Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

POSTULAT-CREDO–İMAN

Doğada var olan tüm canlılar varlıklarını sürdürebilmek ve daha iyi koşullarda yaşayabilmek için hiç kuşkusuz bir şeylere inanmak gereksinimi duyarlar. Bu mantığın ve felsefenin de, sosyoloji, psikoloji ve matematiğin de en temel kurallarından biridir. En başta insanlar olmak üzere tüm canlılar duyarak, görerek ve diğer tüm duyu organlarını çalıştırarak elde ettikleri verileri, topluluk halinde yaşamanın sağladığı kültürel birikimlerle ve genlerinde kazınmış olan bilgilerle karşılaştırarak gelecekleri hakkında bir önermede bulunurlar.  Örneğin güneş ışıtır, ısıtır ama güneşte fazla kalınca kavurur. Ağacın altı serindir. Ağacın altına sığınırsam güneşin kavurucu sıcağından kurtulmuş olurum. Güneşin ışıtıcılığı, ısıtıcılığı, ağaç altlarının görece daha serin oluşu gibi şeylerin hepsi birer ön doğru/postulattır.
Postulat Fransızca’ dan dilimize girmiş olup bir mantık, felsefe, sosyoloji, psikoloji ve matematik terimidir. Kanıtlanmasına gerek duyulmadan doğru, gerçek veya gerekli olduğu kabul edilen bir düşünceyi ifade eden bir kural, bir varsayımdır. Sözcüğün kökeni Latince postulatum sözcüğünden gelmektedir. Postulatların geçerliliği doğruluğu görecelidir. Örneğin ateş, alev yakıcıdır ama bir ateşbaz illüzyonistin sahnede ağzına aldığı alevler onu yakmamaktadır. Daha önceki deneyimlerimize ve sahneye baktığımızda duyu organlarımızdan beynimize giden uyarılara göre ateşin, alevlerin yakması gerekmektedir. Yakmıyor, çünkü görünüşü alev olsa da bu alev bizim bildiğimizden farklı bir alevdir. Yakmayan alevin içeriğini, bileşimini bilene kadar bizim bu ve benzer inançlarımız sürecektir. Yeni bilgilerle bu postulat doğruluğunu, gerçekliğini yitirecektir.

İnanmak eski Roma’da Latince credere sözcüğü ile anlatılıyordu. Latince bu eylemden türetilen diğer sözcükler de şunlardın.
Créditendis: İnançlı/ Incrédentis: İnançsız/ Credo: İnanma
Latince dilinde inanmış olmayı karşılayan bir başka sözcük de Fides ‘tir. Bağlılık anlamına gelmektedir. Bundan türeyen sözcükler de Fidel, fidelite: İnançlı, sadık, sadakat ve bağlılık anlamlarına kullanılmaktadır.

Bugün inanmak ne anlamda diye sorulabilir. Yaratıcı bir ortaçağ etimolojisine göre, inanmak Latince kor-dare'den türemiştir. Yani kalbi vermek, onu koşulsuz olarak başka birinin eline vermektir. Latince cordis, Fransızca cœur kalb demektir. Dare de Latince ve İtalyanca da vermek anlamınadır. 

Fransızca sözlüklerde croire: İnanmak, sanmak, inandırmak, / crédibilite: İnandırıcılık, / crédirentier: Geliri olan kimse, gelirci, / créditer: Kredi açmak, açtırmak, / crédit: Birinin aldığı borcu geri vereceğine inanma, güvenme.—Ödeme vadesi—Borç hesabı—Ödenek—Saygınlık itibar---, / créditeur: Alacaklı, /
credo: Bir kimsenin kanış ilkeleri, Hristiyan amentüsünün ilk sözcüğü ve bu amentünün adı. / Credule: Çabuk kanan, saf anlamlarına gelmektedir.

Buraya kadar olanları özetlersek; toplumsal ilişkiler içinde insanlar belli tutum ve davranışlar karşısında karşı tarafı temsil eden kişi, kurum veya kuruluşların nasıl tepki vereceğini, ne yapacaklarını ve ne yapmayacaklarını bilmek, onlara güvenmek ve inanmak gereksinimi duymaktadırlar. Latin dünyası bunun için bir de çok anlamlı bir deyim üretmişlerdir. Pacta Sunt Servanda. Özetle söylemek gerekir ise herkes verdiği sözü tutmak ile ödevlidir. Görüldüğü gibi doğal olaylardan toplumsal ilişkilere kadar yaşamın her aşamasında insanlar karşısındaki kişi, kurum ve kuruluşlara, olaylara hep bir varsayımla yaklaşmaktadır. İnsanlar beli bir işin yapılması veya hizmetin görülmesi için bir başkası ile anlaşmakta. Bu anlaşma, sözleşme uyarınca  (A) , (B)’ ye bir şey verecek o da bunun karşılığında bir bedel ödeyecektir. Bu alışverişlerin en çok öne çıkanlardan bir tanesi de borç alma verme konusudur. Borç veren kendisine ait olan bir şey veya parayı bir başkasına vermektedir. Öngörülen sürenin sonunda yani vadenin dolmasıyla birlikte aldığı veya kullandığı para veya eşyayı kullanma bedeli ile birlikte sahibine geri verecektir. Verilen şeyin geri verilip verilmeyeceği veya verilemeyeceği önceden bilinemez. Bu bilinmezlerden en önemlilerinin başında geleni söz verenin, sözleşme yapanın, kendisine güvenilen ve inanılanın sözünde durup durmayacağıdır. Zaman içinde kimlerin güvenilir, kime ne kadar inanılır sorularının bazı ipuçları vardır. Bir şeyi veya parayı veren bir kişi yahut da bir siparişi yerine getiren kişi karşı tarafın inanılırlığını ve güvenilirliğini değerlendirmektedirler.  Kendilerine inanılan ve güvenilen kişiler credible inanılmayan, güvenilmeyen incredule veya incredible, incroyable olarak nitelendirilmektedir. Dikkat edilecek olursa bunların hemen hemen tamamı credere eyleminden türemektedir. Bu da toplum yaşantısı için inanmanın ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Ve yine dikkat edilecek olursa bunların hiç birinde dinsel bir yollama bulunmamaktadır. Hepsi seküler bir yaşantının araçlarıdır.

Ne var ki daha sonraki yıllarda gündelik toplumsal yaşantı içinde din kuralları ağırlık kazanmaya başlayınca işin rengi değişiyor. İnanmak ya da inanmamak insanların elinden alınıyor. Zorunlu hale getiriliyor. Bu zorunluluk da hem bu dünyada ve hem de bu dünyadan sonra var olduğu söylenen “uhrevi” dünyada çok ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Pagan dünyada sıradan bir iş olan inanma-inanmama sorunu din toplumlarında korkulan bir konu halinde gelmiştir. Hristiyan dünyada Credo/ Amentü olarak açıklanan bu kurallara aykırı bir eylem ağır suç/ günah olarak nitelendirilmekte ve toplumsal yaşamdan uzaklaştırılmadan başlayıp asma, kesme, yakmalara kadar varan cezalarla cezalandırılmaktadır.

Türkçemizde inanmak sözcüğünün kökeni Eski Türkçe/ Uygurca  (ınan) ‘dır, güvenmek, umut bağlamak ve sığınmak anlamına gelmektedir. Ayrıca, Eski Türkçe/ Moğolca (ına) ‘dır ve gerçeklik, doğruluk ve güven anlamındadır. Bu köklere yapılan eklerle bu günkü dilimizde kullanılan sözcüklere ulaşılmaktadır.

Ali Püsküllüoğlu Türkçe Sözlük’ te inanmak eylemini a) bir şeyi doğru, gerçek olarak kabul etmek b) bir kimseyi doğru sözlü olarak bilmek, ona güvenmek c) bir şeyin var olduğunu kabul etmek d) sevilecek, güvenilecek ve bağlanılacak en yüce varlık olarak görmek e) kanarak aldanmak.

TDK da hemen hemen bu anlamlara gelen tanımlamalar yapmaktadır.
Dilimizde bu kökten türeyen sözcüklere de bakmak gerekmektedir.

İman Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, dinsel inanış, inanç. Tanrı’ya ve İslam dinine inanma.

İnanç: Bir düşünceye, bir kanışa bağlı bulunma veya bağlı bulunulan düşünceye verilen ada itikat denmektedir.

İnancılık: Usçuluğun tersine aklı yetersiz bulup yapılan inceleme ve değerlendirmeleri inanla tamamlamayı ileri süren görüş. İmâniye.

İnan: a) inanmak eylemi, inanma b)Tanrıya duyulan sınırsız güven, inanış. İman c) bir şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü, gücünü kesin ve sarsılmaz bir duyguyla benimseme. İman d)felsefi açıdan kişinin doğrularının tümüdür.

İnanlı: İnanı olan, inanmış, mümin, imanlı, mutekit.

İnançsız: İnanı olmayan, imansız

İnanca: Bir iş nedeniyle olası zararlara karşılık gösterilen para veya şeydir. Güvence.

İnal: Kendisine inanılan kimse

İnak: Dogma, nas. Her türlü inceleme ve eleştirmenin üstünde tutulan, gözü kapalı inanılan düşünce.

İnaksal: İnaklarla ilgili, dogmatik, naslara değgin.

Ümmet: bir peygambere inanıp onun yolunu seçen kimselerin tümü. Müslümanlığa inanan ve bağlı olan, Hazreti Muhammet’in yolundan giden Müslümanların tümüdür.

Kâfir; Tanrı’nın varlığına inanmayan, Tanrıtanımaz, dinsiz, inançsız kimse. Halk arasında genellikle Hıristiyan olanlara halkın verdiği addır.

Küffar: Arapça كفار / كُفَّارْ (Tekili: Kâfir) Gâvurlar. İslam dinini inkâr edenler. Kâfirler.

Kefere: Arapça kafarat كفرة  kâfirler topluluğu, kâfirler âlemi sözcüğünden alıntıdır. Arapça kfr kökünden gelmektedir. Kāfir كافر  sözcüğünün çoğuludur.

Gâvur: Gâvur, Türkçede Müslüman olmayan kişileri belirtmek için kullanılan bir nitelemedir. Osmanlı Devleti döneminde Farsça gebr sözcüğünden Türkçeye girmiş ve bu dönemde gayrimüslimleri, özellikle de Rumları nitelemek için kullanılmıştır.

 

İster Hristiyan, ister Müslüman ya da Yahudi olsun bu üç dinde inanmak konusunun çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Bu üç dinin peygamberleri mutlak doğrunun, gerçeğin biricik sahibinin tanrı olduğunu, ezeli ve ebedi bu büyük gücün her şeyi yaratmaya ve yok etmeye kadir, muktedir olduğunu, her şeyin ve insanların en küçük ayrıntıya kadar kaderlerinin onun iradesine bağlı olarak şekillendiğini ve şekilleneceğini açık bir dille anlatmışlardır. Mutlak güç ve bilgi Tanrıda, Allah’tadır. İnsan peygamberler aracılığı ile aktarılmış olan bilgi ile sınırlı olarak bu dünyada yaşamaktadırlar. Sonuçta iyi ya da kötü eylemleri tanrı tarafından tartılacak insanların bazıları cennete, bazıları da cehenneme gideceklerdir. Diğer inanç sistemlerinde buna benzer kuram ve kurallar varsa da Ortadoğu’dan çıkan bu üç din diğerlerinden belirgin farklarla ayrılmaktadır. Bu nedenle incelemeyi bu üç din üzerinden yapıyoruz.

Yaşayan insanlardan bir tanesinin çıkıp doğruların, gerçeklerin, bu dünyana nelerin yapılması ve nelerin yapılmaması gerektiğine ilişkin kurallar koyması mümkündür. Sorun bu kuralların insanlara tebliğ edilmesinde, anlatılmasında değildir.

Yazının başında da belirttiğimiz gibi insanlar doğa ve toplum içinde varlıklarını sürdürebilmek ve daha iyi koşullarda yaşayabilmek için hep bir arayış içinde olmuşlardır. Evrimsel gelişimi içinde insan, homo erectus olarak iki ayaklarının üzerine dikildikten sonra özetin özeti olarak boşta kalan ön ayaklarını yani ellerini yürümenin avının üzerine koşmanın, tehlikelerden kaçmanın dışında başka bir iş için daha kullanmaya başlamışlardır. Eller bir şeyleri tutma üzerine gelişmiştir. Yine bedenin dik duruşu ile yükselen baş daha geniş bir görüş alanına ulaşmış ve bu ona yeni bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Kafatasının içindeki beyni büyümüş ve yeni işlemler için önemli değişiklikler geçirmeye başlamıştır.

Gelişen beyin yaşamsal önemde yeni işlevlere hazırlanmaya başlamıştır. İnsan beş duyusu ile algıladıkları duyumları bu laboratuvarda, beyninde değerlendirmiştir. Bu işlemler aynı zamanda bir bilgisayarın iç belleği gibi bilinç dediğimiz şeyin alt ve üst katmanlarına yazılmaya başlamıştır. Bütün bu işleri yaparken akılsal, mental özelliklerini ve cesaretini kullanmıştır. Bu serüvende ona sürekli kılavuzluk eden curiosité/ merakı olmuştur. Her taşı kaldırdığında acaba yanındaki taşın altında ne var, daha başka ne var şeklindeki merakı onun dünyayı anlamasına ve değiştirmesine en büyük yardımcısı olmuştur.

Oysa bu dinler her şeyin tanrı tarafından bilindiğini onun istek ve iradesine göre belirlendiğini söylemektedirler. Ancak söylenenlerin ötesinde beslenme, barınma ve güvenlik konuları tümüyle insanın bileklerindeki güç ve kafataslarının içinde gelişen akıl sayesinde sağlanabilmektedir.

Yukarıda da değinildiği gibi bu dinlerin görevli ve savunucularının kendilerince uygun bulunan ya da tanrı tarafından bildirilen kuralları tebliğ etmesi bir sorun oluşturmamaktadır. Din adına konuşanlar tek doğrunun bu olduğunu ve herkesin de bunu kabul etmesi gerektiği söylemeye başlamışlar ve yönde zorlamalarda bulunmuşlardır. Bu zorlamalarla birlikte toplumda ayrışmalar ve gerilmeler artmıştır. Gerilme bir yere geldiğinde de ortaya şiddet çıkmaktadır. İnsanlık tarihinin son dört-beş bin yılı bu tür şiddet olaylarıyla, kanlı savaşlarla geçmiştir. İnsanlar çok acılar çekmişlerdir.

İnanmak diye tanımlanan bu eylemin içeriği nedir? İnsan konusu ne olursa olsun bir şeye inandığında ne olmaktadır, insanın zihninde ve insanın dışında değişen şeyler nelerdir?

Konuyu somutlaştırır isek; M.Ö. 28.Mayıs.585 tarihinde Miletos’lu Thales güneş tutulmasını hesap edip açıklayana kadar böyle bir doğa olayı hakkında hiç kimse ağzını açmaya bile cesaret edemiyordu. Thales bu öngörüyü, Didyma’lı bilicilerden, kâhinlerden öğrenmemişti. Merakı, bilgileri ve cetvel-kalem hesabı ile bulmuştu. Sonuçta Olympos’lu tanrıların da kafası karışmış ama Thales’i cezalandıramamışlardır. O tarihten sonra da artık bu tanrıların fiyakası bozulmuş, güçlerini kaybetmeye başlamıştır.

Siracusa’lı Archimedes hamamdan yarı çıplak fırlayıp eureka diye bağırırken içindeki “merak” denen sevimli çocuğun coşkusunu yaşıyordu. Bir din insanı veya başka birisinin inancına yasak koyanlar hangi dürtülerle hareket ediyorlar?
Archimedes sırtını örtecek bir giysiye sahip olamadan öldü gitti ama tanıdığımız nice din insanları dünyadan ayrılırken varsıllıklarını bırakmakta hayli zorlandılar!

Kurulu düzenlerini sürdürebilmek için İskenderiye’li Hypatia üzerine yürüyenlerin başında o dinin insanları vardı. Hypatia bilim için çalışıyordu.

Yine örneğin dinler ve din adına konuşanlar daha düne kadar dünya düz bir tepsi gibiydi şeklinde bir görüş sahibiydiler ve bunu çok yüksek sesle savunuyorlardı. İşte Isaac Newton, Galilei Galileo ve Kopernik. Bu üç büyük bilim insanı Hristiyanlık dininin ve kilisenin düşündüklerinden, söylediklerinden ve kitapta yazılanlardan farklı şeyler söylüyorlardı. Bu bilim insanlarının bu düşünceleri nedeniyle başlarına gelmedik kalmadı. Örneğin Giordano Bruno düşünceleri nedeniyle yargılandı ve 1600 yılında Roma’da Campo di Fiori meydanında diri diri yakıldı. Engizisyonlarda verilen ölüm cezalarını, yapılan işkenceleri yazmakla bitmez. Rönesans ve reform hareketleri sonrasında çıkan mezhep savaşları, tarihteki Haçlı Seferleri, Yahudi ve İslam dünyalarında buna benzer yüzlerce, binlerce olay. Belli bir dine inananlar, diğerleri ile ve kendi dinlerinde olup da başka mezheplere ayrılmış gruplarla sonu gelmez savaşlara tutuşmaktadırlar.

Birileri çıkıp bu şeye veya bu olaya inanınız, iman ediniz deyince artık senin zahmet edip düşünmene gerek yok, doğru olan da,  gerçek ve hakikat olan da budur. Bundan ibarettir. Bununla yetinin demek istenmektedirler. Kafanıza bir şey takılırsa hiçbir şey yapmayın, gelin bize derdinizi anlatın, biz bir çaresine bakarız demektedirler. Onlar bu yaptıklarından başka, listeleri bu coğrafyadan ötekine biraz değişse de şu ibadetleri yapın, acaba diye bir şey sormayın ve düşünmeyin demektedirler. Çoğu kez din adına hareket edenler veya dini bir araç olarak kullananlar kendi dünya görüşlerini kendileri gibi düşünmeyenlere zorla kabul ettirmekte ve bu cléricaliste düşünce sistemi ile bir düzen kurmaktadırlar. Birçok kez de bu insanlar toplumda egemen sınıfların ortağı olarak hareket etmekte ve çalışanların emeklerini sömürmektedirler.

Dünyanın varlığı ve işleyişi konularında farklı kişi ve grupların farklı düşüncelerde olması ve bu düşüncelerini kamuoyu önünde anlatmaları çok doğaldır. Ancak bu farklı düşüncelerden birinin diğerini susturacak, yok edecek noktaya gelmesi kabul edilemez. İşte laiklik üzerine yapılacak açıklama veya tartışmalar da burada başlamaktadır. Ancak laiklik başlı başına incelenecek bir konu olduğundan bu yazının içine sıkıştırılması doğru olmayacaktır.

Din adına hareket edenler, insanlar farklı düşündükleri ve düşünceleri doğrultusunda farklı hareket ettikleri bir durumda dinsizlikle, imansızlıkla, kâfirlikle, gâvur olmakla suçlamaktadırlar ancak bunların haklı hiçbir nedeni yoktur. Kim gâvur kim değil bunu kim bilecek? Anlatıldığına göre 1711 yılında Prut Savaşı sırasında hem Osmanlı ve hem de Çarlık Rusya’sı ertesi gün önemli bir muhabereye hazırlanmışlardır. Akşam Osmanlı karargâhında görevli din adamları, imamlar askerleri savaşa hazırlamak için onların din duygularını harekete geçirirler. Yarın derler küffarın üzerine gidiniz ve onlara aman vermeyiniz. Hepsini kılıçtan geçiriniz. Ölürseniz şehit, kalırsanız gazi olacaksınız… Aynı şekilde Rus ordusu karargâhında hazırlıklar tamamlanır ve papaz vaaz vermeye başlar. Yarın küffarın üzerine gidin ve onlara aman vermeyin. Hepsini kılıçtan geçirin. Ölürseniz şehit, kalırsanız gazi olacaksınız… Görüldüğü gibi hiç boş yok. Her iki taraftan ölecekler şehit, kalacaklar da gazi olacaktır. Yalnız imamlar ve papazlar savaşmadıkları için onların gazilik veya şehitlik mertebelerine yükselme olasılıkları bulunmamaktadır.

Diğerleri bir yana ama Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in yolundan gidenlerin tamamı, aynı Allah’a inandırmak istiyorlar. Her üçünün amacı da aynı ise bu kavga gürültü niye? Eğer bir sorun varsa oturup acaba doğrusu, acaba gerçeği bu mudur o mudur diye düşünüp taşınsalar da kendi aralarında bir uzlaşmaya varsalar, boş yere onca insan ölmese diyorum. Çok mu aykırı bir şey söylüyorum? Biliyorum bu üç dinin ayrı mezhepleri bile bir arada geçinemiyorlar nerede bir uzlaşmaya varılacak?

Bir bilim insanının karşısına bir başkası çıksa, bu senin teorin, senin deneyin on para etmez dese ne karşılık verir dersiniz? Ya öyle mi, buyur gel, sen yap da görelim deyip geçiştirir, öyle değil im? Siz hiç farklı düşüncede olan bilim insanlarının benimki doğru deyip ötekini kabule zorladığını gördünüz mü, iki bilim insanının bu yüzden kavgaya tutuştuğunu duydunuz mu?
Bilim insanlarında olan bu hoşgörünün ve bu empatinin bir benzerini din insanlarında da beklemek, biliyorum çok büyük bir iyimserlik. Ama olmasın, onlar da artık coexistense, birlikte bir arada yaşama ilkesini benimseyip içselleştirseler. İnananı inanmayanı ayırmasalar, birilerini kendilerine benzemiyor, kendileri gibi düşünmüyor diye aşağılamasalar, küfretmeseler. İnsanları başta cennet, cehennem olmak üzere her yaptıkları ve düşündükleri için korkutmasalar.

Hoşgörü ve empatiden yoksun olanların, tartışmadan kaçanların, insanların meraklarını gidermek için soru soranlara, düşündüklerini kanıtlamak için deneyler yapanlara engel olanların, insanlara sevmeyip, aralarına kin ve nefret tohumları saçanların, insanları ayrıştıranların, onları korkutanların, korku ile dünyaya bir sistem kuranların ben savundukları düşüncelerin zayıf olduğunu veya en azından o düşünceleri savunacak kadar bilgiden yoksun olduklarını düşünüyorum.

İnanmak denen şeyi postulat olarak kabul edenlere, gerçeğin, doğrunun göreceli olduğunu akıldan çıkarmayanlara, dinsel veya dinin dışında, herhangi bir konuya körü körüne inanmayanlara, kendine bilimi ve bilimsel kuşkuculuğu kılavuz yapanlara, her türlü dogmatik düşünce ve anlayışa karşı çıkanlara, düşünce ve inançlarını başkalarına zorla kabul ettirmeyenlere, merakları için düşünen ve çalışanlara selam olsun.

Ali Can Polat
09.05.2022

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KAIROS - SENKRON
KAIROS - SENKRON
TESPİH, TESPİH AĞACI, ÇİÇEĞİ, TESPİH BÖCEĞİ VB…
TESPİH, TESPİH AĞACI, ÇİÇEĞİ, TESPİH BÖCEĞİ VB…
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!