Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

NEFRET DİLİ

Sevgi ile nefret veya sevmek ile nefret etmek birbirlerinin karşıtı mıdır? Aşk ve nefret arasında nasıl bir ilişki vardır?

NEFRET sözcüğünün etimolojisi bize anlamını kavramada yardımcı olabilir. Nefret sözcüğü bizim dilimize Arapçadan girmiştir. Arapça nfr kökünden gelen nafrat نفرة  "1. Kargaşa, kaçışma, panik, 2. Antipati (antipátheia αντιπάθεια), (birisinden) kaçınma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça nafara نفر  "ürktü, ürküp kaçtı" eyleminden türetilmiştir.

Aynı kökten gelen ve dilimizde kullanılan bir sözcük te nefer sözcüğüdür. Arapça aynı nfr kökünden gelen bu sözcüğün anlamı 1. Çete, hayvan güruhu, akıncı birliği, ordu, 2. Asker, er’ dir. Sözcük Arapça nufūr veya nafar نفور/نفر  "ürkme, irkilme, (bir hayvan güruhu) ürkerek kaçışma sözcüğünün eylem biçimidir.

Görüldüğü gibi sözcüğün anlamında bir kargaşa, panik ve kaçma, kaçınma hali hemen göze çarpmaktadır. Sözcüğün bu anlamında Farsça nafrīn (< nā-afrīn, lanetleme, nefret etme çağrışımları da dikkatimizi çekmektedir.

Sözcüğün İngilizcesi hate, hatred, Fransızcası détester eylemidir.
Nefret günlük yaşamda 1-Bir kimseye, bir şeye karşı duyulan çok olumsuz duygu 2-Tiksinme, tiksinti anlamlarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Nefret, bir kimsenin kötülüğünü, mutlu olmasını istememeye yönelik ve o kişiye karşı beslenen olumsuz duygulardır.

Bir kişi kendini rahatsız eden, özgürlüğünü kısıtlayan, aşağılayan, haksızlığa uğratan şeylerden ve olaylardan bu eylemleri yapan insanlardan ve başka canlılardan nefret eder.
Ayrıca kendisi gibi olmayan kendisi veya içinde bulunduğu grubun özelliklerini taşımayan kişilerin varlığına katlanamayıp onlardan da nefret edebilir.
Kişi kendisine haz veren şeyleri engelleyen şeylerden veya kişilerden nefret eder. Kişi bazen de kendisinin yapamadığı şeyleri başkalarının yaptığını görüp kıskandığından onların varlığına dayanamadığından nefret eder. Bu tür nefretin öznesi çoğu kez kendisini büyük görme, megalomani içindedir.
Nefret bunlardan başka aşırı veya hastalıklı hazza yol açıp içsel çatışmaları da körükleyen bir duygudur.
Bir kimse nefretini dışarıya yansıtmadığı sürece bu durumu antipati olarak değerlendirebiliriz ancak bu duygusunu söz, yazı veya başka yollarla eyleme dönüştürür ise o zaman eylemin adını nefret olarak değerlendiriyoruz.

Robert J. Sternberg, ( 1949/-) ABD uyruklu bir psikolog) nefret kavramını incelerken üç öge üzerinde duruyor. 1-Tehlikenin yıkıcı hale gelen yakınlığını kendinden uzaklaştırmak için durumu olumsuz bir çerçeve içine alma, isyan, 2- Aşırı korku, öfke veya tutku, 3-Kendisi için önceden çok değerli olan veya kutsal ya da tabu olduğuna inandığı nesne ve olayların değerinin düşürüldüğünü görüp duyarak yaşadığı panik.

Sigmund Freud, nefreti kendini koruma sorunuyla bağlantılı görmekte kişiyi mutsuz kılan şeyin kaynağını yok etmek isteyen insanın benmerkezci davranış biçimi olarak tanımlamaktadır.
Bir başka psikolog, nefret kavramını kendi değerler sistemindeki bir yıkıma karşı duyulan öfke ve bu öfkenin saldırgan eylemlere dönüşmesi olarak tanımlamaktadır. 

Bir başkası, İngiliz yazar ve psikanalist Adam Phillips (1954/-)  bir ilişkide nefret ve nezaket duygularının arasında bir bağ olduğunu ileri sürmekte ve kişiler arası hayal kırıklıkları ve bunlarla ilişkili düşmanlıkların duygusallıktan uzaklaşılarak kabul edilmesi durumunda kalıcı ve gerçek dostlukların doğabileceğini söylemektedir. Bu görüş bize ilişkilerin değerlendirilmesinde öznellikten çok nesnel bir bakış açısının daha yararlı olduğunu düşündürmektedir.

SEVGİ ise bir kişiye ya da bir nesneye karşı duyulan ilgi, bağlılık, içtenlikli bir yakınlık duygusu, derin bir sevecenliktir ve bununla birlikte o kişinin ya da şeyin iyiliğini veya o durumun sürekliliğini isteme, onun için özveride bulunmayı göze almadır.
Bu duyguların o kişiye bir haz vermesi halidir.
Ondan kendisine bir zarar gelmeyeceğine inanmadır, gelecek bir zarar olursa onu başka bir yolla giderebileceğini düşünmedir.
O kişiye karşı göstereceği içtenliğin karşılık bulması halinde bu durumun yararlı olduğuna inancıdır.
Bir sorun olduğunda o kişinin kendisine dost-arkadaş olarak yardım edeceğine inanmasıdır. Bu inanç çevresinde duyduğu rahatlık, huzur ve mutluluktur.

Sevginin de türleri vardır. BNGV/Kavram Mutfağı ve alicanpolat.com /Kavram Mutfağım adlı web sitelerinde Amatör Profesyonel kavramlarını irdelerken sevgi türlerini yazmıştım. Antik çağlardan bu yana gelen ve genel kabul gören bu sınıflandırmaya göre sevgi çeşitleri sekize ayrılmaktadır. Bunlar: 1-Eros: Erotik sevgi, 2-Philia: Etkileyici sevgi, dostluk, 3-Storge: Aile sevgisi, 4-Ludus: Oyun sevgisi, 5- Mania: Takıntılı sevgi, 6-Pragma: Kalıcı sevgi, 7-Philautia: Benlik sevgisi ve 8-Agape: Özverili sevgi. Bunların biri veya birkaçı birlikte olabilirler. Bu sevgilerden bazıları aşk, bazıları sempati olarak adlandırılabilir. Sempati /sympathie Eski Yunanca pásχō, path- πάσχω, παθ- “hissetme, acı duyma” eylemine syn+ ön ekiyle ve +ia eki takılarak türetilmiştir.

Sevgi ve nefret her ikisi de kişiye özgü, sübjektif duygular olmakla birlikte sonuçları çok kez toplumu çok yakından ilgilendirir. Psikolojinin konularına fazla girmeden bunların farklı ve benzer yanlarını anlatmaya çalışıyoruz.
Bu iki duygudan sevgi olumlu ve yapıcılığı, nefret ise olumsuz ve yıkıcılığı ifade etmektedir.
Birinde huzur ve barış diğerinde huzursuzluk ve savaş hali vardır.
Deneyimlerden anlaşıldığı gibi savaşlar daha kısa barışlar daha uzun sürelidirler. İnsanların genel isteği sevgi le barış içinde yaşamaktır.
Herkes sevgiyi kendisine yol gösterici kabul ederken hiç kimse nefret duygusunu kendisine kondurmaz.
Sevgi empati  (kabaca, kendisini onun yerine koyma) duygularını geliştirirken nefret empati duygularını da yok eder.  
Sevgide karşılık olsun olmasın bir rahatlık, yakınlaşma ve güler yüzler varken nefrette huzursuzluk, korku, panik, kaçma, kaçınma ve çatık kaşlar vardır.
Sevgi halinde insanın kendisine güven nefret halinde ise kendisine bir güvensizlik hali vardır.
Sevgide başkalarının iyiliğini görünce kendisiymiş gibi sevinme varken nefrette başkalarının iyiliğini çekememe, kıskançlık vardır.  

Aşk ister erotik ister platonik anlamda olsun tutkulu bir sevgi, sevginin tutkulu bir hali ise nefret de o sevginin kendisine ulaşılamayan veya o sevginin bir şekilde yitirilmesinin verdiği sıkıntı, yürek çöküntüsü halidir. Nefret duygusu içinde olan kişi bu durumun nesnel irdelemesini sağlıklı olarak yapamadığı için geride kalan “tutku” ile yetinilmek zorundadır. Sevginin kucaklayıcı, olumlu iyileştirici gücünden yoksun tutku ise kişiyi saldırganlığa yöneltir. Kişinin içinde doğal olarak var olan, olması gereken “sevgi” ayrı bir başlık altında incelenebilir. Bu incelemeyi Freud kişinin kişiliğinin, benliğinin oluşmasından başlatıyor.

Nefrete eşlik eden ikiz kardeşlerden bir diğeri de kıskançlık duygusudur. Kıskançlık isteyip de elde edememenin veya elde ettiğinin kendisinden alınacağına olan korkusunun, paniğinin yalın halidir.
Bütün bunlara karşın toplumda bazı kişiler nefret duyguları ile dolup taşarlar. Bu durum toplumsal yaşantıyı olumsuz yönde etkileyeceğinden ayrışmalara da neden olabilir. Dahası bu olumsuzluğun toplumun genel yapısını bozarak hukuksuzluğa da yol açar.

Bir toplumda değişik iletişim türleri içinde bu davranışların yaygınlaşması, iletişim dilinin nefret ve kıskançlık duygularıyla kirlenmesi çok acıdır. Nefret eden kişinin içinde bulunduğu acıklı durumun topluma bulaşması barış ve huzuru yok eder, ayrışmalara neden olur,  güven duygusunu zedeler, kural yerine kaos egemen olur.

Toplumun bağlı olduğu yasalarda nefret suçu ayrı bir başlık altında düzenlenmiştir.
5237 sayılı YTCK’ nın 02.03.2014 tarih ve 6529 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile değişik 122. nci maddesi Nefret ve ayrımcılık başlığını taşımaktadır. Yasanın önceki hali yalnızca ayrımcılık başlığını taşırken 2014 değişikliği ile “nefret” sözcüğünün başlığa eklenmesi yasa koyucunun konuya olan duyarlığını göstermektedir. Madde metni:

Nefret ve ayırımcılık

MADDE 122 – Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;

a)Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ceza yasasında bu eylemler suç olarak düzenlenmiştir. Eylemci suç olarak yaptırıma bağlanan bu eylemi “önyargı saiki (=güdü) ile” işlediği zaman suçun niteliği nefret suçuna dönüşmektedir. Ancak nefret söyleminde zaten bu eylem yasalarda başlı başına suç olarak düzenlenmiştir. Söylemin ifade özgürlüğü içinde kalıp kalmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Sözü edilen 122. maddenin gerekçesi konuyu biraz daha açıklayıcı niteliktedir.

Gerekçe’nin ilgili bölümü: Ancak menfi nitelik arzeden ve ihmal tabiatında bulunan bütün bu hareketler maddenin birinci fıkrasında gösterilen saiklere bağlı olarak gerçekleştirilecektir; yukarıda belirtilen olumsuz hareketler, kişilere karşı kökenleri, cinsiyetleri, aile durumları, örf ve âdetleri, kişilerin değişik felsefî inançları, ayrı bir etnik gruba mensup bulunmaları, farklı ırk, din, mezhep mensubu bulunmaları nedeni ile gerçekleştirilmiş olacaktır. Yoksa söz gelimi iş sahiplerinin beğenmedikleri kişileri işe almamalarının cezalandırılması söz konusu değildir. Amaç, vatandaşlar arasında çeşitli etmenlere dayanan grup mensubiyeti nedeniyle ayrım yaptırmamaktır. Madde böylece aslında millet bireyleri arasında bölücülük yapılmasını önlemek amacını gütmektedir.

Bu yasal alıntılar ve açıklamalardan da anlaşıldığı yasalarımız nefret duygularını korumamakta tam aksine cezalandırmaktadır.

Halkımız bu yasal güvencenin bilincinde olmalı ve gerektiğinde devletin hukuksal desteğini talep etmelidir. Yani daha açık bir anlatımla gerektiği yerde şikâyet ve dava haklarını kullanmalıdır.

Ancak konu yargı önüne gelmeden yapılması gereken şeyler de vardır. Yapılması gereken bu şeyler yargı sürecinden çok daha önemlidir.

Bir örnek verirsek konu biraz daha iyi anlatılmış olabilir. Elimde bir kesimin yere göğe sığdıramadığı, dayanaktan yoksun övgülerle yücelttiği şair, yazar Necip Fazıl Kısakürek’in bir kitabı var. Kitap Moskof adını taşıyor. Kitap kapağı ile birlikte 350 sayfa ve her satırında akıl almaz bir Rus düşmanlığı var. Kitap tarihsel gerçekleri anlatmak yerine bir komşu ülkenin politikalarını, o ülke insanlarının hal ve hareketlerini, ırk, inanç ve kültürlerini ayrıca o insanların fiziki yapılarını yerden yere vurmakta, aşağılamakta ve alay etmektedir. Burada onun hakaret ve düşmanlık duyguları içeren nefret dolu söylemlerini yinelemek istemiyorum. Merak eden olursa kitabı alır okur.

Bu yazar ülkelerin, devletlerin arasında kalıcı bir dostluğun olamayacağını, bu ilişkilerin çıkar ilişkileri çevresinde şekillendiğini hiç dikkate almamakta, din ve milliyet önyargılarıyla adeta içindeki kini kusmaktadır. Aynı şeyleri dünyada başka bir ulustan bir başka yazarın bizim için yaptığını düşünürsek işin ne kadar trajik bir hal alacağını öngörebiliriz. Söz konusu edilen komşu ulus ile 1917 Ekim devriminden bu güne gelene kadar aradan 100 yıldan uzun bir süre geçmiş olmasına karşın yazarın korku ve endişelerinin yersiz ve nefretinin de kendisine ait olduğu yaşamın gerçekleri tarafında doğrulanmıştır.

Yurtta ve dünyada barış ilkesi doğrultusunda komşularımızla iyi ilişkiler içinde olunması gelişme ve kalkınmamızın en büyük dayanağı olacaktır. Yazarımız kendisini at sırtında asıp kesmeye, dünyayı haraca bağlamaya hakkı olan bir ortaçağ askeri gibi görmektedir. Oysa 1919’lardan başlayarak sözünü ettiği bu ülke ve diğer komşu ülkelerle kurduğumuz iyi komşuluk ilişkileri ve sağladığımız barış ortamının ülkemize kazanımlarını görmezden gelmektedir. Onun kafasında bir ırka ve dine bağlı olanların her şeyi söylemek ve yapmak hakkı, başkalarının ise yalnızca bunlara karşı susmak ödevleri var. Böyle bir kitabı okuyan birçok kişinin kişiliği faşist bir ideoloji ile şekillenecektir. İdeolojiden öte kafası nefret söylemleri ile dolup taşmaktadır.

Moskof sözcüğü kuzeyimizdeki coğrafyada yaşayan, Slav soyundan Rusların kurduğu devlete başkentlik yapmış olan bir yerin, oblastın adından gelmektedir. Kent adının dilimizde söylenişi Moskova’dır. (Fransızca Moscou, İngilizce Moskow). Moskof  (Moskovite) Moskova’da yaşayanlar anlamına gelmektedir. Bunu bir Rus insanına söyleseniz hiçbir aşağılanma duygusuna kapılmaz, yerine göre teşekkür ederim der ve geçer. Ancak yazarımızın telaffuzunu kulağınızda duymaya çalışın, bir de buna gâvur sözcüğünü “Moskof gâvuru” eklediğini düşünün. Bu kinin, bu nefretin insan olan hiç kimseye bir yarar sağlamayacağı ortadadır. Ancak halkımızda yıllarca bu nefret söylemi ile olumsuz bir algı oluşturulmuştur. Yalnızca Rus halkı için değil Türk ve Müslüman olmayan başka halklar için de benzer nefret söylemleri hala devam ettirilmektedir. Aynı şekilde özellikle, Türkiye bağımsızlığından ödünler vermek pahasına NATO’ ya girdikten sonra anti-komünist bir propagandanın gönüllü militanı haline getirilmiştir. Bu insanlar, İşine gelmeyenleri aşağılamak, ötekileştirmek için gomonis diye yaftalamışlardır. Yıllarca gominisler Moskova’ya sloganları ile kin ve nefretlerini her yere kusmuşlardır.

Bu türden yayınlara karşı yasaklama yoluna gitmek değil ama bunun bilime, çağdaş dünya anlayışına, insan haklarına aykırılığı anlatılmalı ve halkın tek yönlü bilgilenmesinin önüne mutlaka geçilmelidir.

Günlük konuşma dilimizde yer alan kimi sözler üzerinde de durmak gerekiyor. Örneğin ya benimsin, ya toprağın veya af edersin keferenin dölü gibi sözlerin artık dilimizden sökülüp atılması gerekmektedir. Bu tür söylemler karşısında sessiz kalmak, onaylayıcı, benimseyici olmak yerine eleştirici, kınayıcı, ayıplayıcı olmak zamanı artık geldi.

Aynı şekilde bu topraklarda bizimle birlikte yaşayan bitki ve hayvanlara karşı da onların yaşama, varlıklarını, soylarını sürdürme hakları bulunduğu gerçeğini göz önünde tutmak ve canlı cansız doğamızın her elemanı ile eşit, adil bir yaşamı paylaşmamız gerektiği gerçeğini kabul edip bunun toplumda yaygınlaşmasını sağlamamız gerekmektedir. Hayvan dostlarımıza karşı nefret duyguları onları küçültücü söylem ve eylemlerimizi artık sona erdirmeliyiz. Karga niçin aptal, tilki niçin kurnaz olsun!

Bunları birkaç başlık altında toplayabiliriz.

a) Kamusal ve örgütsel iletişim içinde özellikle belli bir yetki ve gücü elinde tutan ve topluma örnek olabilecek kişilerin nefret ve hakaret söylemlerinden kaçınmaları.

b) Topluma yayın yapan radyo, televizyon, basın ve yayın organlarınca bu konulara duyarlı olunmalıdır.

c) Kitap, dergi, plak ve benzeri iletişim araçlarında ayrıştırıcı ve nefret duyguları yaratan yayınların olumsuzlukları halka anlatılmalıdır.

d) Televizyon dizileri ve sinema filmlerinde her tür ayrımcılığa ve nefret söylemlerine yer verilmemesi sağlanmalıdır. RTÜK denen kurum gerçek görevine dönmelidir.

e) Şarkı, türkü, hatta atasözü ve deyimlerimizin bunlardan arındırılması,

f) Halkımızda bir farkındalık yaratılması ve bilinçlendirilmesi,

g) Bu önlemler alınırken asla yasakçılığa, sansürcülüğe başvurulmaması, istenmeyen bu söylem ve eylemlere karşı olumlu örneklerin özendirilmesi yolunun seçilmesi gerekmektedir.

h) Bütün bu önlemler hukuksal sınırlar içinde eşit ve adil uygulamalarla sağlanmalıdır.

Bu önlemler tartışılabilir, yeni önlemler de eklenebilir. Amaç ayrımcılığı ve nefret söylemlerini önlemek olunca dilimizin de bunlardan arındırılması sağlanacaktır.

Toplumun bir kesiminde iletişim şiddet ve nefret dili üzerine kurulmaktadır. Toplumda taraflar giderek artan bir yaygınlıkta birbirlerine bu dili kullanarak sövmekte, hakaretler etmektedirler.

Yalnızca cumhurbaşkanlığının isteği ile soruşturulan hakaret konulu dosya sayısı çok uzak bir tarihte değil 10 veya 20 yıl öncesinde yüzlü, binli sayılarla ifade edilirken şimdi 250 binlere ulaşmıştır. Bu sayılar gerçekten ürkütücü bir büyüklüktedir. Bu sayı karşısında iki şey düşünülebilir. Ya bu halk düşüncelerini, eleştiri haklarını kullanırlarken şiddet ve hakaret dilini çok fazla kullanıyor veya olmadık şeyler için davalar açılıyor. Bu iki olasılığın ikisi de birbirinden kötüdür. Sayının büyüklüğü normal olmadığına göre işi ciddiye alıp nefret ve hakaret suçunun nedenlerinin ve sonuçlarının işin uzmanı kuruluşlarca, barolar ve üniversiteler tarafından bilimsel bir inceleme ve değerlendirme konusu yapılması zorunlu olmuştur.

Bir toplulukta insanların birbirlerini sevmeleri zorunlu değildir. Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir. Ama bir toplumda kimsenin kimseye ayrımcılık yapmaya nefret söylemlerinde bulunmaya, söylemlerini eyleme dönüştürmeye de hakkı yoktur.

Nefret insan doğasına ve toplumsal gerçeklere aykırıdır. Nefreti, ayrımcılığı kaldırabilirsek, barış ve huzur içinde gelişen, kalkınan bir ülke ve o ülkenin mutlu insanları oluruz.

09.04.2023

Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!