Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE

TEVHİD: Arapça olan bu sözcük vahdet yani bir olmak kökünden türetilmiştir. İslam terminolojisinde bazıları Allah için kullanıldığında bu sözcüğe birleştirme, birleşik, bitişik, eklenti, karışım olma anlamları yüklenmesine de karşı çıkıp bunların Allah’a şirk koşmaya ortam hazırlayıcı olduğunu söylemektedirler. .

Tevhit sözcüğü Arapçada tawḥīd توحيد [#wḥd II msd.] birleştirme, bir kılma, köklerinden alıntıdır ve birlik anlamlarına gelmektedir. Whd kökünden, wahada: Bir idi, tek idi fiilinin tefˁîl vezni mastarıdır.

TDV İslam Ansiklopedisi kaynaklarına göre tevhid  التوحيد Allah’ın zâtında, sıfatlarında, mâbud (tapınılacak, kendisine ibadet edilecek tanrı) oluşunda bir ve tek olduğunu zihin ve kalp yoluyla kabul etme anlamında terimdir.

Yine aynı kaynağa göre kelime i tevhid de كلمة التوحيد İman esaslarının özünü ifade eden cümle için kullanılan bir tabirdir. 

Yapılan açıklamalara göre de anlamı: Zât-ı ilâhiyyeyi zihinde canlandırılabilecek her şeyden berî kılmak” anlamındaki tevhîd ile burada “cümle” mânasına gelen kelimeden oluşan kelime-i tevhid (kelimetü’t-tevhîd) tabiri Allah’tan başka tanrının bulunmadığını ifade eden cümlenin adıdır.

Hat sanatında kelime-i tevhid denilince, onun değişik ibareler içinde tekrarından oluşanlarla kelime-i şehâdetin tamamı veya bazı kelimeleri yanında bu mânaya gelen diğer ifadelerin bilhassa celî yazılarla tertip edilmiş güzel örnekleri anlaşılmalıdır.

Kelime-i Tevhid bayrağı “La ilahe illallah, Muhammedün Resullullah" yazan bir bayraktır. Hilafet Bayrağı'nın diğer yüzünde görülebilir. Türkçe'de “Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah'ın resulüdür” anlamına gelir

KELİME-i ŞEHÂDET  كلمة الشهادة Allah’tan başka ilâh bulunmadığına, Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanmayı ve bunu sözle belirtmeyi ifade eden bir terkiptir.

Kelime-i şehâdet (kelimetü’ş-şehâde) İslâm dininin beş temel esasından birincisi olup “tanıklık etme ifadesi” demektir. Dinî bir terim olarak, “Allah’tan başka ilâh bulunmadığına ve Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna gönülden inanır, sözle de ifade ederim” anlamına gelen “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” cümlesinin yerine kullanılır.

 

Kelime-i şehâdet, “Allah'tan başka ilâh yoktur” anlamına gelen kelime-i tevhidin başına “eşhedü” fiilinin eklenmesiyle meydana gelmiş olup muhteva itibariyle aralarında bir fark yoktur. Ancak kelime-i şehâdet özellikle tanıklığı (inancı ve bunu ifadeyi) vurguladığı için İslâm'a mensubiyeti belirtir
 

HİLÂFET  الخلافة İslam peygamberi Muhammed'in 632 yılındaki ölümünün ardından oluşturulan siyasi bir makamdı. Devlet başkanlığı kurumudur. Bu siyasi makamın başındaki kişilere halife denirdi.

TDV İslam Ansiklopedisi’nde Hilafet Bayrağı maddesi bulunmamaktadır.En azından ben bulamadım.
Sözcük, Arapça χlf kökünden gelen χilāfat خلافة  halifelik sözcüğünden alıntıdır. Arapça χalīfat خليفة  halife sözcüğünün mastarıdır.
Halife Arapça fiˁāl vezni mufāˁala ͭ vezni ile eş işlevlidir. Arapça bu fiil, dilimizde de kullanılan bir başka sözcüğü, muhalefet sözcüğünü de aklımıza getirmektedir.

Muhalefet, bir görüşe, bir eyleme, bir tutuma veya benzerlerine karşı olma durumunu, aykırılığı ifade etmektedir. Bu görüşte veya durumda olan şeylere, kişi veya gruplara da muhalif denmektedir.
Sözcük, Arapça  xfl kökünden gelen muχālafa ͭ مخالفة dan türetilmiş olup karşıt olma, karşıtlık,  Arapça χalafa خلف (birinin) ardından (hilafına) konuştu, topluluktan ayrı düştü, zıt gitti anlamlarında kullanılmaktadır.

Hilaf da yine Arapça aynı xlf kökünden gelen  χilāf خلاف sözcüğüdür.  A’ nın söylediğinin hilafına konuştu veya bir eylemde bulundu gibi.

Halef sözcüğü de Arapça χlf kökünden gelen xalafa/ χalaf خلف ‘dır. Türkçemizde yeni yeni yerini ardıl sözcüğüne bırakmaktadır Birinin yerine geçti, ardından geldi, birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü şeklindeki cümlelerde yer almaktadır. Bu sözcüğün Aramice/Süryanice χālaf חָלַף   geçme, yerine geçme, değişim sözcüğü ile eş kökenli olduğu söylenmektedir.

Selef sözcüğü ise halef sözcüğünün karşıtı bir anlamdadır. Sözcüğü Türk Dil Kurumu bir meslekte ya da görevde kendinden önce bulunan ya da yerine geçilen kimselere verilen ad olarak açıklamaktadır.

Selefilik sözcüğü daha çok dinsel anlamıyla öne çıkmaktadır. Sünni İslam içerisinde aşırı köktendinci reform hareketinin adıdır.

Selefîlik veya Selefizm (Salafizm veya Selefiyecilik olarak da bilinir. Arapça: السلفية Selefiyye, temelleri çoğunlukla İbn-i Teymiye ve öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye tarafından atılmış bir İslâm inanç hareketidir. Günümüz Selefileri çoğunlukla, Vehhabîlik’in kurucusu Muhammed bin Abdülvehhâb'ın yazılarını ve görüşlerini kabul ederek eylemlerde bulunurlar.

Selef, önde olan anlamına gelir ve geleneksel olarak İslâm Peygamberini, sahabeleri ve onları görenleri esas alır. Onların görüş ve düşüncelerini yaygınlaştırmak isterler.

Son günlerde tevhit, hilafet konuları sıkça konuşulmaya, yapılan kimi gösteri ve mitinglerde “hilafet bayrağı” açılmaktadır. Yazımızın başında tevhit ve hilafet kavramlarının etimoloji ve anlamları üzerinde durduk. Bunu yaparken de herhangi bir tartışmaya yer vermemek için TDV İslam Ansiklopedisini kaynak olarak aldık. Hilafet bayrağı konusunda bir alıntı ile yazımızı sürdürelim.
*
Tarihçi ve yazar Necdet Sakaoğlu, kendisi ile yapılmış bir söyleşide: “Osmanlı Devleti'nin ilk resmi bayrağı III. Selim’in padişahlığı zamanında Nizam-ı Cedid’ in (Yeni Düzen) getirdiği bir yenilik olarak 18. yüzyılın sonundan itibaren kullanılmaya başlandı” diyor.  Sakaoğlu, “Osmanlı padişahlarının halifeliği hiçbir zaman bayrak, sancak ya da tuğrayla temsil edilmedi. Hilafet bayrağı diye halifelik makamını temsil eden bir bayrak hiçbir zaman kullanılmadı.” İfadelerini kullanıyor.

Tuğlar ve Peygamber’in sancağı

Eski Türkçe kaynaklarda savaşlarda ucuna bir bez parçası ya da hayvan kuyruğu takılarak kullanılan mızrak olarak geçen bayrak, topluluk veya askeri grubun sembolüydü.

İslamiyet öncesi ve sonrası Türklerde de devlet ileri gelenlerinin, komutanların, askeri birliklerin bayrakları vardı.

İslamiyet öncesinde manevi değer taşıyan hayvan şekillerinin yanı sıra kullanılan ay, yıldız ve güneş; İslamiyet sonrasında da sancaklara taşındı. Bunlara Zülfikar (çift uçlu kılıç) gibi eklemeler geldi.

Tarihçi Sakaoğlu, Osmanlı padişahlarının, imparatorluk sembolü olarak gittikleri yere dokuz tuğ (tepesinde at kuyruğu bulunan, altın uçlu mızrak) taşıdıklarını belirtiyor. Tuğ, bir nevi askeri güç sembolüydü. Dokuz tuğun altında rütbelerine göre vezirlerin tuğları olurdu.

III. Selim zamanında al zemin üzerine ay ve şualı ilk resmi bayrak kullanılmaya başlanmadan önce resmi olarak, sefere giderken tuğlar çekiliyordu.

Yeniçeri birliklerinin ve deniz kuvvetlerinin flamaları vardı. Ancak resmi ve genel değildi.

Öte yandan Sakaoğlu, Muhammed Peygamber'in kullandığına inanılan Sancak-ı Nebevî’ den bahsediyor. Topkapı Sarayı’nda Kutsal Emanetler arasında saklanan bu siyah bayrak, zamanla eskimiş ve parçalanmıştı.

“Yenileri yapılıp yerine kondu. Padişah sefere gideceği zaman dokuz tuğ ve Sancak-ı Nebevî saray kapısının dışına asılırdı. Bu, halka ‘Ordu savaşa çıkacak’ demekti. Manevi kuvvet olarak savaşa götürülürdü ama tabii artık orijinali değildi. Birliklerin ayrı sancakları da vardı”.

Sakaoğlu, halifeliği temsilen bir bayrak olmadığı gibi halifenin bayrak çekme gibi bir görevi de bulunmadığı belirtiyor: “Abbasiler döneminde Abbasi halifeleri büyük cami yapan hükümdarlara, siyah ve üzerinde fetih ayetleri yazan bir bayrak gönderirlerdi. O halifenin hükümdarı meşru saydığına dair bir simge idi. Daha sonra Selçuklu ve Anadolu beyliklerinde de devam etti. Bu bayraklar Osmanlı öncesidir, müzelerimizde de vardır”.

Son Halife II. Abdülmecid’in sembollerin değerini bilen biri olduğunu belirten Sakaoğlu, “Ama hilafeti temsilen bir bayrağı hiç olmadı. Vahdettin’in de yoktu” diyor.

Halife sıfatı nasıl kullanıldı?

Sakaoğlu, “Osmanlı padişahının halifeliği de Küçük Kaynarca Antlaşması’nın (1774) ardından imzalanan Aynalıkavak Tenkihnamesi (1779) ile tahtta I. Abdülhamid varken ilk defa vurgulandı” diyor. Ondan önce Osmanlı padişahlarının künyesinde halife lafının olmadığını belirtiyor.

Hatta bunu, anlaşmaya katılan yabancıların, Osmanlı’yı bir de o yönden baskı altına almak için önerdiğini belirten Sakaoğlu, “Osmanlı padişahını, İslam ülkelerinde çıkan karışıklıklar için de sorumlu tutmak için konmuş bir tuzaktır” diyor ve halifeliğin resmi bir anlamının olmadığını da ekliyor:

“Yarı resmi, yarı dini belgelerde halife sözü her zaman yalnız Osmanlı değil başka beyler, sultanlar tarafından da kullanılmıştır. Hazreti peygamberin kurduğu dine yardımcılık eden anlamındaydı, resmi bir anlamı yoktu”.

Padişah tahta geçtiğinde düzenlenen tören olan cülusun da camide değil sarayda yapıldığını vurgulayan Sakaoğlu, “Padişah olarak hitap edilirdi, halife hazretleri denmezdi” diyor.

“Halifeliğin en büyük göstergesi siyah sarık sarmaktı. Bütün Abbasi halifelerinin başında siyah sarık vardı. Bizimkilerde ise beyaz sarık, beyaz kavuk bulunuyordu. En son ise fes giyildi”.

Piyasada dolaşan “hilafet bayrakları”

Osmanlı İmparatorluğu'nda da ordu ve donanma birliklerinin flamaları vardı.

Bugün bunların bir kısmı Deniz Müzesi, Topkapı Sarayı, Askeri Müze gibi yerlerde bulunuyor.

Askeri Müze Bayrak ve Sancak Koleksiyonu’na göre, Osmanlı’da kullanılan ilk bayrak Selçuklu sultanının Osman Gazi’ye gönderdiği “ak sancaktı”. Ancak örneğin 1353’te Rumeli’ye geçiş sırasında gemilerde kırmızı sancak vardı.

Yavuz Sultan Selim’e ait olduğu düşünülen Topkapı Sarayı Müzesi Envanter kayıtlarında bulunan kırmızı sancakta, ortasında “Allah” ve “Ya Burhan” yazan bir Zülfikar'ın yanı sıra Fetih Suresi ve “kelime-i tevhid” de bulunuyor. Ortasında Zülfikar olan, yine “kelime-i tevhid” ve fetih suresi yazılı, dört halifenin isimlerinin de bulunduğu yeşil sancak ise Barbaros Hayrettin Paşa sancağıydı ve Deniz Müzesi bünyesinde bulunmaktadır.

Yani bazı Osmanlı padişahları, vezir ve paşaları da “kelime-i tevhid” ve ayetlerin yazılı olduğu, güneş, ay, yıldız, Zülfikar bulunan sancaklar kullanıyordu. Ancak Sakaoğlu’nun belirttiği gibi bunlar resmi bayrak olmadığı gibi halifeyi temsilen de kullanılmıyordu.

Son olarak yeşil zemin üzerine kelime-i tevhid yazılı ve Zülfikar bulunan bayrak, Suudi Arabistan’ın resmi bayrağı olarak kullanılıyor.

Sakaoğlu, “Sonra bu yeşil zemin üzerine kelime-i tevhid yazılı bayrak savaşlarda kullanılır oldu. Ama bu doğru değildir. Ayaklar altında kalır, karşı taraf yırtar, hakaret eder düşünceleriyle cepheye götürmeyip cephe arkasında tutulması gerekir” diyor.

Fatih Camii'nden Birinci Dünya Savaşı'na girildiği ilan ediliyor. Yani bir duyuru amacıyla kullanılıyor.

Hilal ve yıldızın bir arada kullanılması ise bilinen kaynaklara göre 16. yüzyılda, III. Mehmet döneminden itibaren başlıyor. Bu döneme ait Avrupa kaynaklarında da Osmanlı ordusu ay ve yıldızın bir arada olduğu, güneş ve Zülfikar motiflerinin bulunduğu gravürler var.

Nizam-ı Cedid' le resmileşen kırmızı zemin üzerine ay ve yıldız, İkinci Meşrutiyet döneminde artık dikdörtgen şeklinde bir bayrak ve beş şualı halini alıyor.
*
Şunu bir kez daha yinelemekte yarar ve zorunluluk vardır. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu gün bunları konuşabiliyorsak cumhuriyetimizin bu özellikleri sayesindedir. Cumhuriyetimizin bu özellikleri kim ne düşünürse düşünsün ve ne gibi eylemler yaparsa yapsınlar dayandığı sağlam temeller üzerinde sonsuza kadar aynı şekilde ayakta kalacaktır.

Hilafet ve halifelik yukarıda da değinildiği gibi (TDV İslam Ansiklopedisi) İslam peygamberi Hz. Muhammed'in 632 yılındaki ölümünün ardından oluşturulan siyasi bir makamdı. Kur’an’da halifelik adıyla bir Kurum bulunmamaktadır. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra ortaya çıkmıştır. Dört halifeye de o tarihlerde halife değil Emir-ül Müminin adı verilmiştir. Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra otoriteyi ele geçiren Muaviye ve devamında Emevî hanedanlığı seçimle iş başına gelmeyi sona erdirmiş ve halifeliği babadan oğula geçen bir kurum yapmıştır. Üç ayrı yerde halifelikler ilan edilmiş bir diğerinin can düşmanı olmuştur.  Hilafet bir devlet başkanlığı kurumudur. Halifelik sürekli iktidar kavgalarına neden olmuştur. Abbasiler Emevileri, Hülagu Han Abbasileri kılıçtan geçirmiştir. Endülüs’ te ise hilafet ortadan kaldırılmış, Mısırda Fatimi’ ler döneminde de önemini yitirmiştir. 1517 yılında ise Yavuz Selim halifeyi kolundan tutup İstanbul’ a getirmiştir. Uzun yıllar Osmanlı sultanları halifeliği hiç önemsememişler, şeyhülislamlarla yetinmişlerdir. İmparatorluk iyice çöküşe geçmeye başlayınca ve ülkenin birçok yerinde milliyetçi akımlar yükselmeye başlayınca Müslüman tebaa arasında istenen birliğin halifelikle sağlanabileceği düşünülmüş ama düşünüldüğü gibi olmamış, Arap nüfusun çoğunlukta olduğu birçok bölgede isyan ve ihanetler birbirini izlemiştir. En sonunda TBMM tarafından 03.03.1924 tarihinde hilafetin varlığına son verilmiştir.  

Devletler zaman içinde halkın, ekonomik, toplumsal ve kültürel gereksinimleri doğrultusunda gelişirler ve değişirler, değişmek zorundadırlar. Osman bey zamanında kurulan beylik ile Fatih Sultan Mehmet dönemindeki devlet yapısı veya Sultan Abdülmecit dönemindeki devlet yapısı aynı değildi, olamazdı. Aynı şekilde II. Dünya Savaşı yaşandıktan her yer yanıp yıkıldıktan, bölgemizin ve dünyanın haritası yeniden çizildikten sonra Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları sonrasında yeni bir devlet kurulduktan sonra devlet yönetiminin aynı kalacağı, değişen dünyada toplumun aynı eski anlayışlarla yönetileceğini, yönetilebileceğini düşünmek yanlıştır ve anlamsızdır.

Çağımızda teokrasi ve monarşi dönemleri kapanmıştır. Krallıklar, padişahlıklar, imparatorluklar dönemi sona ermiştir. Dinin ekonomi ve toplum yaşamındaki yeri değişmiş, din adamlarının topluma yön verme olanakları hem dünyamızda ve hem de ülkemizde sona ermiştir. Toplum yaşamı ekonomik sistemlerin koyduğu kurallar doğrultusunda şekillenmektedir. Başat ekonomik sistem olan kapitalizmin son aşaması emperyalizm din ve milliyet unsurlarını kendi çıkarları için kullanmaktadır. Bunun acı örneklerini yakın tarihimizde yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.
Ortadoğu coğrafyasında yaşayanların ortak inançlarından biri olan İslamiyet de dünyadaki bu gelişim ve değişimin dışında kalamazdı ve kalamamaktadır.

Böyle bir tablo içinde 1400 yıl öncesinin yönetim anlayışını egemen kılma hareketinin hiçbir başarı şansı olmaması bir yana emperyalizmin güdümüne girip bölge halklarının hayati çıkarları için çekilmez sonuçlar getirecektir.

Hilafet heveslileri sanıyorlar ki; tüm İslam âlemi Türkiye hilafeti ilan etsin, biz de o birliğe koşalım şeklinde bir beklenti içindeler! Bu gün yeryüzünde yaşayan 8 milyar insandan 1,8 milyarının Müslüman olduğu ve bunların 60 ayrı ülkede yaşadıkları bilinmektedir. 1400 yıldır hiçbir zaman Müslümanlar hilafet altında veya başka bir birlik içinde bir arada olamamışlardır. Bu gün de bir arada olmalarını gerektirecek anlamlı bir neden bulunmamaktadır. Din, insanları birleştirmeye yetmemektedir. Aksine hizipleşme bu toplulukları daha da küçük parçalara bölmektedir. Bölünmelere sömürücü ülkelerin politikaları neden olmaktadır. Müslümanların birbirleriyle yaptıkları savaşlar başkalarıyla yaptıkları savaşlardan daha çoktur. Dolayısıyla hilafet altında Müslümanları bir araya getirip daha büyük bir güç oluşturacağı düşüncesi ham hayal değil içi geçmiş, kof, yere düşmüş çürümeye başlamış bir meyvedir.

Hilafet heveslilerinin kafalarında yaratmak istedikleri sistem toplumun din kurallarına göre yaşamasıdır. Oysa hilafetin esası din değil siyasettir. Bu da kim veya kimler ekonomik zenginlikten ne kadar pay alacağı anlamına gelmektedir. Din, dün olduğu gibi bugün de kişinin akıl ve vicdanı ile baş başa kalması, neye inanıyor veya inanmıyorsa kendi inanç sistemleri ile yaşamasıdır. Din dayatma ile kabul veya reddedilecek bir olgu değildir. İşin içine baskı, zor ve şiddet girince dinin dayanakları da, inandırıcılığı da yok olmaktadır.

Hilafet sisteminin ilk başından beri yaşadığı sorunları ve acıları tarih kitaplarından öğreniyoruz. Sorunlar ilk halifenin belirlenmesiyle başlamıştır. İlk dört halifenin üç tanesinin öldürülmüş oluşu hafife alınarak geçiştirilemez. Ortadaki bu sorunu hilafet heveslilerinin düşünmeleri gerekmektedir.
Hilafetin önemi devlet yönetiminde devletin diğer kurumlarının yanında her zaman çok sınırlı kalmıştır.

Hilafet bayrağına gelince; tarihi geçmişini tarihçi hocamızın söyleşisinden öğreniyoruz. Bu gün sanki yeni bir şey imiş gibi ortaya çıkarılması halka, Müslümanlara yararı olacak bir şey değildir. Halkı Müslüman olan ve olmayan veya hilafeti isteyen ve istemeyen şeklinde ikiye ayırarak birbirine düşman etmeye neden olmaktadır. Toplumda birbirine vatandaşlık bağı ile bağlanmış insanların, tasada ve kıvançta bir olup barış, huzur ve refah içinde özgürce yaşamak azmiyle kurdukları devletin yıkılmasına neden olacaktır. Toplumda bu yanlış düşüncelerin karşısında olan Müslüman olan ve olmayan sağduyulu insanların gücü ve çabası bu tehlikeyi önleyecektir.

Bu satırların yazanı olarak ben hilafet hevesi ile ortaya çıkanların hilafet konusunda yeterli ve hatta basit düzeyde bile bir bilgilerinin olmadığı kanısındayım. Hilafet veya tevhit bayrağı olarak ellerinde tuttukları pankart veya flamada yahut da bayrak üzerinde yazılanları Arapça olduğu için okuyamamaktadırlar. Bir an okuduklarını düşünelim anlayabiliyorlar mı? Bence hayır.
Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şehadet’ in anlamı tartışmaya neden olmamak için yine TDV İslam ansiklopedisinden aynen alınmıştır. Bayrakta Arap alfabesiyle  “La ilahe illallah, Muhammedün Resullullah" yazmaktadır. Türkçe'de “Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah'ın resulüdür” anlamına gelmektedir. Alttaki kılıç ise İslam dini ile ilgili değil Suudi Arabistan devleti ile ilgilidir. Bu onların bayrağında yer alan bir simgedir.

Eğer Kelime-i Tevhid yazısının altına bir resim konacaksa “keserim haa…”  dercesine çatal uçlu bir KILIÇ konacağına Peygamberin sağlığında çok sevdiği söylenen bir şey,  “sizi severim, Allah da ona layık olduğunuzda sizi sevecektir “ anlamında bir GÜL konsaydı… Daha iyi olmaz mıydı? Bu tavır ve davranış peygamberin ve onun tebliğ ettiği dinin amacına daha uygun düşmez miydi?
Ne yazıktır ki;  tarih baba bu düşüncelere gülümseyerek bakmaktadır. Çünkü halifeliğin en başından aşlayarak varlık nedeni ve devamlılığı böyle zora, şiddete dayanmıştır.
Halifelik toplumda sorunlara sorun katacaktır. Bu gün yurttaşların sıkıntısı, iş, aş, adalet ve özgürlüktür. Hilafetin bu sorunların çözümüne yararı değil zararları olacaktır. Eline hilafet bayrağı alıp sallayanlar, avurtlarını şişire şişire tekbir getiriyorlar. Amaçları nedir? % 99’ unun Müslüman olduğu söylenilen bu toplumun İslam’ın ilk ve en önemli bu kuralını bilmemesi düşünülemez. Tekbir getirmekte ve bu cümleyi sesli olarak topluca niçin tekrar etmektedirler.  Allah birdir, tektir, ondan başka yoktur tapacak… Kuşkunuz mu var tamam biz anladık. Tekrar tekrar söyleyince daha mı iyi anlaşılacağını veya anlamayanların 123. kez tekrar ettiğinizde imana geleceğini mi düşünülüyor? Yoksa, yoksa bu ilahi nakaratlarla halkı duygulandırıp coşkulandırarak kendi dünyalıklarınızı mı kurmak, sürdürmek istiyorsunuz?
Sizin daha başka neler düşündüğünüzü bilemem ama halkın kafasından geçen bunlardır.
İslam, Kur’an’a göre hak dinidir, görevlilerin yapması gereken şey ise onu, onun doğruluğunu tebliğ etmekten ibarettir. Kabul edenleri yanlarına alıp militan yapmak etmeyenleri düşman ilan edip tekbir getirerek başlarını kesmek değildir.

Din veya konusu ne olursa olsun akla gelen her türlü düşünce insanlara korku salarak değil sevgi sunarak büyür gelişir.
Unutulmamalıdır ki; insan doğasına ulaşmanın altın kuralı katkısız, arı duru sevgidir.

09.01.2024
Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!