Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN

Lale

Lale adı, dilimize Farsçada gelincik ya da Anemon anlamına gelen لاله / lāle sözcüğünden alınmıştır. Kökeni yine Eski Farsçada kırmızı şey anlamına gelen alālag sözcüğüdür. Farsçada ve Osmanlıcada kırmızı anlamına gelen lâl sözcüğü de aynı kökten gelmektedir. Ancak lal sözcüğünün bir de dilsiz, konuşamaz anlamı da vardır. Lal ü fem tamlamasının hem kırmızı dudak ve hem konuşmayan ağız anlamları bulunmaktadır. Lalik sözcüğü de büyük olasılık ile kırmızı rengi çağrıştırdığı için domates yerine kullanılan bir sözcük olmuştur. Ancak bu yaygın değildir. Bazı Türkçe sözlüklerde lalik sözcüğünün yemeni anlamına geldiği de belirtilmiştir. Lale sözcüğü, esasen gelincik veya Manisa lalesi anlamına gelirken anlam kaymasına uğrayarak 17.yüzyıldan sonra bugünkü şeklini ve anlamını kazanmıştır.

Lale (Tulipa), zambakgiller (Liliaceae) familyasından Tulipa cinsini oluşturan güzel çiçekleri ile süs bitkisi olarak da yetiştirilen, soğanlı, çok yıllık otsu bitki türlerinin ortak adıdır.

Anavatanı Pamir, Hindukuş ve Tanrı dağlarıdır. Türkler Orta Asya’dan göç ederlerken bu bitkinin soğanları da yanlarında Anadolu'ya getirmişlerdir. Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur. Etli ve yeşil 2 ile 8 arasında değişen sayıda yaprağı vardır. Çiçekler, saplar ucunda çoğunlukla bir, bazen iki tane olur. Kırmızı, sarı veya ara tonlarda, bazen alacalı renklere sahiptir. Anadolu'nun dağlık bölgelerinde, Kafkasya Kırgızistan ve Himalaya dağlarında 4000 m'ye kadar olan yüksekliklerinde doğal olarak yetişebilir. Yazın kuru ve sıcak, kışın soğuk ve nemli geçen bölgelerde doğal olarak yaşayabilir. Lalelerin çok çeşitleri bulunmaktadır. Bunların arasında en ünlüleri: Basit erken laleler/Terry erken laleleri / Terry geç laleleri/ Zafer laleleri/ Darwin melezleri/ Basit geç laleler/ Zambak rengi laleler/ Saçaklı laleler/ Yeşil çiçekli laleler/ Rembrandt laleleri/Papağan laleleri/Kaufman laleleri ve melezleri/ Greig's laleleri ve melezleri/ Foster's laleleri ve melezleridir. Doğal laleler melezlenerek çok çeşitli laleler elde edilmiştir. Günümüzde 5544 çeşit lale yetiştirilmektedir.

Lalenin özellikle Doğu kültürlerinde, mitolojilerinde özel bir yeri vardır. Edebi metinlerde sıkça kullanılmıştır.  Mitolojilerde lalenin ortaya çıkışına ilişkin çok farklı anlatımlar bulunmaktadır. Bunların içinde en ünlülerinden birisi de Pers söylencesinde lalenin kökeni ile ilgili olanıdır. Bu öyküye göre yaprağın üstünde bir çiğ tanesine yıldırım düşer ve o çiğ tanesi ile yaprak alev alır. Daha sonra bunlar donarlar ve lale ortaya çıkar. Bu öyküye dayanılarak anlatıldığına göre lalenin çiçeğinin ortasındaki koyuluk bu yanma işleminin sonucunda oluşmuştur. İnançlar bu yönde gelişir.

Lale çiçeğinin bilimsel sınıflandırması şöyledir:
Âlem: Plantae, Klad Angiosperms/ Magnoliophyta yani kapalı tohumlular, şubesi: Monocots / Magnoliopsida yani tek çeneklilerdendir. Bitkinin takımı: Liliales, familyası da liliaceae yani zambakgillerdendir. Bu sınıflandırmada bitkinin cinsi de tulipa olarak gösterilmektedir.

Bu çiçeğin Türkçe dışında başka dillerde söylenişi de şöyledir: Fransızca: Tulipe/ İngilizce: Tulip/ Almanca: Tulpa/ İtalyanca: Tulipano/ Katalanca: Tulipa/ İspanyolca: Tulipán / Macarca: Tulipán/Korsikaca: Tulipanu/Azerice: lalə / Felemenkce; Tulp/Rusça: Тюльпан- tyul'pan/ Japonca: チューリップ-  Chūrippu/ Hintçe: ट्यूलिप? Tyoolip/ Arapça: الخزامى/ Alkhuzamaa/ Farsça: گل لاله- lale /Yunanca: Lalin

Lale, Osmanlı devleti döneminde 1520’li yıllardan başlanarak melezleme yöntemi de kullanılarak çeşitlendirilmiş ve geliştirilip yaygınlaştırılmıştır.16.’ncı yüzyılda lale artık Osmanlı kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu tarihlerde saraylar lale çiçekleriyle süsleniyor. Çiniler üzerinde lale şekilleri yapılıyor. Bu nadide eserler şu anda Topkapı Sarayı’nın en değerli parçaları olarak sergileniyor. Osmanlı sultanlarının lale çılgınlığı, 1718-1730 Sultan III. Ahmet dönemi Lale Devri olarak adlandırılıyor ve bu dönem zevk ve sefa dönemi olarak tarihe yazılıyor. Emirgân ve Sadabad sefaları çok ünleniyor.  Her yıl ilkbaharda, dolunayla birlikte, sarayda lale şenliği düzenliyor. Bu ilginç dönem Arnavut asıllı Patrona Halil’in başı çektiği yeniçeri isyanıyla sona eriyor.

Laleden Tülbent ve Tulipe’e

Yukarıda yabancı dillerde lale bitkisine verilen adlardaki benzerlik, aynılık dikkatlerinizi çekmiştir. İşte bu bitkinin yapılmasının öyküsü de 400 yıl kadar önce Osmanlılar döneminde başlıyor.
Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa ülkelerinden İstanbul’a gelen büyükelçilerine laleler armağan ediyor. Roma Cermen İmparatoru I. Ferdinand’ın İstanbul’a gönderdiği Hollanda kökenli büyükelçi Ogier Ghislain de Busbecq, bu lale soğanlarını görevinin gereği olarak Viyana’ya ve saraya götürüp sarayın bahçıvanı Carolus Clusius’a teslim ediyor. Bahçıvan Carolus Clusius da bu laleyi Hollandalılara tanıtıyor. Hollandalılar laleye büyük ilgi gösteriyorlar. O tarihten başlayarak Hollanda lalenin merkezi olmaya başlıyor. Giderek Osmanlı devleti lale tekelini Hollanda’ya kaptırıyor. Lale giderek Hollanda ile özdeşleşiyor. Hollanda’dan söz edilirken çeşit çeşit peynirlerin, bisikletlerin, kanalların ve turuncu rengin yanında herkesin zihninde bir de lale bitkisi canlanıyor. Hollanda yılda 3 milyar lale çiçeği soğanı üretiyor ve çoğunu da satıyor. Elbette bu kadar çok laleden önemli bir dış ticaret geliri elde ediyor.

Lalenin Avrupa’ya gidiş tarihi ve gidiş şekli konusunda kesin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Ancak birçok araştırmacı ve anlatıcı yukarıda değinildiği gibi lalenin büyükelçi Busbecq tarafından Avrupa’ya götürüldüğünü söylemektedirler. Bu soğanları Kanuni mi armağan etmiştir yoksa büyükelçi merakıyla mı alıp götürmüştür, o konuda kesin bir şey söylenemiyor.

Ancak Flaman botanikçi Carolus Clusius'la Leiden Üniversitesi'nin botanik bahçesi müdürlüğü görevini yaparken laleleri ekmeye başlıyor. İşte bu tarih yani 1594 yılı Hollanda için bir başlangıç kabul ediliyor.

Bu tarihten sonra Avrupa’da büyük bir lale sevgisi başlıyor. Fransız yazar Alexander Dumas dünya klasikleri arasında yer alan La Tulipe Noir/ Siyah Lale adlı bir roman yazıyor. Bu romanın bir de aynı adla filmi çekiliyor. Başrollerini Alain Delon ve Virna Lisi’nin oynadığı1964 yapımı bu filmi ben de seyretmiştim.

17. Yüzyılın ilk yarısında lale çılgınlığı La Tulipe Mania, inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Lale dünyanın en pahalı çiçeği haline gelmiştir. Tek bir soğanı bile bilmem kaç florine satılır hale gelmiş.

Şimdi de her yıl ocak ayında Amsterdam’da Ulusal Lale Günü Şenlikleri düzenlenmektedir. Dile kolay Damm Meydanına dikilen lale sayısı 200 binden çokmuş. Bu festival öncesinde ve sonrasında Tulpenroute /Lale Rotası adıyla çok ilginç geziler yapılıyormuş.

Anlatılan bu süreç içinde Osmanlı’nın Hollanda’ya kaptırdığı bu kültürel zenginlik sonunda Hollanda’nın ulusal çiçeği haline geliyor.

Lale nasıl olmuş da tulipe, tulipa olmuş? Yukarıda yarım bıraktığımız etimolojik bilgiyi şimdi biraz daha tamamlamaya çalışalım.

Lalenin ‘Tulipa’ olan botanik adı, Türkçe tülbent sözcüğünden kaynaklanıyor. Osmanlı döneminde devlet büyüklerinin, sultan ve vezirlerin başına taktığı kavuğun üzerindeki örtü ve bu tülbendin ucundaki süslemeler laleye benzetiliyor. Bir başka anlatıma göre büyükelçi Ogier Ghislain de Busbecq lale soğanlarını Anadolu’da hanımların başörtüsü olarak kullandıkları ve kenarları işlemeli olan bir tülbendin içine koymuş ve bu şekilde ülkesine götürmüştür. Büyükelçi sarayda bunları tanıtırken ve Flaman botanikçi Carolus Clusius’ a açıklamalarda bulunurken lale adını unutuyor, lale soğanını sardığı tülbendin adını lalenin adı olarak anımsayıp söylüyor ve herkes de çiçeğin adını tülbent olarak öğreniyor. Tülbent sözcüğünü de tam söyleyemiyorlar. Böylece yanlış yanlışa neden oluyor ve lale tulipa olup çıkıyor. Lalenin yaygınlaşması sonucu İngilizler, Almanlar, Fransızlar ve diğerleri de bu sözcüğü dillerine uyduruyorlar.
İnsan kendi dilindeki bir sözcüğün dünyanın birçok ülkesinde kullanılmış olduğunu görünce, anlayınca elbette seviniyor ve biraz da gururlanıyor ama aynı zamanda lale kültürünün el değiştirmesine de içten içe hüzünleniyor. Nereden nereye…

Ters Lale

Ülkemizin bir başka zenginliği de ters laledir. Farklı yapısıyla olduğu kadar güzel öyküleriyle de gören ve dinleyen herkesin dikkatini çekmektedir. Ters lale ülkemizin endemik bir bitkisidir. Süs çiçeği olarak da yetiştirilmektedir. Hüznün sembolü olarak bilinir. Ters lale çiçeği 19. yüzyılın sonuna kadar sadece Osmanlı-Anadolu toprağına özgü, endemik bir tür iken daha sonra dünyanın başka bölgelerine de taşınmıştır.

Ferhat ile Şirin’in aşkının ters lale ile ilişkilendirildiğini görebilirsiniz. Söylenceye göre Şirin ve Ferhat kavuşamadığı için bu lale ters bir yapıya bürünmüş ve kırmızı renge dönüşmüştür.
Yazın evvelinde Gence çölünde/Çıhıblar yene de dize laleler dizeleriyle başlayan Azeri türküsü dillerden düşmeyen ezgilerimizden bir tanesidir.

Aşk konusunda da ters lale çiçeği ile ilgili birden farklı anlamları bir arada görebilirsiniz. Ters lale büyük aşkların ve birbirine kavuşamayan sevdalıların çiçeği olarak anlamlandırılıyor. Anadolu'nun birçok yerinde ters lale ağlayan gelinlerin ve mutlu olamayan insanların çiçeği olarak tasvir ediliyor. Ters lalenin yapısı boynu bükük bir şekilde olduğu için ağlayan bir kişiye benzetiliyor. Boynu bükük olan lalenin üzerine gelen su damlaları doğrudan aşağıya doğru akıyor. Bu nedenle boynu bükük oluşu ve damlayan sular yere doğru akışı dikkate alınarak bu çiçeğe “Ağlayan Gelin adı veriliyor.

Ters lale çiçeği öykülerinden bir tanesi de Mimar Koca Sinan ile ilgilidir. Söylenceye göre Edirne’de Selimiye Camisi’nin yapılacağı yerde bir hanımın evi vardır ve evinin bahçesinde güzel laleler bulunmaktadır. Sinan burayı alıp üzerine bir cami yapmak istediğini söyler ama kadın kabul etmez, lalelerinden vazgeçmek istemez. Sonunda yapılacak camide mermerden bir lale şeklinin konacağını öğrenince razı olur. Selimiye Camii böylece yapılır. Mimar Sinan sözünde durmuş, camide yer alan müezzinler mahfilindeki mermer ayağa bu ters lale şeklini oldurmuştur. Söylencenin gerçek olup olmadığı bilinmiyor ama şu anda Selimiye Camisine ziyaret için gidenler bu laleyi görebiliyorlar. Ancak beyaz mermer üzerindeki bu şekli görebilmek için biraz ışıkla aydınlatması gerekmektedir.

Ters Lale öyküleri bitmiyor. Endemik bir çiçek türü olan ters lale Hristiyan söylencelerinde de kendisini gösteriyor. İsa’nın çarmıha gerildiğini gören ve çok üzülen anne Meryem’in gözlerinden dökülen yaşlarının düştüğü toprakta ters laleler bittiğine inanılıyor. Endemik bir bitki nasıl oluyor da bitmesi, büyümesi uygun olmayan Kudüs florasında bir anda yetişiyor, bunu anlayamıyoruz. Ancak söylencelerin doğruluğu bilindiği gibi tartışılamaz.

Yine bir başka söylencede Hz. Ali’nin çocukları Hasan ve Hüseyin’in Kerbelâ’ da Yezid taraftarlarınca öldürülmelerinin ardından bu çiçeğin boynu bükük ve rengi de kırmızıya dönüşmüştür.

Tülbent sözcüğü Farsça bir sözcüktür. Dilimize de Farsça’dan gelmiştir.
Tülbent’ in kökeni Farsça dūlband / دول بند  sözcüğü olup kavuk üstüne sarılan sarık, dolak anlamına gelmektedir.
Farsça dūl/dol دول kova + Farsça band بند /bağ, sargı anlamına gelmektedir. Bu iki sözcüğün birleştirilmesiyle de tülbend / kova sargısı sözcüğü oluşturulmuştur.
Anadolu insanı için tülbent kavuğun üzerine bağlanan sarıktan çok kadınların kullandığı bir başörtüsü olmuştur. Anadolu insanı tülbent yerine aynı anlama gelen yemeni ve yazma sözcüklerini daha çok kullanmaktadırlar. Oyalı, nakışlı, işlemeli yazmalar, yemeniler gelin çeyizlerinin vazgeçilmezlerindendir. Adına türküler yazılmıştır. Oyalı da yazma başında… Çemberinde gül oya, Gülmedim doya doya… vd.

Türban

Tülbende benzeyen bir de türban kavramı vardır. Fransızca turban Türk Sarığı sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Türkiye Türkçesindeki tülbent sözcüğünden hareketle kavuk üstüne sarılan sarık sözcüğünden Fransızcaya kazandırılmıştır.

Türkçede kullanılmakta olan sözcük Batı dillerinde anlamı değiştirildikten sonra Türkler tarafından geri alınmıştır. 1960'lı yıllara dek "Şık" ve "Batılı" bir kadın giyim unsuru olarak değerlendirilmiştir.

Turban Batıda 1920'li yıllarda moda olan sarık şeklinde kadın başlığı olarak tanımlanmıştır. [Cumhuriyet Gazetesi Arşivi 1930]

Türban sözcüğü, bilinen tarihte ilk kez Batıda 1920' li yıllarda moda olan sarık şeklinde bir kadın başlığıdır. (1930) Bu modaya göre kadın saçları türban şeklinde taranmış, sağ kulaktan sola doğru örülmüş saç şeklinde bir kordon ve ortasına bir bukle geçirilmiştir. Böyle bir tür başörtüsünün adı türbandır.

Tülbent yukarıda da değinildiği gibi iki anlamı olan bir sözcüktür. Bu anlamlardan ilkine göre saray ve çevresinde sultan vezir ve başka devlet büyüklerinin, din adamlarının giydikleri kavuğa sarılan bir bezdir, bir kumaş parçasıdır. İkinci anlamı ise Anadolu kadınının bir başörtüsüdür. Başörtüsü ile türban arasında gerek şekil ve gerekse amaç bakımından çok önemli farklar vardır. Tülbent tarlada, bağda bahçede kadının uzun saçlarını toz toprak gibi dış etkilerden korumak amacını taşır. Tesettür bundan sonra gelir. Erkekler de köyde, fes değil başını, saçını koruyacak bir takke takmakta veya şapka giymektedirler. Türban ise kadın saçını tümüyle kapatan ve amacı dinsel olmaktan çok politik olan bir örtünme, kapanma aracıdır. Türban bazı kesimler için kimlik sembolüdür. 1980’ li yıllarda başlayan devam eden tartışmalar sonrasında bazı kesimlerce bir hareketin bayrağı, simgesi haline gelmiştir. Bu gelişmelere koşut olarak türban da çok farklı desen, renk ve biçim değişiklikleri ile çok gelişmiştir. Sade bir bezden, ipekli bir kumaşa kadar çok çeşitleri bulunmaktadır. Türban takanlar ayrıca saçlarını kalıp halinde tutmasını sağlayan, lastikli bir bone de takmaktadırlar.
Tülbent Anadolu kadınının el emeği göz nuru ile nakışlarla işleyip kişiselleştirdiği bir örtü olduğu halde türban Anadolu kadınına yabancıdır. Batıdan alınmıştır. Bu tarz giyinmenin tarihsel kökleri Sümerlere oradan Hristiyan din kadınlarına, rahibelere kadar uzanmaktadır. Aslına bakılacak olursa doğanın zorlamaları dışında kadının saçının başının görülmesinin günah sayılması ataerkil toplum düzenidir. Dinler de bu durumu bilerek daha da sertleştirmişlerdir. Türban, zaman içinde, toplumdan topluma ve aynı toplumda ve aynı dinde farklı mezhepler arasında farklı şekiller almaktadır. Örneğin birçok Arap ülkesinde ve Mollalar yönetimi altındaki İran’da bizdekine benzer bir türban uygulaması bulunmamaktadır. Son zamanlarda baş örtüsü İran’da bizim Anadolu kadınlarının başörtüsünden saçı daha az kapatan bir hale gelmiştir. Saçların ön kısmı açıktadır ve örtünün uçları da bağlı değildir.
Ayni şekilde Hindistan’da Sikhlerin kadınları değil erkekleri başlarına türban benzeri bir bağ bağlamaktadırlar. Sikhlerin türban uzunluğu metrelerce olabilmektedir. Bağlanıp çözülmesi de ayrı bir ritüele bağlanmıştır.

Türban ve tülbent kavramları zaman içinde anlamlarını ve işlevlerini aşmış ve yepyeni şekiller ve işlevlerle, yeni anlamlarla karşımıza çıkmışlardır.

Anlatmaya çalıştığımız gibi lale/ tulipe kavramları bir sözcükten daha fazlasıdır. Bunlar kültürel ve ekonomik yönleri olan kavramlardır. Lale Osmanlı’da Batılı yaşam tarzına özenilerek yaşanan bir devrin adı olmuştur. Aynı zamanda Hollanda gibi küçük ve bataklık bir ülkeye lale büyük gelirler sağlayan bir tarımsal ürün olabilmiştir. Bu sayede topraklarını ıslah etmiş ve bu gün tarım ürünleri dış satımı ile dünyada hatırı sayılır bir noktaya gelebilmiştir. Hiç kuşkusuz bu işlerde Hollanda’nın tarımsal ve hayvansal ürünleri sınıflandırmasının, bunlar üzerinde geliştirici inceleme ve araştırmalar yapmasının çok büyük bir önemi vardır. Belki de bu gelişime en büyük katkıyı aslen İsveçli olan ama Hollanda’da çalışmalar yapan Carl von Linnaeus yapmıştır. Linnaeus flora ve fauna içinde yer alan varlıkların adını koymuş, onları kavramlaştırmış ve sınıflandırmıştır. Bu insanın geliştirdiği taksonomi bu gün hâlâ flora ve fauna konularında çalışanlara yol göstermekte,  kılavuzluk yapmaktadır.

Ali Can Polat
11.05.2022

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!