kişinin üzerinde geçiyor ve ensest bir ilişkinin getirdiği sonuçlar ve ortaya çıkan sıkıntılar anlatılıyormuş. Bu filme niçin bu ad verilmiş onu da anlayamadım.

1968’ li yıllarda Ajda Pekkan’ın meşhur ettiği, Fecri Ebcioğlu’ nun Atlı Karınca Dönüyor adlı şarkısını da anımsıyorum.

Muammer Sun’ un “Koş Koş Atlı Karınca” adlı bir çocuk şarkısı da var.

Kültürümüzde yer etmiş olan bu kavramın anlam, kök ve kökenine ilişkin fazla bir bilgiye ulaşılamıyor. 
 
Avrupa’dan dünyaya yayılmış olan ve atlıkarınca şeklinde yapılmış müzik kutuları bulunmaktadır. Bunların içinde, atlıkarınca döndükçe bir yandan da Beethoven’ nin Für Elise adlı bestesinden kısa bir bölüm çalmaktadır. Belvedere Palace Vienna müzesinden bir anı olarak aldığımız bu küçük müzik kutusu evimizin bir köşesini güzelleştirmeye devam etmektedir. Bu kutular dün olduğu gibi şimdilerde de özel günlerde hediyelik eşya olarak alınıp verilmektedir. İlk kez 1803 yılında Joseph Merlin adında bir saat ve çalgı yapımcısı, Londra Mekanik Müzesi için böyle bir atlıkarınca tasarlayıp yapmış.

Evliya Çelebi de ünlü seyahatnamesinde atlıkarınca için Avrupalılara özgü bir at arabası ifadelerini kullanmaktadır.
 
TDK 1966 basımı Türkçe Sözlük (s.59) ayrı yazdığı atlı karınca deyimi için yere dikilmiş bir eksen çevresinde döndürülen çeşitli binit takımlarından kurulmuş olan bir meydan oyuncağı açıklamasını yapmaktadır.

Meydan Larousse de (s.1/837) atlıkarınca (blş) bir merkezde birleşen eğik askıların uçlarına hayvanlar, arabalar, yapma gemiler veya uçaklar takılı olan ve dönen bir meydan oyuncağı ifadelerini kullanmaktadır.

Ali Püsküllüoğlu’nun sözlük setinde, İsmet Zeki Eyuboğlu ‘nun Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde ve Sevan Nişanyan’ın Sözlerin Soyağacı’ nda atlıkarınca ile ilgili bir bilgiye rastlanmıyor.

Şemseddin Sami’ nin Kâmûs-ı Türkî’ sinde  (s. 26) şu açıklamayı okuyoruz. 1- Atlı karınca= Karıncanın bir büyük cinsi (gerçekten de doğada böyle bir karınca türü bulunmaktadır) 2- Atlı karaca= Çocukların binmesine mahsus tahtadan tekerlekli at.
Kubbealtı dijital sözlükte atlıkarınca (atlı karaca sözünden halk etimolojisiyle) bayram yerlerinde, lunaparklarda, toprağa saplanmış kalın ve uzun bir direk etrâfında dönen, üzerine çocukların bindikleri yapma at, motosiklet, otomobil vb.den kurulmuş meydan oyuncağı olarak açıklanmış.
Hem basılı ve hem de dijital bu sözlükte atlı karaca birleşik adı için İtalyanca carrozza: Karoça “araba” sözcüğü köken olarak gösterilmekte ve bunun atlı karınca sözünün eski ve asıl şekli olduğu üzerinde durulmaktadır.

Dikili bir eksen etrafında dönen ve döndükçe açılarak yükselen birer veya ikişer kişilik salıncakları da atlıkarınca olarak nitelendirebiliriz.

Buraya kadar olanları özetlersek at karaca veya atlı karaca olarak köy seyirlik oyunlarında geçen biçim bir çocuğun beline bağladığı bezler ve ön kısma bezlerden yapma at başı,  arka tarafa da yine bezlerden yapma kuyruk eklenerek oynanan bir oyundur. Oyuncunun elinde bir kamçı vardır. At gibi yürürken bazen de at gibi sesler çıkartmaktadır. Sözlüklerimizde her ne kadar atlı karaca ile atlıkarınca arasında bir ilgi kurulmaya çalışılmış olsa da bunun bir zorlama olduğu kanısına varılmaktadır. Nitekim Atlıkarıncanın Avrupa kökenli olduğu Evliya Çelebi tarafından da ifade edilmektedir. Şemseddin Sami de atlıkarınca için bir karınca cinsi açıklamasını yapmaktadır. Belki de Şemseddin Sami’nin bu sözlüğü yazdığı tarihlerde Türkiye’de atlıkarınca yaygın değildi.

Buna karşılık atlıkarıncanın geçmişini 12. yüzyılda Türk ve Arap atlı askerlerin oynadıkları ve Haçlı Seferleri sırasında Avrupa' lıların görüp öğrendikleri bir oyuna dayandıranlar da bulunmaktadır. Bu oyunda biniciler, bir daire içinde dörtnala giderken birbirilerine top fırlatırlarmış. Süvarilerin binicilikte ustalaşmak için bir egzersiz olarak oynadıkları bu oyun, İtalyanca carousse ve İspanyolca Garusso (Savaş oyunu) olarak adlandırılmış daha sonra Türkçede carousse veya garusso sözcüğü karaca olarak kabul edilmiş. Doğrusunu söylemek gerekir ise Türk ve Arapların kendi oyunlarını Avrupalılara öğretip daha sonra onların diliyle bu oyunu adlandırmış olması bana hiç inandırıcı gelmemektedir.

Fransız Devrimi sonrasında Fransa’da ve özellikle Paris’te atlıkarıncalar yaygınlaştı. Geçmişte sadece soyluların ve askerlerin bindikleri tahtadan süslü atlar, halkın eğlence aracı olmuş.

Ancak Fransa’ya da Fas’ tan geldiği yönünde yazılar bulunmaktadır.

Paris’ teki caroussel’ ler daha çok ünlenmiştir. Bu kentte 20 ayrı yerde böyle atlıkarıncalar olduğunu duymuştum. Bunların arasında Eiffel, Trocadero, Jardin du Luxembourg, Sacré-Coeur Basilica Montmartre vd…çok ünlüdür.

Atlıkarınca Fransızcası carrousel: Exercice de parade pour cavalier. Çevirisi süvarilerin geçit töreni tatbikatı olarak yapılabilir. Eskiden, Osmanlı döneminde bu kişilere, askerlere cündi, yaptıkları gösterilere de cündi hünerleri deniyormuş. İstanbul’da Feshane ve Aya İrini çevresinde cündi meydanları bulunuyormuş.

Sözcüğün 1640’lı yıllarda İtalyanca carusiello'dan Fransızcaya girmiş olabileceği düşünülmektedir.  Kökeni carro "chariot" olup, Latince carrus "iki tekerlekli vagon" sözcüğünden türetilmiştir. 1895 yılından sonra ise bir eğlence aracı olarak tasarlanmıştır. Bu yeni tasarım için carrousel/ atlıkarınca sözcüğü kullanılmıştır. Char Fransız dilinde savaş arabası anlamına gelen bir sözcüktür.  Başlangıçta atlıkarıncalar insan veya hayvan gücü ile çalıştırılmaktaydı. 19. yüzyıl ortalarından sonlarına kadar atlıkarıncaları çalıştırmak için velespit, buhar motoru ve elektrikli bisiklet gibi farklı yöntemler denenmiştir.

Bilindiği gibi “car” Batı dillerinde araba anlamına gelmektedir. Cargo/ kargo da araba, taşıma sözcüğünden türetilmiştir.
Karoser/ carrosserie  ise bir arabanın motor, akü, fren, balata, teker, şasi gibi ana parçaları dışında kalan kısmı, deyim yerindeyse kabuğu anlamındadır.
Fransızca’ dan dilimize geçen carrière/ kariyer sözcüğünün de kökeninde yine car/araba kökü bulunmaktadır.

Atlıkarınca sözcüğünün İngilizce karşılığı carousel, İspanyolcası carrusel ve Almanca karşılığı da karussell’dir. Redhouse Türkçe-İngilizce Sözlükte  (s.94) atlıkarınca sözcüğünün archaic şeklinin karaca olduğuna da değinilmiştir.

Bu irdelemeler sonucunda bu ad tamlamasına karıncanın nasıl ve niçin girdiğini yine belirleyemiyoruz. Belki de dilimize yapılan çeviri sorunu nedeniyle bu belirsizlik doğmuştur.
Zaman içinde bu tamlamanın bileşenlerinin anlamı geriye itilerek bu hali ile dile yerleşmiş olmaktadır. Etimolojik belirsizliklere karşın atlıkarıncalar çocukların olduğu kadar romantik gençlerin ve hatta yaşlıların bile ilgisini çekmeye devam etmektedir.

Dönme dolap

Dönme dolaplar da salıncaklar gibi insanların çevrelerini yüksekten seyir zevkini yaşatmak ve heyecan tutkularını gidermek amacıyla tasarlanmışlardır. Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukardan aşağıya dönen ve oturma yerleri olan, oturma yerlerine binilerek eğlenilen bir eğlence aracıdır.

İlk dönme dolap George Washington Gale Ferris, Jr., tarafından 1893 yılında Chicago'daki Kolomb Dünya Fuarı'nın bir simgesi olarak tasarlanmıştır. Daha sonra dünyanın birçok yerine yayılmış, yaygınlaşmıştır.
6 km2 lik bir park alanı olan Prater içindeki Lunaparkta Viyana'nın sembollerinden Riesenrad (Türkçe: Dönme Dolap) 1896 yılında İmparator I.Franz Joseph'in tahta çıkışının 50. yılı dolayısıyla İngiliz mimar Walter B. Basset'e 30 adet, vagonlu olarak yaptırılmıştır.
London Eye 135 metre yükseklikte, Avrupa'nın bilinen en yüksek dönme dolabıdır. Yılda üç milyona yakın turist çekmektedir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ticaret merkezi Dubai’de dünyanın en büyük dönme dolabı bulunmaktadır. Bu dolapta aynı anda 1750 kişiye hizmet verilebilmektedir. Araplar buna Ain Dubai (Dubai'nin gözü) adını vermişler. 48 kabini bulunmakta ve bir turunu 38 dakikada tamamlamaktadır. 360 derecelik kesintisiz şehir görüntüsü verebiliyor. Araplar “en” leri çok seviyorlar. Böyle olmasının nedeni para kazanmanın “en” kolay yolu, topraklarındaki petrolü pazarlayarak bulmuş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bluewaters Island'da bulunan bu dev dönme dolap 250 metrelik yüksekliğiyle dünyada türünün en yüksek ve en büyük yapısıdır. Bu simge yapının her ayağı 126 metre yüksekliğindedir.

Dönme dolap da atlıkarınca gibi birçok şiir, resim ve filme konu olmuş. Dönme Dolap, Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın başrollerinde oynadığı; Süleyman Turan'ın senaryosunu yazdığı, Zeki Alasya'nın yönettiği 1983 yılı yapımı bir Türk filmidir. Bu adı taşıyan yapıtlar da bize kavramın anlamı, kök ve kökenine ilişkin bir fikir vermemektedir.

Sözcüğün İngilizcesi ferris wheel, Fransızcası grande roue, İtalyancası ruota panoramica, Almancası Riesenrad, İspanyolcası da rueda de la fortuna. Görüldüğü gibi iki sözcüğün birleşmesiyle oluşturulan bu kavramlarda dolap veya benzer bir eşyayı çağrıştıran bir sözcük yoktur. Türkçede ise dolabın dönmesi esas alınmıştır. Dönme dolap deyimi bize dolap beygiri deyimimizi çağrıştırmaktadır.

Dolap beygiri bahçe, bostan sulama işinde, kuyudan su çekmede kullanılan, aynı yerde dönüp durarak çarklı düzeneğin işleyişini anlatmakta kullanılan bir deyimdir. Düzeneği aynı çember üzerinde dönen bir at hareket ettirir. Deyim bir işteki tekdüzeliği akla getirir. Deyim içinde geçen dolap sözcüğü diğer anlamları yanında dönen bir çarkı, çıkrığı ifade etmektedir.

Dolap aynı zamanda içine bir şeylerin konduğu saklandığı genel olarak ahşaptan yapılmış bir kutu anlamına da gelmektedir. Bu anlamda dönme dolabı dönen, döndürülen bir çark olarak anlamak gerekmektedir. Eğlence amaçlı bu hareketli çarklar da sulamada kullanılan dolaplara benzetilerek dönme dolap deyimi türetilmiştir.

Dönme dolaplar bayramlarda düzenlenen şenliklerde belli yerlere kurulan ve oturma yerlerine çocukların bindiği, çarklara bağlanmış, aşağıdan yukarıya sonra tekrar yukarıdan aşağıya inip çıkan büyük bir meydan oyuncağıdır.

Bir de eski köşklerde, konaklarda harem ve selâmlık arasında kadın ve erkeklerin birbirlerini görmeden yiyecek ve içeceklerin bir odadan diğer odaya alınıp verilmesini sağlayan dolaplar vardır. Dolabın bir yanı kapalı diğer tarafı açıktır. Dolap ekseni etrafında döndürülünce yiyecekler öbür taraftan alınabilmektedir. Bu düzeneğe de dönme dolap adı verilmiştir.  Ancak bizim konumuz eğlence amaçlı olan dönme dolaptır.

Dolap çevirmenin en sevimsizi ve kötüsü hiç kuşkusuz hileli yolla düzenbazlıkla, para kazanmayı amaçlayan şeklidir.  Biz bunu da geçelim lunaparklardaki dönme dolaplara dönelim. Bu dolaplar artık hayvan gücüyle, buharlı makinelerle falan değil elektrikle dönmektedirler. Dönüş, duruş ve kalkışları, güvenlikleri bir bilgisayar yazılımı ile kontrol altında tutulmaktadır. Oturma yerleri yerçekimi yasasına meydan okurcasına havada neredeyse yere paralel olacak kadar açılmakta, dönüş hızı azalıp artmakta ve kullanıcılara heyecanlı anlar yaşatmaktadır.
Çocukluk dönemlerimizin bu güzel aletleri Lunapark alanlarında veya ToysR Us gibi oyuncakçılardadır. Yazımıza son vermeden bir de Lunapark ne demekmiş kısaca ona bakalım.

Çarlık Rusya’sında yaşayan ve Marksist devrimci bir düşünür olan Anatoli Vasilyeviç Lunaçarski 1905 yılında ülkesinden Fransa’ya kaçmak zorunda bırakılınca, yaşamını sürdürebilmek için kendi adını verdiği bir park kiralamış ve bu parkta tam on iki yılını nişan tahtaları, sallanan tahta atlar, tahterevallilerle buralarda oynayan çocuklara sandviç satarak geçirmiş. Ama Bolşeviklerle bağını hiç kesmemiş, onların Avrupa’daki ileri bir karakolu gibi işler yapmıştır.. Aynı zamanda bir siyaset adamı olan Lunaçarski aslında bir sanat ve edebiyat tarihçisidir. İşler yoluna girince, yani 1917 Ekim devriminden sonra ülkesine dönmüş ancak Paris’ liler onun adını bu parkı aynı adla işleterek yaşatmışlar.

İngilizce Luna Park kavramının 1902’ de New York yakınlarındaki Coney Island"da kurulan eğlence parkının ticari adı olduğunu ve kökeninin buradan geldiğini ileri sürenler de vardır. Luna ilk kez 1901’de Buffalo Dünya Sergisinde sergilendikten sonra Coney Island’a taşınan kanatlı uzay gemisinin adı imiş. Bilindiği gibi Latincede Luna ay anlamına gelmektedir.

Lunapark kavramının bu ikili kökeninin hangisine inanmalı o bir yana ama insanların özellikle çocukların ilgi ve merakı sayesinde Lunaparklar dünyanın her yanına yayılmıştır. Lunaparkı varsa artık o kente eksiği kalmamış gözüyle bakılmaktadır.

18.07.2023
Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!