Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

Barbarlar

Barbar kelimesi medenileşmemiş, yontulmamış, geri,  ilkel, vahşi, insanlık değerlerinden yoksun,  gaddar, zalim gibi bir sıra olumsuz anlamı içine alır. Bu anlamıyla pek çok dilde kullanılır; uluslararası bir kelimedir demek lazım.  

  Eski Yunanların Yunan olmayan bütün toplumlara barbaros, yani  "yaban, yabancı, el, öteki, başkası" dediklerini lise tarih kitaplarında okumuşuzdur. Bu kelime Yunancada daha önce  "Yunanca konuşamayan" anlamında kullanıyordu. En eski anlamının ise "anlaşılır bir biçimde konuşamayan, anlaşılmaz bir dilde konuşan" olduğu sanılıyor. Bu kelimenin Yunan  olmayan halkların konuştukları dillerin Yunan kulağını  tırmalayan, onlara anlamsız gelen  "bar... bar..."  seslerine benzetilmesinden çıktığı söylenir. Buna göre, barbaros bir yankı-kelime  (onomatopoeia).  Elbette, kendinden olmayana iyi gözle bakmayan, aşağılayıcı bir kelime. "Kekeleyen" anlamında bir sıfat olan Sanskrit barbaras da Yunanca kelimenin bu anlamını çağrıştırır. Herkesçe bilinen olumsuz anlamı Avrupa'da onaltıncı yüzyılın ikinci yarısında oluşmuş.

    Yunanca kelime Latinceye barbarus yazımıyla geçmiş, aynı aşağılayıcı anlamıyla. Romalılar da Yunanlar dışında kalan bütün kavimler (Cermen, Pers, Kelt, Galli, Finikeli, Kartacalı, vb)  hakkında  bu kelimeyi kullanmışlar. Burada biraz duralım. Eski Yunanlar insan diline başlı başına bir konu olarak eğilmemişler, dili felsefenin genel sorunları kapsamında ele almışlardır. Başka toplumların dillerine de ilgi duymadıkları için, köken bilgisi alanında yanlış sonuçlara varmışlar, Yunancada kullanılan pek çok kelimenin başka dillerden gelmiş olabileceği ihtimalini akıllarına getirmemişlerdir. Bu  ilgisizlik Eski  Roma'da da sürmüştür. Barbarus bunun bir örneği. Romalılar Yunancadan aldıkları bu kelimeyi birleşik bir kelime sanıp barba (sakal) ve rus (taşra) diye ikiye ayırmışlar, tek parçalı Yunanca kelimeye "taşra sakalı" anlamını vermişlerdi.[1] Taşralılarda görülen kaba, biçimsiz sakaldı bundan anladıkları. Köken bilgisi uzmanlarının "halk etimolojisi" dedikleri bir yakıştırmaydı bu.      

    Barbarossa, kelimenin bir başka yazımı. Latince kelimedeki rus, İtalyancada  her nasılsa rossa (kızıl, kırmızı) olmuş. Barbarossa "kızıl sakal" anlamına geliyor. Kelimenin bu hali bizi "Barbaros Hayrettin Paşa"ya getirir. Britannica ansiklopedisinde Hayrettin Paşa adının önündeki  Barbarossa lakabının kızıl sakal anlamına geldiği belirtiliyor. Bu ünlü Osmanlı denizcisinin asıl adının Hızır Reis olduğunu, Yavuz Sultan Selim'in ona Hayrettin (inancın, dinin hayırlısı) lakabını taktığını biliyoruz. Barbarossa'nın kızıl sakal anlamına geldiği, genellikle kabul gören bir açıklama. 

    Bir açıklaması daha  var. Tarihçi Halil İnalcık, "Midillili Baba Oruç Batı'da Barbarossa'ya çevrilmiştir," diyor.[2]  Ona göre, bu lakap, Baba Oruç'un bozulmuş biçimi (başka bir kitabında, Devlet-i 'Aliyye'de de "Babaorucca" diye anar). Oruç Reis, Hızır Reis'in ağabeyi, Osmanlı donanmasının bir önceki kaptan-ı deryası.  Prof. Şerafettin Turan da, TDV ansiklopedisinde, "Batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı ağabeyi Oruç’a verdikleri Barbarossa adını daha sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmıştır," diyor.

   Burada üzerinde duracağımız bakımdan bu iki açıklamadan hangisinin doğru olduğu önemli değil. Yaygın olan birinci açıklamaya inanırsak, Yunanca "barbar"ın bugün bütün dünya dillerinde bilinen olumsuz anlamını;  Latincedeki "kızıl sakal" anlamını doğru bulursak, bizim için hiç de anlamlı olmayan "kızıl sakallı"  lakabını  kabul etmiş oluruz. İkinci açıklamayı kabul etmemiz halinde ise, Baba Oruç'un Avrupalı ağzında bozulmuş biçimini Türkçeye sokmuş, benimsemiş oluruz. Üstelik, Hayrettin Paşa'nın değil, ağabeyinin adı olur bu.   

   Yıllar önce felsefeci Oruç Aruoba şunları yazmıştı:

Kanımca 'Barbaros'  sözcüğünün yalnız Avrupalıların (Batılıların, Frenklerin, Hıristiyanların)       kullandığı bir san olduğu bilinmeli ve ünlü denizcimiz ya 'Hayrettin Paşa' , ya da 'Kaptan-ı  Derya         Hayrettin Paşa' diye anılmalı; Barbaros Meydanı Hayrettin Meydanı, , Barbaros Bulvarı gibi yer    isimlerindeki 'Barbaros'  sözcüğü yerine de 'Hayrettin' sözcüğü konmalıdır: Böyle bir gelişme olursa,    belki Trablus yerine 'Tripoli', Kudüs yerine 'Jerusalem', Arnavutluk yerine 'Albania' deyip yazan   kimileri, düştükleri yanlışlığı anlarlar da, bundan sonra doğrusunu kullanırlar. [3]       

       Bu teklife elbette yürekten katılıyorum. Kanunî Sultan Süleyman'a "Muhteşem Süleyman" denmesini nasıl kabul edemezsek, bu da öyle. Ben bir şey ekleyeceğim Oruç Aruoba'nın yazdığına. Yeni doğan erkek çocuklarına da Barbaros adı verilmemeli. Boğaziçi Üniversitesinde etimoloji dersi verirken, Barbaros kelimesinin açıklamasını bitirince, öğrencilerime, "Barbaros'un ne olduğunu, ne olmadığını öğrendiniz, şimdi bana söz verin, yarın evlendiğiniz zaman bir erkek çocuğunuz olursa, Barbaros adını vermeyeceksiniz ona, söz mü?.." diye sorardım; onlar da, "Söz hocam!" diye cevap verirlerdi... 

   Kelimenin "yaban" anlamının uzantılarına devam edelim. Kuzey Afrika'da  Mısır'ın batı sınırından Atlas okyanusuna kadar uzanan, göçebe Arapların yaşadığı  kıtanın kuzeyindeki  bölgelere Latinler "yaban illeri" anlamında  Barbaria, kuzey Afrika'nın bu çok eski halklarına da topluca "yabancılar" anlamında Barbari derlerdi (elbette yine aşağılayıcı bir anlamda). Arapça Berberî, Latince kelimenin Arapçalaştırılmış hali olsa gerek;  Berberistan da onların oturdukları yerler.  

   Arapçadan aldığımız Acem kelimesinin "barbar"la hiçbir kök bağı yok, ama aynı anlamda  olması çarpıcıdır. Acem, "Arap olmayan, anadili Arapça olmayan" demek Arapçada.  Bu kelime Arap olmayan bütün ulusları kapsar. Ama biz İranlılara bazen Acem, dillerine de Acemce deriz. "İran,  Fars, Farsça" varken dememeliyiz oysa.[4] Araplar  için yalnız İranlılar değil,  Türkler de "Acem"dir.  Farsçaya Acemce dediğimiz zaman da hangi dili kastettiğimiz iyice anlaşılmaz. Acemî (nisbet eki /i/  ile) de elbette aynı anlamda.  Ama küçük bir anlam kaymasıyla bizim bildiğimiz, "acemi" ortaya çıkıvermiş, yani  toy, tecrübesiz anlamına gelen kelime. Kelimenin derinliğine inilirse, o da "Arapların bildiğini bilmeyen, Arapların yapabildiklerini yapamayan" anlamını verir. Nitekim, Osmanlı döneminde Yeniçeri Ocağına yazılan gençler doğrudan doğruya bu ocağa alınmaz, yetişmeleri için Acemi Ocağına verilirlerdi; bu genç askerlere topluca Acemi Oğlanlar denirdi.  Acemi kelimesi bugün bile Türk ordusunda aynı anlamda  kullanılır. Askerlik eğitimi öncesinde, askerlik hayatına ayak uydurmalarını  sağlamak amacıyla bir ay özel eğitim gören askerlere "acemi birliği" denir.         

    Günümüzde çok yaygın bir biçimde kullanılan bir kelime var: öteki, ötekileştirmek. İngilizcedeki "other(s)", "othering", "otherise"  kelimelerini bu şekilde çevirdik.[5] Öbür batı dillerinde de var aynı kavram.[6] İmdi, "barbaros" Eski Yunanların; "Acem" de Arapların   "öteki"si oluyor. Sözün kısası, "ötekiler"in tarihi çok eski.  

   "Öteki"den söz açılmışken, Türkçede öteden beri kullanılan bir söze değinmeden geçemeyeceğim: "müslümandan gayrisi, müslüman olmayanlar" anlamına gelen "gayrimüslim" nitelemesi. Bu söz Türkçede öyle horlayıcı, keskin bir ayırımcılıkla kullanılmaz, ama sözün kuruluşu bu izlenimi uyandırır. Bir de, müslüman olmayan cemaatlerin her birini asıl kimlikleriyle anmayıp hepsini tek kelime içinde toplamak, aralarındaki inanç, kültür farklılıklarını görmek istemediğimiz, dolayısıyla vatandaşlarımızı tanımaya önem vermediğimiz anlamına gelebilir.      

    Batı dillerinde barbarism diye bir dilbilimi terimi vardır. Doğrudan doğruya dilin kullanımına ilişkin bir terim olduğu için biraz etraflıca duralım üzerinde. "Dilin yerleşik kurallarına aykırı kullanım, özellikle yabancı dillerin etkisiyle kurala uygun kelimelerin yanlış bir biçimde kullanılması anlamına gelen bir terim. Yine yabancıların konuştuğu dilin anlaşılmaz oluşundan kaynaklanıyor. Örnekler verelim.

   Medyatik, balet kelimeleri Türkçede; paparrazzi, medias  kelimeleri de İngilizcede birer barbarism.  Medyatik bizim icadımız (media sıfat takısı almaz), böyle bir kelime yoktur hiçbir dilde;  balet'in aslı olan İtalyanca ballet bütün Avrupa dillerde bale sanatı anlamında kullanılır; erkek dansçı  anlamında kullanılmaz. Batı dillerinde dansçı kişi kadınsa "balerin", ama erkekse sadece "dansçı" ya da  "bale dansçısı" denir,  eril biçimi yoktur "balerin"in. Türkçe dilbilgisinde eril, dişil ayırımı olmadığı halde,  hiç yoktan bir eril icat etmeyi üstümüze vazife saymamız  anlaşılır şey değil. Gerek TDK, gerekse Kubbealtı sözlüklerinde "balet"in kurala uygun bir kelimeymiş gibi, hiçbir açıklama eklemeden verilmesi gariptir! Öte yandan,  İtalyan asıllı paparazzi bu dilde  bir çoğul kelimedir, tekili  paparazzo. Bazı İngiliz gazetecilerin çoğul kelimeye bir çoğul takısı daha eklediklerini görmüşümdür.  Zaten çoğul olan media kelimesine /-s/ çoğul takısı ekleyenler de vardır İngilizce konuşulan dünyada, bunlar da  barbarism sayılır.

    Aynı dili konuşan iki toplumdan biri öbürünün dilinde meydana gelen bazı değişimleri  barbarism  diye nitelendirebilir. İngiliz müstemlekecilerin kuzey Amerika'ya yerleşmelerinden sonra konuştukları dil Britanya adalarında konuşulan İngilizceden gözle görünür bir biçimde farklılaşmaya başlamıştı. Britanyalı İngilizler gitgide değişip  "Amerikanca"laşan dillerinde ortaya çıkan yeni icatlara daha onsekizinci yüzyılın başlarında barbarism diyorlardı.

    Aslında, pek çok dilde  görülebilen, kural bozan bir değiştirme işlemidir barbarism. Ne var ki, başlangıçta kabul edilemeyecek olan kurala aykırı bir kelimedeki yanlışlık, aradan uzun bir zaman geçince unutulabiliyor, böylece yanlış kullanım dile temelli yerleşebiliyor. Şöyle diyebiliriz: başlangıçta de facto olarak dile giren bir kelime, bir gün geliyor, meşruiyetini ilan ediyor, yani de jure mevkiine yükselebiliyor! Sosyete kelimesini Fransızcadan almışız, bir aykırılık yok bunda, ama aynı kelime üzerinden, sosyetik diye, Fransızcada olmayan bir anlam icat etmişiz. "Sosyetik" de bir barbarism elbet, ama unutulmuş, sonunda Türkçe sözlüklere de girmiş. Bu kelimenin bugünkü durumu "balet"inkiyle aynı değil herhalde.  

    Arapçadan, Farsçadan aldığımız sayısız kelimeyi bu iki dildeki kullanımlarına aykırı biçimde, anlam ve biçim değişikliğine uğratmışızdır. Bu yabancı kelimeler yüzyıllar geçtikçe  dilde yaygınlaşmış. Bu türden yanlış kullanımlara Türkçede galat, yani dil yanlışı, hatalı, kusurlu kullanım deriz. Basit dil yanlışından ayrı bir özelliği var terimin.  Bunu  barbarism teriminin dengi sayabiliriz. Yeni Türkçede bir karşılığı yok. 1980 öncesinde TDK "barbarism" karşılığında "yadsınlık" kelimesini türetmişti; ama kullanan yazar çıkmadı. "Yadsımak"tan (iki anlamından biri "yad, yabancı saymak") yola çıkılarak türetildiği için, burada da  "yabancı"lık öğesi var. Kurala aykırı olduğu halde yaygınlaşan galat sözlere "galat-ı meşhur" denir.  Evrak kelimesi "varak"ın çoğuludur, birçok kimsenin hiç sakınmadan kullandığı "evraklar" bir galat-ı meşhurdur. Dilin kurallarına uygun, düzgün bir biçimde konuşulup yazılmasından yana olanlar bu gibi, kural bozucu kullanımlara hararetle karşı çıkarlar. Ama galat-ı meşhur sözler bir dilde iyice artınca onları savunanlar olur.  Bilinen, yeri geldiğinde tekrarlanan bir söz  vardır: "galat-ı meşhur lafz-ı lûgat-i fasihden yeğdir". Yani yanlış olsa da yaygınlaşan sözler kurala uygun olmamakla birlikte, sözlüklerde, kâğıt üstünde kalan kurallı sözlerden üstün tutulmalıdır demek.      

    Barbaros'un dişil hali olan  Barbara pek çok dilde (İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca Lehçe, Macarca, Slovence gibi) yaygınlaşmış bir kadın adıdır.  "Yabancı kadın" demek. Neden böylesine yaygınlaştığı, yabancıl (exotic) bir çağrışımı olduğuna bağlanıyor. Yabancıl şeyler sevilir bazen. Son yıllarda bizde çok yaygınlaşan, "başka, yabancı, gayri" anlamına gelen Özge'ye koşut bir durum. Özgecan, Özgehan, Özgenur gibi birleşik isimlerde de kullanılıyor. 

      Latince ile İtalyancada  "sakal" anlamına gelen, ama asıl kaynağı bilinmeyen barba Fransızcaya, İngilizceye, Almancaya geçmiş: sırasıyla barbe, beard, bart.  Türkçedeki berber'in  de kaynağı İtalyanca barbiere, sakalı tıraşlayan, saç kesen. İtalyancadan bütün batı dillerine yayılmış. Berber onaltıncı yüzyılın ikinci yarısında girmiş Türkçeye. Farsçadan gelen ser-tirâş, Arapçadan hallâk, İtalyancadan  perükar kelimeleri de kullanılmış berber için, ama üçü de dilden düşmüş.      

     Barbunya hem fasulyegillerden taneli bir bitki, hem de bir balık türüdür. İkisinin de rengi aynı,  pembemsi, ikisinin de kaynağı İtalyanca. Renklerinin aynı olması aynı kelimeyle adlandırılmalarına yol açmış sanki.  Barbunya balığına barbun dendiği de olur;  bunun da kaynağı İtalyanca  barbone herhalde. Balığın ağzından tel tel uzanan çıkıntılar bu balığın sakalı, bıyığı gibi görülmüş belki de.    

   Modern Yunancadaki barba Latinceden ya da İtalyancadan alınmış olsa gerek. Çünkü yine sakalla ilintili. Istanbul'da ihtiyar Rum meyhanecilere barba denir (di), müşteriler onlara hitap ederken de aynı kelimeyi kullanırlardı. "Sakallı amca", yahut Türkçedeki "amca" gibi sıcak, samimi bir kelimedir. Sait Faik'in hikâyelerinde çokça gördüğümüz gibi, Istanbulluların   gözünde sevimli bir adamdır barba. Istanbullu Rumlar meyhanecilik mesleğinde nam salmışlardı "eski Istanbul'da"  diyebiliriz artık. Bugün bir iki Rum meyhanesi var Istanbul'da.  Bir nostalji rüzgârı estirmek için olsa gerek, adları  Barba...

Bülent Aksoy

10 Nisan 2021 (Rev)

 

[1] Bkz. Özcan Başkan,  Lengüistik Metodu,  Marmara Üniversitesi Vakfı Yayınları,  Istanbul, 1998,  23. not, s. 21.

[2] Halil İnalcık,  Doğu  Batı, Makaleler I, dördüncü bası,  Doğu Batı  Yayınları, Istanbul,  2099,  s. 246.

[3] Oruç Aruoba, "Yer Adları - Alkışlanası Bir Uygulama",  Yeni Gündem, 36. sayı, 13-26 Aralık 1985.

[4] Acem pirinci, acem pilavı, acem halısı, acem bahçesi, acem borusu (bir çiçek)  gibi özel terimlerde kastedilen hep İran.  Ama bunları da değiştirelim gibi abes bir şey söylemek istemiyorum burada. Aynı şekilde, Osmanlı- Türk musıkisinin makamlarından  acem,  acemaşiran makamlarının adları da burada üzer inde durduğumuz sorunun çerçevesine girmez.  

   

[5] İngilizcede "other" (öteki) kelimesi  sıfat, zarf,  isim olarak kullanılır, fiil eki almadığı için fiil olarak kullanılamazdı.  Ama değişen dünya bu kelimenin  gramerini bozdu, fiil olarak da kullanılmasına yol açtı. Merriam-Webster'e göre, 1985'ten bu yana fiil olarak da kullanılabiliyor. Bu  kelimeyi "ötekileştirmek" biçiminde kullanmakla fiil olmayan bir kelimeyi biz de fiile çevirmiş olduk.     

[6] 1970'lerde Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hava alanlarındaki pasaport kontrolü noktalarında iki ayrı levha vardı: "EU Members" (AB üyesi ülkeler) ve "Others" (ötekiler). Yolcular iki ayrı gişe önünde sıraya girerlerdi. "Others" levhası  bir hayli sevimsiz bulunduğu için olsa gerek, yıllar sonra kaldırıldı, yerine daha yumuşak olan  "All Other Passports"  (öteki bütün ülkelerin pasaportları)  yazıldı.  Ama gişeler birleştirilmedi.          

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!