Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)

İng./Memory, Remembrance, Logic, Foresight,  Reason, The use of, Language
Fr./ Mémoire, Souvenir, Logique, Prévoyance, Raison, Utilisation, Langage
Tr./ Bellek, Anımsama, Mantık, Öngörü, Nedensellik, Kullanma, Dil

Yunan antikitesinde,  mitolojide, başlangıçta Khaos’ta, kendisi de bir titan olarak yer almış olan Mnemosyne bellek, anımsama ve akılda tutma görevleri bulunan bir tanrıçadır.
Titanlar çağında Uranos baba ile Gaia anadan olmuştur. Söylenceye göre Zeus Pieria dağlarında dolaşırken bu güzel kızı gözüne kestirmiş. Onunla dokuz gün dokuz gece birlikte olmuş. Bu birliktelikten Yunanca Mousa veya Latince Musa adıyla bildiğimiz dokuz tane çok önemli periler doğmuş. İyi ki doğmuşlar, onlar olmasaydı bu dünyanın tadı tuzu olmazdı. Bu yüzden Mnmosyne kadar hatta ondan biraz daha çok Zeus'a teşekkür borçluyuz. Zeus’un hovardalığı olmasaydı bunları görme, tanıma olanağımız da olmazdı.

Bakın, Hesiodos Thegonia adlı eserinde / 52-80’ de neler anlatıyor:

Olympos’lu Musa’lar, koca kalkanlı Zeus’un kızları.
Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne
Kronos oğluyla birleşip Pieria’da
Getirdi onları dünyaya
Belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için.
Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında
Engin akıllı Zeus, ölümsüzlerden uzakta.
Günler aylar geçip bir yıl tamam olunca
Dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne.
Dokuz eş yürekli kızdı bunlar
Ezgiler söylemekti tek işleri,
Başka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde
….
İşte böyle seslenir Olympos’lu Musalar
Dokuz tanrısal kızı Zeus’un:

KALLIOPE, KLIO, EUTERPE, THALIA, MELPOMENE,
TERPSIKHORE, ERATO, POLYMNIA, URANIA

Kalliope, En önemlileri (güzel seslidir, epik şiiri, aynı zamanda retoriği temsil eder),
Klio (tarihi yüceltir ve temsil eder),
Euterpe (hoş ve lirik şiiri temsil eder),
Thalia (çiçek açar ve komediyi temsil eder),
Melpomene (şarkı söylemeyi ve trajediyi temsil eder),
Terpsikhore veya Stesichore (danstan zevk alır),
Erato (sevimli ve şarkı söylemeyi temsil eder),
Polymnia (tanrılara ve kahramanlara ilahiyi temsil eder),
Urania (gökseldir ve sevimlidir ve astronomiyi,  şarkı söylemeyi temsil eder),


İnsanın yazılı tarihinden önce yaşanmış olanları, mitleri, masalları, söylence ve destanları canlı tutan tek şey sözlü kültürümüz, sözlü geleneklerimizdir. Mnemosyne olmasaydı, tanrıların ve tanrısal kahramanların öyküleri ile bunların ne anlamlara geldikleri unutulurlar ve yok olurlardı. Toplumların kültürel varlıkları o toplumların toplumsal belleklerinde yaşamını sürdürebilmektedir. İşte tam bu noktada tanrıçamız Mnemosyne bütün görkemi ile karşımıza çıkmaktadır. 


O, şairlerin koruyucu tanrıçaları olan dokuz esin perisinin annesidir. Bu dokuz kız kardeş, şairleri ve tragedia yazarlarını, tarih ve epopeleri belli bir düzen içinde kaydetmeye yönlendirmişlerdir.

Mousa sözcüğünün anlamı eski Yunancada akıl, düşünce ve yaratıcılık güçlerinin kaynağı olan “men” köküdür. Bu kökü Mnemosyne adında da görebiliyoruz. Musalar tanrı ile insan arası varlıklardır. Onlardan esinlenen, ilham alan şairler, tragedyacılar ve diğer sanatçılar da insandan biraz uzaklaşır, tanrılara biraz yaklaşırlar. İlahi veya ilahi bir koro kavramlarında gizli kutsallıklar bu uzaklığı veya yakınlığı anlayabilmemize yardımcı olmaktadır. Musaların kendi başlarına bir öyküleri yoktur. Onlar sanatçıların yaratılarının esin kaynaklarıdır. Khaos’ tan dünya düzenine geçişin, ölçülü uyumlu bir işleyişin anahtarları olmuşlardır. Başlangıçta akıl, düşünce ve yaratıcılık gibi daha üst bir tanrısallık ile anılırlarken giderek akıl ‘dışında’ elle yapılan işler, plastik sanatlar da bu esinlenme içine alınmıştır.  

Mnemosyne bu görev ve işlevi ile gelecek için öngörüde bulunan bir bilici konumundadır. Bellek tanrıçamızın bu özelliği kızlarına da aynı şekilde geçmiştir.

Sanatçı bir yandan kendi belleğinde anımsayıp yarattığı toplumsal geleneği bu yaratıları ile kendisinden sonraki kuşaklara geçirmiş olmaktadır.

Mnemosyne ‘nin en önemli özelliği hiç kuşkusuz dil/ lisan ile ortaya çıkar. Kültürün en önemli taşıyıcısı yazılı veya sözlü dildir. Sanatçı veya sıradan insanlar dünü, bir önceki yaptıklarını anımsayarak bir adım ileriye gidebilirler. Bu süreç, dün temelini atan bir inşaat ustasının eserine bugün bir başkasının duvar örerek devam etmesi gibidir.

Beyaz Nokta Gelişim Vakfının Kavram Mutfağı Sitesinde ve kendime ait “https://www.alicanpolat.com” adlı web sitemde değerli hocamız ve arkadaşımız Tınaz Titiz’in öneri ve çabaları ile kurulup gelişen çalışmalarında kavramların kök ve kökenlerine, etimolojik ve semantik yapılarına ilişkin vermeye çalıştığımız bilgiler bu amaca yöneliktir. Bir yandan toplumun dil ve kültür varlığındaki bilgileri tazelemek öte yandan yeni sözcük, kavram ve terimlerin doğmasına, bunların yerinde ve doğru olarak kullanılmasına ortam sağlamak amacıyla bir görev yerine getirilmektedir, getirilmek istenmektedir.

Bu gerekçelerle dokuz esin perisine olan sevgimizi onların anneleri olan Mnemosyne’ ye şükran ve saygılarımızı sunmak istiyoruz.

Başlarken tanrıçamızın özelliklerini, bellek, anımsama, dil vb’ ları olarak belirtmiştik…

Bunların ilki bellektir. Bellek bellemek bilmek, öğrenmek karşılığı olarak türetilmiş bir sözcük olup Arapça hafıza sözcüğünün yerini almaştır.
Bellemek Farsça bir tarım aleti olan bel köküne dayanmaktadır. Toprağı işlemek anlamına gelmektedir.
Bellemek Türkçede bilmek, öğrenmek ve ezberlemek, akılda tutmak anlamına bir sözcüktür. Belli, bilinen, açık seçik ortada olan, belgülü, bilgülü anlamlarını içermektedir. Belleten de öğreten açıklayan anlamlarına karşılık türetilmiştir.  Belleği öğrenilmiş ya da yaşanmış duyguları, eylemleri ve şeyleri ad ve niteliklerini, bunların geçmişle olan bağlarını bilinçli bir şekilde zihinde tutma, saklama gücü olarak tanımlayabiliriz. İnsan yaşamadığı veya öğrenmediği, ilgisini çekmeyen, üzerinde fazlaca durulmayan görüp, duyup geçilen şeyleri aklında tutamaz. Zihne yazılmamış şeylerin de anımsanması olmaz. Arapça hfz, hıfz, hafız, muhafaza, hıfzetme sözcüklerinden türetilmiş olan hafıza sözcüğü de bellek sözcüğü ile eş anlamlıdır. 

Bellek sözcüğünün anlamını aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

1- Bildirimsel - declaratice (Bildiren)

a) Epizodik/ episodic (Çalışma)

b) Semantik/ anlam bilimsel (Referans)

2- Prosedürel – procedural 

a) Beceriler / skills

b) Hazırlama / priming

c) Basit Klasik Koşullandırma/ Simple Classical Conditioning 

d) Diğerleri / others
Aynı şekilde insan belleği örnek alınarak üretilmiş olan bilgisayarlarda, verilerin ve işlem dizilerinin elektronik işaretler biçiminde saklandığı bölümlerine de bu adlar verilmektedir.

Ezber konusuna gelince; insanın sorgulamadan, irdelemeden alıp belleğine attığı, yeterince içselleştirmeden yüklediği verileri anlıyoruz. Bu konuda Tınaz Titiz’in özellikle “Ezbersiz Eğitim” konusunu işleyen özenli, kapsamlı çok sayıda eseri, makalesi bulunmaktadır. Ezber söz konusu olacak ise bunlar gelişime ve değişime açık düşünme kalıpları olabilir. Günlük, kısa ve orta vadede kullanılmayacak olan veriler ise belleği boş yere dolduran, yeni şeyler öğrenmemize engel olan gereksiz yüklerdir. Bilgisayar dilinde de bunlara çöp dosyalar adı verilmektedir.

Bir yerde okumuştum insan bedeni günlük yaşamı sürdürebilmek için örneğin 100 birim enerjiye gereksinim duyuyorsa bu enerjinin (sanırım düşünen beyinler için) 20 birimini beyin kullanıyormuş. Oysa beynimizin ağırlığı ortalama beden ağırlığımız 65 kg. ise,  65 x % 2,7: 1,750 gr. kadardır. Bu oranlamaya göre eğer beynimize aynı miktarda enerji ayırırsak ezber ile ayırdığımız alanın bakım ve onarımı diğer beyinsel işlevlerimizin payına düşen enerjiyi de kullanacağı için yeterince düşünemeyiz ve yeterince düşünemeyince de verimli olamayız.

Dünün kitaplıklarını dolduran on binlerce cilt kitap şimdi bir küçük bilgisayarın örneğin 1 TB’ lik hard diskine kolayca sığmaktadır. Üstelik ulaşımı da bir kitaplığa gitmekten,  kitapların arasında arayıp bulmaktan çok, çok daha kolaydır. Bütün bunlar çalışma masamızdan kalkmadan gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle bir ansiklopediyi veya bir kutsal metni sayfa sayfa ezberlemeye hiç gerek yoktur. İnternet bağlantılı bir küçük bilgisayar veya cep telefonu yahut da şimdilerde moda olan bir suflör prompter sorunu çözümleyebiliyor.
Unutmayalım hafızların bütün işi hafızalarında hıfzettikleri verileri istendiği anda tekrar etmekten ibarettir. Hafızlar ne yeni bir şey üretebilir ve ne de yaratabilirler. Hafızlıkla, fırında ekmek pişmez, laboratuvarda bir aşı da bulunmaz, yeni bir kıta da keşfedilmez. Ekmeği fırıncı, aşıyı hekim ve yeni kıtayı da kâşifler bulur, keşfederler. Hafızlar ise gözünü kapatıp başlarını sallarlar ve hazır bilgileri seslendirirler.

Bu anlatmaya çalıştığımız nedenlerle bellek tanrıçamızı da fazla zora sokmayalım. Ezber ile belleğimizi fazla yormayalım. O zamanımızı ve enerjimizi daha iyi şeylere ayıralım.  
Bir şeyi veya olayı bellekte hazır tutmaya ve o verileri anımsayıp güncelleyerek tazelemeye, onlarla yeni bir şeyler tasarlayıp yapmaya, yaratmaya, gelecekte olabilecek şeyleri öngörmeye, kullanmaya da anımsama, hatırlama diyebiliriz.
Hatırlamak Arapça hütür/ hatır/ xatara köküne Türkçe lama eki ulanarak bulunmuş bir sözcüktür. Zihinde daha önceden yer etmiş olan bir olayın duygunun canlanması anlamına gelmektedir. Hatır, hatırlı, hatırsız, hatırı sayılır, hatırşinas, hatırnaz, hatıra, ihtar, muhtıra ve mutahara, hatır kırma da  aynı kökten türemiş olan sözcüklerdir.
Belleğin iki özelliğinden biri verileri kaydetmek, saklamak ise diğer özelliği de unutmak, verilerin yerlerini kaybetmektir. En başında şunu söyleyebiliriz. Belleğimiz her şeyi alıp kaydetmez. Bir şeyin kayıt edilebilmesi için “veri” şekline dönüşmesi veya dönüştürülmesi gerekir. Beş duyu organımız aracılığı ile beynimizin ilgili merkezlerinde ulaşan uyarılar bu merkezlerde işlenirler. Örneğin gözümüzden beynimize ulaşan görüntünün saniyede belli bir sayı ile tekrar edilmesiyle biz onu görebiliriz. İnsan gözü ve beyin ara yüzü olan görsel sistem, birbirinden bağımsız olarak algılayabildiği saniyede 10 ila 12 görüntüyü işleyebildiği söylenmektedir. Eski tarz filmlerde ardışık 16 karenin bulunması bize o hareketi vermektedir. Film seyredebilmek için kare sayısı, hızı fps ile ölçülmektedir. Bu fizyolojik ve fotografik gerçeğin ötesinde insan dikkatini yoğunlaştırma veya başını başka yöne çevirme yoluyla bir seçme yapabilir.

Bir kitap okurken veya birini dinlerken göz veya kulak ile algıladığımız uyarılar önce beynin hipokampus bölgesine gelmekte burada dendrit denilen sinir uçları ile ön bir elemeden geçirildikten sonra aksonlar yardımıyla sinaps noktalarından nöron adı verilen sinir hücresine iletilirler. Hipokampus bu eleme işini nasıl, hangi ölçütler kullanarak yapmaktadır. Bu merkezin hasarlanma nedeniyle ortaya çıkan durumlarını bir yana bırakır isek; nörologların konuları dışında kalan alanda insanın o konuya ilişkin istek, merak ve ilgisinin ölçü alındığını söyleyebiliriz.

Bilginin bellekte uzun süre kalmasını veya kalıcı olmasını sağlamak için en basit ve kolay yollardan birinin o bilginin tekrarlanması olduğunu söyleyebiliriz. İnsanda travmatik duygular yaratan olaylar da bellekte derin izler bırakırlar. Bilginin kalıcılığını sağlayan serotonin hormonudur. Bu hormon hangi bilgilerin belleğe kalıcı olarak yerleştirileceğini belirler. Beynin amigdala bölgesinde bu anılar serotonin hormonu ile çokça etkilendiği için kalıcı olurlar. 

 

Unutmak ise insanın adeta bir savunma aracıdır. Unutma bir kusur değil beynin bir yeteneğidir. Bazen unuttuğumuz veya anımsayamadığımız için kendinize kızabilirsiniz. Ama unutmak doğal olan bir durumdur. Bir arkadaşımızın adını veya telefonumuzun açılma kodunu unutabiliriz. Bu elbette güzel bir şey değil ama bir de yakınımızın veya sevdiğimiz birinin ölümünü, bir ayrılığı düşünelim. Beynimizin bu yeteneği olmasaydı ne yapardık diye kendimize soralım. Sanırım unutmanın ne kadar değerli olduğunu bu sorumuzu yanıtlamaya çalışırken kavramış oluruz.
 

Karganın belli şeyleri unutmadığı, devenin ne kadar kinci olduğu hep söylenir. Kindarlık toplum içinde hangi amaçla olursa olsun iyi, doğru bir davranış değildir. Çünkü kin duyulan olayı yaratan koşullar zaman içinde değişmiş olduğundan bu gün olay yeni yaşanıyormuş gibi aynı tepkiyi göstermek kimseye yarar sağlamaz. Elbette uygunsuz bir davranışı karşılıksız bırakmak düşünülemez ama intikam duyguları da bir o kadar yanlıştır. Belki bir af her iki taraf için iyi bir sonuç olabilir. Geçmiş olayın neden ve sonuçları nesnel koşullarla irdelenip sonucunda ise özür dilemek ve af etmek yeni bir başlangıç oluşturacaktır. Kin, intikam ve pişmanlık duyguları, devam ettiği sürece her iki tarafı da yorar, yıpratır. Açığını kollamak, fırsat doğduğunda saldırıya geçmek veya saldırı olasılığına karşı sürekli tetikte durmak enerjinin boşa harcanmasıdır. Bu yönü ile af savaşın sona erdirilmesi bir barış anlaşmasının imzalanması, geçmişin unutulmasıdır. Üzücü duyguların unutulması yeni ve daha iyi şeylerin yapılmasına ortam sağlayabilir. 

Unutmamak iyi diye bilinir ama unutamamak bir hastalıktır. Bunun adına amnezinin karşıtı olarak hyperthymésie /hipertimezi adı veriliyor. Bu kişiler daha çok kendileri ile ilgili olan şeyleri, olayları unutamamaktadırlar. Kendilerinin dışındakileri ise başka insanlar gibi unutabilmektedirler.

Unutmak çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Günlük yaşamda yapılagelmekte olan sıradan işlerin unutulması, örneğin arabanın anahtarının nereye konulduğunun anımsanmaması, daha önceden gidilmiş bir adresin unutulması, iş yaşamında üstlenilen bir ödevin yerine getirilmesinin unutulması, daha önce okunan bir kitabın konusunun veya seyredilmiş olan filmin unutulması gibi. Daha önceden tanışılan bir kimsenin veya yaşanmış bir olayın unutulması da çok sık rastlanılan durumlardır.
Unutma çeşitlerinin içinde bir tanesi vardır ki; hiç hoş karşılanmaz. Birine söz verip daha sonra da hiç öyle bir şey olmamış gibi davranmak genellikle unutmaktan değil başka bir amaçtan kaynaklanmaktadır.
Bazen de önceden ilgi çeken şeylere karşı ilgiyi yaratan koşullar ortadan kalktığı için doğan duyarsızlık da unutma olgusuna benzemektedir. 

 

Unutmak da tıpkı bizi yaşama bağlayan ve ilk bakışta olumsuz olarak algılanan korku duygumuz gibidir ve zihnimizde oluşan çok doğal bir tepkidir. Bir savunma sistemidir. Hatta bazen yaşamı sürdürebilmenin zorunlu koşullarından biri haline bile gelebilmektedir.
Unutmak ile verileri işleme önceliği birbirine çok benzemektedir. Çoğu zaman duygusallıklarımız o an yapmamız gereken işlerin önüne geçebilmektedir. Örneğin bugün girdiği sınavda başarısız olan bir öğrencinin bu başarısızlığı nedeniyle yaşadığı üzüntüyü geri plana çekememesi yarın yapılacak sınavın da başarısız geçmesine neden olabilmektedir. Öğrencinin yapması gereken şey öncelik sırasını doğru belirlemesi “üzülme” yi unutması, geri plana çekmesi ve kendisini “çalışmaya” yönlendirmesidir. Bu örnekte olduğu gibi unutmak bazen çok önemli ve çok değerli olabilmektedir.  


Yaşlılık ile ortaya çıkan demans/bunama unutmanın patolojik halidir. Alzheimer da demans türlerinden biridir. Bu patolojik durumlar tıbbın konularına girmektedir. Bu konularda tıp ve teknoloji özellikle kök hücre tedavileri ile çareler üretmeye çalışmaktadır.

Eğer genç yaşlarda unutma bir sorun olmaya başlamışsa nedenleri depresyon, uykusuzluk, açlık, eli işte gözü oynaşta öğrenmeye çalışmak, dikkatini toplayamama, kaygı, stres durumları ve benzerleri olabilir. Bu nedenler ortadan kalkınca bellek işlevleri kendiliğinden düzelecektir. Bir de alkol ve uyuşturucu nedeniyle geçici amneziler vardır. Bunlar da alkol ve uyuşturucu etkisinin sona ermesiyle ortadan kalkacaktır. 

 

Bir bilgisayarı göz önüne getirelim, günlük çalışmalarımızd daha çok kullandığımız programlar işletim sistemlerince “sık kullanılanlar” adı altında ayrı bir yerde tutulmaktadır. Beynimiz, belleğimiz de sık kullanılanları ayrı bir yerde tutmaktadır. Az kullananları niçin hemen anımsamıyoruz diye kendimize kızmayalım, belleğimize haksızlık yapmayalım.

Günlük yaşantımız içinde belki iş, uğraş yoğunluğundan ilgi azlığından olabilecek unutmalar için örneğin yüzüğümüzü farklı bir parmağımıza takabilir veya parmağımıza bir ip bağlayabiliriz. Belleğimizin derinlerine gitmiş, az kullanılan verilerini gün yüzüne çıkarmak için başkaca yöntemler de geliştirebiliriz. Yalnızlık durumlarına son verilebilir, toplumsal ilişkilerimizi çeşitlendirilip geliştirilebiliriz. Okumalarımızı artırabilir veya yaptığımız işleri zaman zaman tekrarlama şeklinde alıştırmalar da bir önlem olabilir. Halk arasında hamlama olarak adlandırılan bir kavram vardır. Hamlama nedeniyle unutulduğu sanılan bilgi ve el becerileri de alıştırmalar ile yeniden kazanabilir, canlandırılabilir. Yine halk arasında güzel bir atasözümüz vardır. İşleyen demir ışıldar şeklinde bunu da akılda tutmalıyız.

Bellek kaybına uğrayan biri olayları, şeyleri ve öğrendiği ikinci, üçüncü dilleri unutuyor ama anadilini unutmuyormuş! Doğruluk derecesini bilemem ama bana bu çok ilginç geldi. Okumalarım arasında karşıma çıkan bu bilgi bana başka bir bilgiyi anımsattı. Anadili dışında bir dili sonradan öğrenen insanlar her türlü sözcüğü o dilde konuştukları halde sayıları söylemek için anadillerini kullanmaktalar. Bu olaya kendim de birçok kez tanık olmuşumdur. Unutma ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir başka örnek de insanın çocukluğunda iken, belki algılama, kaydetme yetenekleri henüz çok yeni iken zihne, belleğe yerleştirilmiş olan bilgi ve beceriler unutuldu sanılsalar da unutulmamaktadırlar. Örneğin erken yaşlarda bisiklet sürmesini, yüzmesini öğrenmiş olan bir kimse aradan uzunca yıllar geçmiş olsa da bu becerilerini unutmamaktadır. Aynı şekilde klavye kullanan veya bir müzik aletini çalanlar da kısa bir alıştırmanın sonunda yeniden o eski yeteneklerine kavuşabilmektedirler. Bu özellikle uygulamalı beceriler belki de beynimizde daha derin izler bırakıyorlar.

Unutma ve anımsama süreçleri yaşanmış duygu ve olaylardan daha çok dil alanında gerçekleşmektedir. Zihnimiz beş duyu aracılığı ile beynimize gelen her tür uyarının alındığı, işlendiği değerlendirilip kullanıldığı bir laboratuvar, gireni çıkanı bol bir işyeri gibidir. Belleğimiz çok gelişkin bir bilgisayar gibi verileri almakta işlemekte ve kullanmakta, yeni veri dosyaları oluşturmaktadır. Bu işlemler sırasında gereksiz olanları veya eskiyen verileri ve veri işleme sistemlerini silmekte veya belleğin çok dip kısımlarına atmaktadır. Tüm sorunumuz Bellek Tanrıçamızın sayesinde eski veri dosyalarını günümüze taşımak, taşıyamamak veya güncelleyip güncelleyememektir.
Tanrıçamız Mnemosyne’ mize saygıda kusur etmez isek herhangi bir sorun ile karşılaşmadan barış, huzur ve refah içinde sevgi ve dayanışma ile mutlu yaşantımızı sürdürebileceğimizi söyleyebilirim.

Yaşasın Mnemosyne ve sevgili kızları dokuz kardeş Mousa’ larımız
 

06.12.2023

Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!