Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?

Türkiye'de etimolojiye duyulan ilgi 1980 sonrasıdır. Çok yeni.  Oysa dünyanın en eski bilimlerinden. Bu bilim dalı bizim semtimize çok ama çok geç uğramış. Bunun siyasi sebepleri var.  Netameli bir konu. Resmî ideoloji etimolojiden hoşlanmıyordu.  Bir baskı vardı bu konu üzerinde.  TDK bir etimoloji sözlüğü hazırlamayı yıllarca savsakladı. Ancak 2001'de bir sözlük çıkardı, ama o da bugün yazılan, konuşulan Türkçenin değil, eski Anadolu Türkçesinin, Asya Türkçesinden gelen kelimelerin etimoloji sözlüğü. Bu sözlükte yer alan kelimelerin hepsinin Türkçe kökenli oluşu bu konudan duyulan rahatsızlığın da bir göstergesidir.    

   Ne var ki, 1980 sonrasında bu alanda dikkate değer bir ilgi uyandı. Türkçe sözlükler yayımlandı. Aydınlar Avrupa'da çıkan sözlükleri edindiler. Kökenbilgisi popülerleşti, gazetelerdeki bulmacalarda, televizyondaki bilgi yarışmalarında etimoloji soruları iyice göze çarpar oldu.  Sevindirici bir gelişme bu. Ama bu konuya hak ettiği değeri vermekte bir hayli geç kaldığımız  bir gerçek. Bu arada TDK Güncel Sözlük ile Kubbealtı sözlükleri kelimelerin hangi dillerden Türkçeye geçtiğini belirtmeye başladılar. Ama verdikleri kökenlerde çok sayıda yanlış var.

   Bütün dillerin iki bileşeni vardır:  cümle yapısı, kelime yapısı.  Cümle yapısı, sözdizimi önde gelir elbette. Bir dilin sözdizimini öğrenmeden  o dili kullanamayız. Ama cümle yapılarını  yeterince öğrenmiş olmak o dili doyurucu bir biçimde kullanmaya yetmez. Sadece gramerini öğrenmekle,  o  dilde yazılmış değerli bir metni de iyice kavrayamayız. Kavramları, düşünceleri, duyguları dile getiren  kelimeleri, sözleri, deyimleri bilmek gerekir. Dilin ikinci bileşeninin önemi burada kendini gösterir: söz dağarcığı bilgisi.

       Türkiye'de yabancı dil öğretiminde çok büyük bir eksiklik var. Yabancı dil öğretiminde sadece dilbilgisi kurallarının,  o dilde kullanılan belli başlı cümle kalıplarının öğretimi amaçlanıyor. Kelime öğretimi büyük ölçüde bir kenara bırakılıyor. Dilbilgisi kuralları öğretilirken kullanılan kelimelere, öğrencilere yabancı dilde hikâye, roman,  şiir okutulurken, o metinlerde geçen yeni kelimeler eklenebiliyor sadece. Ama bu da okutulan  metinlerde geçen kelimelerle sınırlı bir katkıdır.

    Dilbilgisi kuralları ile başlıca cümle kalıplarını belli bir ölçüde öğrenmiş ama söz dağarcığı dar olan öğrencilere de söz dağarcıklarını genişletebilmeleri için bol bol okumaları salık verilir; böylece sorun ertelenir, öğretim sonrasına bırakılmış olur.  Kısacası, kelime öğretimi başlıbaşına bir konu olarak görülmez. Grameri sökmüş bir kimse, dili kullanma isteği duyar; ama bildiği kelimelerin sayısı çok azdır.  Ana dilinde ifade edebildiği düşünceleri yabancı dilde ifade edemediğini, gramerin burada işe yaramadığını görür. Sözlükleri açıp her gün üç beş kelime "ezberlemek" söz dağarcığını genişletmek için hiçbir şey yapmamaktan iyiyse de, bu yol derde deva değildir.

   Söz dağarcığını genişletmek, şüphesiz okumakla olur; yabancı dilde de, anadilinde de. Ama bu, özellikle yabancı dil öğreniminde çok uzun zaman  geçmesini gerektirir. Daha doğrusu, kelime öğrenimi ömür boyunca sürer. Anadilimizde bile anlamını bilmediğimiz nice kelime vardır. “Bol bol okuyun!” tavsiyesi ilk çare değil. Sonraki çare olmalı. Söz dağarcığını genişletmenin bol bol okumaktan çok daha önce  tutulması gereken yolu kökenbilgisine önem vermektir. Bu yol çok daha verimlidir; kısa vadede meyve verir. Öğrenciye dilin sözdizimi belletilirken  köken bilgisi temelinde  kelime öğretimi de verilmeli, yabancı dilde okuma alışkanlığı bu temele oturtulmalı; bu iki öğrenme biçimi  paralel olarak yürütülmeli. Etimoloji bilgisi üzerine oturtulmuş bir okuma alışkanlığı çok daha verimli olur.

                                    ***

   Peki, köken bilgisinin faydaları nelerdir?   Kısaca söyleyelim:

   1. Kelimelerin çekirdek anlamını belletir. Çekirdek anlam bilinir, zihne yerleştirilirse, o kökten çıkan kelimeler bir anda elimizin altına gelir. Sözlüğü açtığınızda da bir kelimenin beş,  on anlamı olduğunu  görürüz. Ama bu on anlamı da bir köke bağlı.

  Yabancı dilin kelimeleri ana dilimizin kelimeleri gibi değildir.  Bir karşılaştırma: bilmek mastarından türeyen şu kelimeleri düşünelim:  bilim, bilgi, bilge,  bilgiç, bilişim, bilinç, bildiri, bildirge, bildirişim... Bunların her biri, içeriğini bilmeyenlerin zihninde de bir taslak çizer.

   Oysa yabancı dilin kelimeleri böyle saydam değildir.  Ama kelimenin kökü bilinirse,  o donuk kelime bir anda sağlam bir temel kazanır zihnimizde.

  2. Kelimelerin anlamları ilk anlamlarında donup kalmaz, zamanla  genişler, dallanıp budaklanır. Ama anlam özü göz önünde tutulursa, anlam genişlemeleri çok daha iyi kavranabilir. Yeni karşılaştığımız bir kelimenin kökenini önceden bilirsek, ona aşina isek  kelimeyi kolay kolay unutmayız.  Yabancı dilde metinler okurken, bilmediğimiz bir terimle karşılaşınca sözlüğe bakarız.  Ama sonra unutabiliriz anlamını. Başka bir gün yine o kelimeyle karşılaşınca anlamını hatırlamayabiliriz. Unutmamanın yolu çekirdek anlamını bellemektir.

   Burada şunu  eklemem lazım:  çekirdek anlam dediğimiz şey bir  anlamlar damarıdır;  birçok anlamı barındıran, yeni kelimeler doğurmaya gebe, kılcal uzantıları olan bir damar. Bu ikincil damarlardan da türüyor anlamlar, kelimeler.          

   Kelime tarihçeleri, bir kelimenin birçok anlamı olması ilk anlamın zamanla nasıl dallanıp budaklandığını gösterir. Ama ne kadar dallanıp budaklanırsa budaklansın, çekirdek anlam baki kalır. Çok işlenmiş anlam özlerinde bazen çekirdek anlam bulanıklaşabilir. Bu durumda daha derin bir arkeolojiye ihtiyaç duyulur.

    Bu inceleme sürecinde anlamların nasıl birbirini türettiğini de gözlemleriz. Anlam türeten mecraları görürüz.  Kavramların nasıl geliştiğini, genişlediğini görmek dillerin hangi dinamiklerle nasıl geçmişten bugüne geldiğini de gösterir bize.

   Sözlüğe baktığımız zaman kelimelerin eşzamanlı (senkronik) olarak ne anlama geldiğini görüyoruz. Bir de artzamanlı (diakronik) bir boyutu var:  kelimelerin tarihleri boyunca uğradığı anlam değişiklikleri. Onlar da aynı çekirdeğe bağlı. Bu boyuttaki dikey gelişime bakınca insan zihninin en derin  tabakalarına iniyormuş  gibi bir hisse kapılırız.  Bir yandan da, insanlık tarihinin değişik dönemlerini görürüz, belki de hiçbir tarih kitabının yazmadığı bir tarihi...

  3. Anlamını bilmediğimiz kelimelerin anlamlarını kestirebilme becerisini kazandırır. Aynı köklerle eklerin kullanıldığı başka kelimelerin anlamları göz önüne alınarak yeni kelimenin anlamı hiç olmazsa kabaca kestirilebilir.

  4. Anlamlarını kabaca bildiğimiz kelimelerin anlamlarını özümsetir. Birçok kelimenin zihnimizdeki görüntüsü siliktir; köken bilgisi bu silik görüntüyü parlatır.

  5. Çok okuyan bir kimse bile birçok terimin kökenini bilmez. Ama düşünme sürecinde o terimin kökenine inme ihtiyacı duyabilir.  Bu ihtiyacı duyması çok değerli. Bu merak ona önemli bilgiler  kazandıracaktır.

6. Bazı kelimeler ses bakımından birbirine çok benzeyebilir. Bu durumda o kelimeleri birimlerine ayrıştırmak bunları ayırt etmeye yarayabilir.

7. İmla hatalarını, buna bağlı olarak telaffuz hatalarını da azaltır.  Kelimeyi meydana getiren birimler önceden bilinirse imla hataları da azalır.

8. Eğlendirir... Etimolojinin olmazsa olmazıdır eğlence. Ayrıca, bir kültürdür bu. Bir entelektüel meraktır. Her aydın kişinin etimolojiye biraz vakit ayırması aydın olmanın şartlarındandır bence. Hele üniversite hocaları. Öğretimde de, mutlaka kendi dallarının terimlerini kullanırken köken bilgisi vermeliler.

   Bunların  en önemlisi kelimelerin anlamını özümsetmek, anlam tabakalarını fark ettirmek.

    Biz Tanzimat'tan sonra batı medeniyetiyle temasa geçtik. Sonra da doğu medeniyeti çevresinden çıkıp  batı medeniyeti çevresine girdik. Batı medeniyetinin temeli de batı dilleri.

   Köken bilgisi en çok bilim dilinde önemli. "Bilim dili" teknoloji, felsefe, sanat dilini de kapsıyor. Sözlükteki bütün kelimelerin  tarihçesini araştırıp bilemeyiz. Kavram, terim, bilgi,  bilim dilinde üretilir. Terimler, kavramlar  özümsenmeden bilimde üretim olmaz. Bilimsel üretim kavramlar üzerinden yürür. Şöyle de denebilir: bilimsel üretim eski kavramların eleştirisiyle yol alır.  Köken bilgisinden yoksun bir terim bilgisi ister istemez eksik kalır.

   Yabancı dil öğrenenler terimlerin  sözlük anlamlarını öğreniyorlar.  Bir dili, iki dili, daha çok sayıda dili akıcı bir biçimde kullanan birçok insan görebilirsiniz çevrenizde. Ama bu, onların kavramları derinlemesine bildikleri anlamına gelmeyebilir. Yabancı dil bilenler de, tıpkı bilmeyenler gibi, yabancı kelimeleri ezbere kullanıyor. Buna eminim,  yabancı dili öğreten okulların yöntemleri ortada.        

    Okumuşlarımızın Batının kavramlarını anlamadığına, yarım yamalak anlayabildiğine  dikkati çeken ilk yazar Nurullah Ataç. Bu görüşünü  1940'larda, 50'lerde  ısrarla işledi. Birkaç kez,  "ansiklopedi" gibi basit bir kelimenin anlamını bu ülkede kaç aydının   bildiğini sormuştu. Bu büyük eksikliği gidermenin yolu olarak da orta dereceli okullarda, batı kültürünün temeli olan Yunanca ile Latincenin öğretim programına alınması görüşünü ısrarla işledi. Dünya klasiklerinin çevirilerini yayımlamakta olan Millî Eğitim Bakanlığının başında olan Hasan Âli Yücel de bu görüşteydi ki, Ankara'da, Istanbul'da, İzmir'de bazı önemli liselere seçmeli olarak Latince dersleri kondu. Fakat sürdürülebilir bir uygulama değildi bu. Yunanca, Latince ölü dillerdi,  bir yabancı dili öğrenmek yeterince zor bir işken, bu ölü dillerin öğrenilmesini beklemek gerçekçi değildi. Bunu bir kenara bırakalım,  Ataç yeni Türkçenin Yunancalaştırılması, Latinceleştirilmesini de istiyordu. Yani bilim-kültür dilindeki her Yunanca-Latince kök bir Türkçe kelimeyle karşılanacak, o kökten türeyen bütün yabancı terimler Türkçe köklerle, eklerle karşılanıp dile sokulacaktı.

  Bir örnek vereyim: demokrasi, demografi, pandemic, epidemic, endemic terimlerinde aynı Yunanca kök kullanılmıştır.

   "Demokrasi"nin  (demos + kratos)  halk yönetimi olduğunu herkes bilir. Ama "halk" kelimesi  Türkçe değil, "budun" ya da "boy" denmeliydi;  böylece demokrasi, "budunyönetimi" diye Türkçeleştirilebilirdi. Demografi ise "budunyazımı" olabilirdi. Ya pandemic,  epidemic, endemic için ne diyecektik? Bunlarda da aynı birimi kullanabilecek miydik? Mümkün değil. Olmazdı bu!

     Ataç'ın kavramları özümsetme yönündeki  ısrarı çok değerli, ama bu derdin devası  ne bu yöntem, ne de Yunanca, Latince öğrenmekti. Bunun devası bence kökenbilgisidir. Türkçeye geçmiş batı terimlerinin kökenbilgisiyle özümsetilmesidir. O yıllarda kimsenin aklına gelmedi bu. Ben bu görüşümü 2017'de üstadın ölümünün 60. yılı dolayısıyla Birikim dergisinde yayımladığım bir incelemede dile getirmiştim.

   Konumuz yabancı dil öğretimiyle sınırlı tutulamaz. Yabancı dil bilmeyenler de sayısız yabancı kelimeyi biliyormuş gibi ana dillerinde kullanıyorlar. Aslında bildiklerimiz, yani Türkçede zaten kullanılanlar bilmediklerimizin de anahtarı. Ama birilerinin  bunu bize hatırlatması gerekiyor...

    Bilim terimlerini iki  kümede toplayabiliriz. Birinci kümede, okumuş insanların çoğunun kullandığı, kullanmak durumunda olduğu, "bilimler arası" terimler var. Bunların bir kısmı lise ders kitaplarında bile geçer. Asıl önemli olanlar bunlar. Bir de, bir dalın sadece uzmanlarının kullandığı çok teknik terimler var.  Örneğin, çok teknik nitelikteki tıp, fizik, kimya, biyoloji terimleri. Uzmanlar da kökenlere eğilirlerse, o Latince, Yunanca  terimlerin anlamlarını yeni bir ışık altında kavramaya başlayacaklardır. Oysa Latince terimleri onlar da ezberliyor.

  Bu iki dilden gelenlerin oranı İngilizcede yüzde 75.  Şimdiye kadar binlerce kelime bu iki dilin anlam özleriyle türetilmiş. Ama ikisi de birer ölü dil. Ölü dil olsa da, bu iki dil sanki yaşıyormuş gibi hâlâ yeni terimler türetiyor.

   Bu diller Avrupa için de yabancı diller. Bilim terimlerinin yabancı dilden türetilmesinin bir faydası var:  konuşma dilinden alınan kökler o dili kullananlar arasında gündelik çağrışımlarıyla terimlerin içeriğini çarpıtan anlamlara yol açabilir. Oysa Yunanca-Latince yabancı dil olduğu için böyle bir tehlike yoktur.  Felsefedeki  "yabancılaşma" teriminin 1960'larda nasıl alakasız bir biçimde kullanıldığını biliyoruz. Günümüzde "söylem " terimi moda oldu; ama bu dilbilimi teiminin gerçek anlamını bilen çok az.     

   Batı dillerinin söz dağarcığındaki kelimeler  bu iki dilden tek tek değil, kümeler halinde o dillere geçmiş. Yani bir kökten çıkan on, yirmi kelimelik salkımlar halinde. Bu durum o dillerin  söz dağarcığının öğrenilmesinde büyük fayda  sağlıyor. O yirmi kelimeyi tek tek öğrenmek, yani ezberlemek zahmetinden kurtarıyor.   

    Yunanca, Latince batı Avrupa ülkeleri için de yabancı dil elbette. Ama o dillerde aynı Yunanca-Latince kökten gelenler o kadar çok ki, Avrupalılar  o anlam kümelerinin ortak bir çekirdeğe dayandığını sezebiliyorlar. Bizler kadar dayanaksız değiller. Yine de bugün Britanya'da, ABD'de, İngilizce ana dilleri olduğu halde,  orta öğretimde öğrencilerin söz dağarcığını genişletmeyi hedef alan dersler verilir, kökenbilgisi veren kitaplar kullanılır.

   Sonuç olarak, yabancı dil öğretimi veren bütün liselerde kökenbilgisine yer verilmesi, bu yönde bilinç aşılanması savsaklanamayacak bir ihtiyaç olarak görünüyor. Düz liselerde de buna ihtiyaç var.  Her dersin öğretmeni dersinin terimlerini dıştan bilir, ama içini bilir mi? Bilmiyorsa öğrenmeli. Örneğin, matematik, geometri, trigonometri terimleri. Bunların içeriği açıklanmazsa  büsbütün soyut, donuk terimler olarak kalır.  Bu yöndeki bilgiler öğrencinin derse daha çok ilgi  duymasını sağlayacaktır. Bir beden eğitimi öğretmeni futbol, basketbol ne demek bilir ama  "voleybol" ne demek bilir mi, şüpheliyim. Futboldaki "vole"yi bilir de  bunun voleybol ile bağını kurabilir mi?  Spor, stadyum, atlet, jimnastik, pentatlon, dekatlon ne demek bilmesin mi?

    Üniversitede de köken bilgisi öğrencinin bilim dalına bakmaksızın herkese mecbur kılınmalı. Her öğrenciye açık bir "servis dersi" olabilir. Sabancı Üniversitesinde ilk iki yıl beşeri bilimler dersleri görüyor bütün öğrenciler; felsefe, sosyoloji, sanat tarihi, edebiyat dersleri.  Felsefe herkes için nasıl büyük bir ihtiyaçsa, kökenbilgisi de öyle.

                              ***

   Burada bir de Türkçe kelimeler üzerinde durmak istiyorum. Türkçe derken Arapça ile Farsçadan geçen, dilimize  mal olmuş söz dağarcığını da kastediyorum.

   Yirminci yüzyıl başlarındaki sadeleşme hareketleriyle birçok Arapça, Farsça kelime dilden düştü. Türkçe böylece hatırı sayılır derecede sadeleşti.  Ama Arapça ile Farsçadan gelen, dilden atamayacağımız  daha nice kelime var. Türkçeleşmiş kelimelerdir bunlar; aralarında çok değerli olan, unutulmaması gerekenler de var. Bunların da pek çoğu ortak köklere dayanıyor.  Tıpkı batı dillerindeki, salkım halinde bulunan Latince-Yunanca kelimeler gibi bir sepette  toplanıyor. Ama aralarındaki bağ edilmiyor, özellikle yeni kuşaklarca.        

    Bir örnek vereyim:  şirk,  müşrik, şirket, müşterek,  iştirak, şerik, şüreka, teşrik; ya da  cemiyet, cem, cami, cuma, cemaat, camia, icmâ,  mecmua,  içtima  gibi kelimeler ortak  köklerden çıkmıştır. Birinci öbektekiler  "ortağı olmak" anlamına gelen Arapça şrk;  ikinciler de "toplanmak" anlamına gelen, yine Arapça olan cem‘ köküne dayanır.

    Bugünün gençleri "şirk" kelimesini din tartışmalarında duyuyorlar, "müşrik"i de. Ama bunun "şirket" ile bağını kuramıyorlar. Banka hesaplarından dolayı "müşterek hesap"ı  biliyorlar, ama "iştirak" kelimesini hiç  duymamış oluyorlar.

   Eski devrin okumuşları Arapçayı, Farsçayı iyi bilmeseler de, bu iki dilden gelen sözler birer salkım halinde  kendi dillerinde bulunduğu,  bir salkımın taneleri gibi duran  kelimeler o zamanın yaşayan dilinde de yaygın bir biçimde kullanıldığı için terimlerin pek çoğu arasındaki bağı görebilecek durumdaydılar.  Bugün bu bağ kopmuş durumda. Demiyorum ki, bu saydığım kelimelerin hepsini kullansınlar. Bazılarını kullanmayacaklardır zaten, ama bazılarını kullanmak zorunda kalacaklar. Hiç olmazsa okudukları kitaplarda görecekler. Okuduklarını anlamaları gerekir. Bunların da özümsenmesi gerekli.

    Son bir nokta. Kelime, terim bilmemek telaffuza da yansıyor. Şu örneklere bakınız:

    Türkçede "âdem" ile "adem" iki ayrı kelimedir, biliyorsunuz. Birincisi, Âdem ile Havva'daki insan. İkinci, yokluk demek. Adem-i merkeziyet, merkezin yokluğu demek, bir yönetim biçimi, eyaletlere özerklik tanır; yirminci yüzyıl başlarında Osmanlı devletinin geleceğine ilişkin siyasi tartışmalarda sık sık kullanıldı; bugün de kullanılıyor.  Ama kullananlardan bazıları "aadem-i..." diye, /a/ sesini uzatarak telaffuz ediyor!

   Son yıllarda "resm-i geçit"i "resmî / resmiy" diye okuyanlar arttı. "Devlet erkânı"nı "devlet erkanı" (değerli bir tiyatro oyuncusunda bile gördüm bu hatayı) ; "eşkâl"i "eşgal"; "sukut-u hayal"i "sükût-u hayal" diye okuyanlar iyice çoğaldı ne yazık ki...

   Bunlar basit telaffuz hataları değil, dili bilmemek düpedüz.  Bu gibi örnekler durumun vahim olduğunu gösteriyor.

  Bir de birbirine karıştırılanlar var:  mefhum / mevhum (vehm'den, evham),  mahsur / mahzur,  nüfuz / nüfus,  mahsun (kuvvetlendirmiş) / mahzun, rakip/raakip (binici, ata, bir taşıta binen).

    Şimdiye kadar bu boşluğa, yani Türkçenin etimolojisine okullarda  yer verilmesi gerektiğine dikkati çeken bir yazı okumadım.  Türkçe kökenbilgisi de  ortaöğretimde verilmeli. Ama daha kapsamlı olarak üniversitelerde, özellikle Türk Dili ve Edebiyatı  bölümlerinde programa konabilir...

   Benim söyleyeceklerim bunlar. Hepinize teşekkür ederim.   

 

Bülent Aksoy

9 Mart 2022

(“Ağzından, kaleminden çıkanın kökenini bilememek”

başlıklı katılımlı Zoom çalışmasındaki konuşmadır)

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!