Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

HAYDAN GELEN HUYA GİDER

İstanbul bilindiği gibi 1453 yılından 1922 yılına kadar Osmanlı devletine başkentlik yapmış büyük bir kenttir. Yine bilineceği gibi başkentte ve diğer taşra kentlerinde, köylerde, mezralarda insanlar her gün savaşla yatıp savaşla kalkmıyorlardı. Çiftinde çubuğunda, merasında toprağını ekiyor, hayvanını besliyordu. Kasaba ve kentlerde günlük yaşantı için de bu insanlar gerekli olan her türlü araç ve gereci yapıyor veya onarıyorlardı. Lonca örgütlenmesi esnafın çalışma koşullarını büyük ölçüde belirliyordu. Yine bu insanlar yalnızca çalışmıyor, çalışmanın dışında kalan zamanlarında dertlerini, tasalarını, sevinçlerini çeşitli şekillerde ve yöntemlerde yaşıyorlardı. İstanbul’da, Anadolu ve Rumeli’ de yeme içmeden eğlenceye kadar her alanda çok renkli bir halk kültürü, zengin bir folklor vardı.  İstanbul’da saray ve halkın güven, huzur ve refahını sağlayan görevliler bulunuyordu. Sarayın güvenliğini kapıkulu askerleri halkın genel güvenliğini, asayişi de ases dediğimiz bekçiler sağlıyorlardı.
İşleyen bu toplumsal düzende de hiç kuşkusuz iyi gitmeyen ve aksayan şeyler vardı. Örneğin Sarayın yanlış bir karar ve uygulaması ile kahvehaneler kapatılabiliyordu. İçki yasağı konuyor ama çok zaman bu yasaklar, çok çeşitli yollarda deliniyordu. Halk günlük yaşantı içinde bu eğlenme gereksinimini el altından karşılıyordu. Hatta en çok yasak koyan yöneticilerin bile ben görmeyeyim de uzakta sen ne yaparsan yap anlamına davrandığı bilinmektedir. Saray ve çevresi Sadabat’ ta Lale Devrini yaşarken, Anadolu eşrafı da oturak âlemleri yapıyordu.
Bütün bu işlerin yürümesi için Kapalı Çarşı’da her meslekten insanlar harıl harıl çalışıyorlardı. Ama her toplumda olduğu gibi buralarda da bazı kişiler hırsızlıktan, sahteciliğe, dolandırıcılığa kadar çeşitli suç eylemlerinde bulunuyorlardı. Devletin elinin yetişmediği, yetersiz kaldığı alanlarda esnaf kendisini korumak için farklı bir yöntem geliştirmişti. Sefer dışında maaşını alıp el ense yapan yeniçeriler bu iş için en uygun kişilerdi. O tarihlerde Kapalı Çarşı’da manifaturacısından, yemenicisine, kuyumcusundan döşemecisine, sobacısından mahrukatçısına kadar imalat ve ticaret işi ile uğraşan esnaf 4000-5000 civarında idi.  Bu kişiler ile yeniçeriler arasında yazılı olmayan ve güvene dayanan bir tür sözleşme vardı. Bu sözleşmeye göre yeniçeriler esnafın güvenliğini sağlayacak, tahsil edilememiş alacaklarını tahsil için onlara yardımcı olacaklar, dükkân sahipleri de haftadan haftaya bu hizmetin bedelini kararlaştırılan akça üzerinden yeniçerilere ödeyeceklerdir.

İstanbul 1453 yılında Fatih Sultan II. Mehmet tarafından fethedilip Bizans İmparatorluğuna son verildikten sonra demografik yapının nasıl şekilleneceği ve kentin nasıl yönetileceği sorunları vardı. Osmanlı padişahı bütün bu sorunlar için kendisine göre uygun çözümler bulmuştur. Fatih Sultan Mehmet kimlerin nereye yerleştirileceğinden, kentte oturacak etnik unsurların nasıl yaşayacaklarına kadar çeşitli kararnameler yayınlamıştır. Anadolu’dan ve Rumeli’den getirilecek Türk soylu aileler yanında Rum, Ermeni ve Yahudilerin yaşayacakları yerler belirlenmiş idi. Bu azınlıkların İstanbul nüfusunun kaçta kaçını oluşturacağı hayli ayrıntılı şekilde düzenlenmişti. İstanbul’un özelliklerinin, çok kültürlülüğünün korunması için bu oranların devam ettirilmesine büyük bir özen gösterilmiştir. İşte Kapalı Çarşı esnafı da bu plana uygun olarak bazı işler için çok sayıda Ermeni kökenli yurttaşlardan oluşuyordu. Yahudiler her zaman olduğu gibi yine ticaret ile görevli idi. Rumlara ise balıkçılık ve lokantacılık işleri düşüyordu. Türkler dersen öncelikle savaş, barış zamanında da savaşacak asker oğul yetiştirmek ve bütün bunların dışında verilecek her türlü işi yapmakla yükümlüydüler.
Yukarıda sözünü ettiğimiz Kapalı Çarşı esnafının bağlı olduğu yeniçeriler ve yeniçeri ağaları daha önceden belirleniyordu. Bir esnafın yeniçerisinin işine bir başka yeniçeri karışamazdı. Yeniçeriler cuma günü akşam esnafı dolaşır ve hizmetinin karşılığını (siz ona haraçlarını da diyebilirsiniz) alırlardı. Yeniçeri ağası esnafın dükkânına buyur edildikten sonra kahvesini yudumlayıp nargilesini tüttürürken bir haftalık icraat da görüşülüp konuşulurdu.
Yeniçeriler bu paraları alınca vakt-ı kerâhat geldi diyerekten doğruca Rum Aleko’nun, Yorgo’nun meyhanesine koşarlardı ve geç saatlere kadar gönüllerince eğlenirlerdi.
Ermeni esnaf ile yeniçeriler arasındaki bu anlaşma gizli olduğundan çevredeki ahali yeniçerilerin bol keseden harcama yapmasına akıl erdiremezlermiş. Kendi aralarında “bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye söyleşirlermiş.
Bu soruya karşı dönen dolabın biraz farkında olanlar canım ne olacak, “Hay’ dan geliyor Huy/n/a gidiyor” diye karşılık verirlermiş.

Öykünün bu anlatımı ilerleyen zaman içinde dilimize bir kalıp olarak yerleşmiş, atasözlerimiz arasına girmiştir. Ali Püsküllüoğlu’ nun hazırladığı Türk Atasözleri Sözlüğü’ nde (s.98)  “haydan gelen huya gider” şekliyle yer almıştır. Anlamı da ‘kolay ve emeksiz elde edilen şeyler kolay harcanır’ olarak açıklanmıştır. Başkaca bir sözlükte bu deyim veya atasözü ile doğrudan ilgili bir açıklama bulamadım.

Bu deyimi doğru anlayabilmek için deyimde geçen hay ve huy/n yahut hayy veya hu/y sözcüklerinin öncelikle anlamlarının açıklanması zorunlu olmaktadır. Bu konu ile ilgili görüş ileri sürenler, halk arasında dolaşan rivayetleri derleyenler ikiye ayrılmaktadırlar. Bir grupta yer alanlar hay ve hu sözcüklerinin Arapça olduğunu ve Allah’ın adlarından ikisi (esmâ-ı hüsha) olduğu görüşündedirler. TDV İslam Ansiklopedisi “hu” sözcüğünün daha çok sufîler tarafından bir ünlem olarak kullanıldığını, hay adının da diğer İslam âlimlerince cümle içinde kullanıldığını belirtmektedir. Bu ikinci bölümde hay veya hayy sözcüğü Allah’ın hayr/hayır, iyilik yapıcı sıfatlarına bir yollamadır. (Hayy-i lâyemut).
Şemseddin Sami’nin Kâmûs-I Türkî’sinde (s. 442) hayy / hayye diri, canlı ve Allahın bir vasfı olarak açıklanmıştır.
Hu sözcüğü ise sözünü ettiğimiz ansiklopediye göre Allah’ın zatına işaret etmektedir. Bu görüşleri savunanlara göre her şey Allah’tan gelir sonunda Allah’a döner anlamı çıkmaktadır.
Eğer bu tarzda bir anlamı kabul edecek olursak halk arasında bu deyimin anlamıyla bir çelişkiye düşülmesi kaçınılmazdır. Çünkü halk anlayışına göre bu durum bir olumsuzluğu ama Allahtan gelen Allaha gider deyiminde olumlu ve doğal bir durumu ifade etmektedir.

Bu deyim veya atasözünün geçmişi birkaç yüzyıldan eski değildir ve İslam coğrafyası içinde yalnızca Anadolu’ya daha doğru söyleyişle Osmanlı devletinde Türkçe konuşan halklara özgüdür. Örneğin Mısır veya Suudi Arabistan’da böyle bir deyim yoktur. Böyle olunca da Sûfiler veya diğer İslam âlimleriyle bu deyim arasında bir bağ kurmak biraz zorlamadır. Kaldı ki; içinde bu deyimin geçtiği dinsel metinlere de rastlayamıyoruz.  

Dilimizde “dünyanın hay/ına huyuna dalmak” gibi bir deyiş de bulunmaktadır. Yani dünyada olup bitenlerin üzerinde yeterince düşünmeden, düşünemeden olayların akışına, gürültüye, şamataya kapılıp gitmek anlamında söylenen bir tanımlama.  Buradaki hay ve huy sözcüklerinin arka arkaya kullanılışını, sözün gelişine söylenmiş olduğu veya sözcükler arasında fonetik yaklaşımla anlatıma bir lirizm katma gereksinimi olarak değerlendirilebilir.   Eskiler buna elfaz-ı savtiye diyorlarmış. Not: Elfaz, lafzın yani sözün çoğuludur. Savtiye de sözün seslendirilişi yani fonetiktir.

Aynı şekilde “Hay Allah” şeklindeki şaşma veya kızmayla karışık öfkelenmeyi de “Allah Allah” şeklindeki anlatımı da aynı saymak gerekmektedir. Ancak bu seslenme şekilleri konumuz dışındadır ve deyimimizi açıklamada doğrudan etkili değildirler.


Haydan gelen huya gider deyimini yukarda anlatmaya çalıştığımız öyküye bağlayan görüşe göre hay sözcüğü Ermeni, huy veya huyn sözcüğü de Rum yurttaşları belirtmek için kullanılmıştır.

Hayk, Ermenilerin soy atası olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden olacak, Ermenicede Hay (Ermeni), Hayastan (Ermenistan) ve Hayeren de (Ermenice) anlamında olup Hayk sözcüğünden türetilmiştir.
Nitekim Ermenistan/Hayastan Ulusal Müzesini ziyaretimiz sırasında satın aldığım Türkçe ve İngilizce kitabın (Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Halkının Soykırımı-2005) yazarı Hayk Kazaryan olup kitapta bu bilgileri doğrulayıcı şekilde Hayastan, ve Hayeren ifadeleri kullanılmaktadır. Yazara göre Hayasa-Azza birliği M.Ö. 2. yüzyıldan başlayarak bu bölgede yaşayan kavimlerin birliğini sağlamada önemli roller üstlenmiştir.

Hay sözcüğü Anadolu insanı arasında da kullanılmaktadır. Nitekim Karagöz argosunda Ermeni karakterine verilen ad “ Hay ” sözcüğüdür. Uğur Göktaş.  Mavi Hüviyetli Kadınlar adlı çalışmasında Dr. Arslan Yüzgün de… bir kuyumcu ile tanıştım o da bir hay’dı diye bu sözcüğü kullanmaktadır. ( Hulki Aktunç, Büyük Argo Sözlüğü (s. 142)  
Karagöz oyununa ilişkin benzer bir bilgi Meydan Larousse (s. 5/ 716) de de vardır. Örnekler çoğaltılabilir. “Ermeni Tarihi” (Hayots Patmutyun) gibi.

Bölgeye Armenia, ve yaşayanlara da Ermeni adlarının verilmesi Romalı Tacitus sonrası döneme aittir. (TTK Belleten 2023 ) Sonuç olarak incelemeye çalıştığımız deyimde geçen Hay sözcüğünü Ermeni olarak kabul edebiliriz.
 

Huy veya Huyn sözcüğünün Osmanlı’nın Rum yurttaşlarını ifade eden bir sözcük olduğunda bu konuda yaraştırma yapanlarda ortak bir kanı oluşmuşsa da bunun kanıtlarına ulaşılamamaktadır. Yunan sözcüğü ile Huyn sözcüğü arasında bir bağ kurmak da zorlamadan başka bir şey değildir. Huy/n kavramının yukarıda sözünü ettiğimiz elfaz-ı savtiye olarak halk tarafından uydurulmuş olacağını düşünmek de olasıdır. Kaldı ki; bu konuda bir kanıtın ortaya çıkması halinde yazımızın bu noktasını düzeltmek, güncellemek gerekir.

Sonuç olarak deyim veya atasözüne kaynak oluşturan Kapalı Çarşı esnafından Ermeniler ile yeniçeriler arasında geçen ilişki ve sonrasında yeniçerilerin Rumların işlettiği lokantada kafa çekip felekten bir gece çalması öyküsü daha uygun görünmektedir.
Ancak halkımız buradan kendisi için gereken dersi çıkarmıştır. Haraç parası veya meyhane sefası arka plana itilmiş ve halkımız kolay, emeksiz kazanan paraya karşı tepkisini ortaya koymuştur. Bu deyimin kaynağı unutulmuş ama anlamı yaşamın her alanına yayılmış olup günümüzde de aynı canlılıkla yaşamını sürdürmeyi başarmıştır. Bu başarı hiç kuşku yok ki; etrak-ı bi idrak olarak adlandırılıp yüzyıllarca aşağılanan bir halkın hiç de öyle olmadığı, yeri geldiğinde nicelerini sulu dereye götürüp susuz getirecek kadar zeki olduğuna ilişkin çok güzel bir kanıtıdır.

Her halkın yaşantısında buna benzer deyimler, atasözleri, darbı meseller, ünlü kişilerin özlü sözleri, aforizmaları vardır. Bunların arasında bizim halkımızınkilerin yeri sanırım biraz daha ayrıcalıklıdır. Bu ayrıcalığımızı yok etmeyelim, hep birlikte koruyup geliştirelim. Dilimiz en büyük hazinemizdir. Bizi biz yapan kültür zenginliğimiz dilimizdedir. 

 

12.08.2023

Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!