Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU

Aslında Theseus’ un gemisini anlatmadan önce Theseus’u ve Theseus’u anlatmadan önce de babası Aegeos’u ve onunla Girit kralı Minos arasındaki ilişkileri anlatmak gerekiyor. Bundan önceki Labyrinthos ve Ikaros başlıklı yazılarımızda bu konulara bir ölçüde değinilmiş idi. Bu bilgileri özetledikten sonra ünlü gemiyi ve bu gemi üzerinde yaratılan paradoksal düşünce deneyimlerini anlatabiliriz.

Theseus antik Yunanda bir mitoloji kahramanı, masalsı bir kahraman olduğu kadar Atina kentini Atina yapan kurucu öncü bir kişi olarak da kabul edilmektedir. Atinalılar onu Herakles’in bir başka görüntüsü olarak görmekte, görmek istemektedirler. Her tür olayı onunla ilişkilendirirler. Atina’lılar onun için “Theseus’ suz olmaz” “İşte, bir başka Herakles” ifadelerini kullanmaktadırlar.

Kendisini doğrudan bir tarihçi saymamakla birlikte tarihe, felsefeye, doğa bilimlerine olan ilgi ve merakı sonucunda elde ettiği bilgilerle yazdığı çok ayrıntılı ve belge niteliğindeki biyografilerinde bizi aydınlatan Boiottia’lı Plutharkos dilimize Paralel Hayatlar adı ile çevrilen eserinde bu konuları incelemiştir.

Bilindiği gibi Girit uygarlığı Atina’dan kökleri ve nitelikleri bakımından bir hayli farklıdır. Girit Atina’dan çok kez ayrı hareket etmiştir. Tarihçilerce kabul edilen Minoe(a)n/ Minos uygarlığı, kültürü sonraki Aka (Miken) uygarlığını sosyo-kültürel olarak etkilemesi ve doğu-batı kültürleri arasında bir taşıyıcı rol üstlenmesi açısından Avrupa tarihinin ilk gelişmiş uygarlığı olarak kabul edilir. Buna karşın Yunan tarihi içerisinde işlenmektedir. Ancak buradaki halk, sonraki Hint-Avrupalılardan sayılan antik Greklerden (Yunanlar) farklı bir halktır. Anımsanacak olursa Osmanlı devleti ile ilişkileri ve ayrılışları bile farklı zamanlarda ve farklı biçimlerle gerçekleşmiştir. Yunan anakarası ile adaların ve Anadolu’nun demografik yapısı ve kültürel kökleri de hayli farklıdır. Bu farkların üzerinde Cevat Şakir de ayrıntılı olarak durmaktadır.

Minos Zeus’un Eurpe ile birleşmesinden doğmuştur. Kardeşleri Sarpedon ve Rhadamanthys’ dir. Sarpedon Troya savaşında Priamos ve Hektor’un tarafını tutmuş Lykia’lı bir kahramandır. Aigeus/Aegeus Hephaistos soyundan gelme Atinalı kraldır. Theseus’un babasıdır.
Aigeus iki kez evlenmiş, çocuğu olmamıştır. Daha sonra kral kızı Aithra ile evlenir. Delphoi bilicileri bir çocuğu, oğlu olursa bir kazaya uğramaması için babasının adı söylenmeden, gizli, saklı büyütülmesinin doğru olacağını söylerler. Öyle de yapılır, Atina’nın 30 mil kadar güneyinde bulunan Troizen’ de, dedesi Pittheus’un yanında annesi Aithra ile birlikte büyütülür.
Belli bir yaşa gelince Theseus babasıyla tanışmak istemektedir. Atina’ya gelmeden önce de babasının tahtına göz diken 50 kişiyi tepelemiştir. Böylece kendisini de kanıtlamış olmaktadır. Verilen davette çocukken kendisine emanet edilmiş olan kılıcı göstererek babasının kendisini tanımasını sağlamıştır.
 
Aegeus, Panathenaia şenliklerinde bir atletin Giritli atlet Androgeos’u öldürmesi üzerine Minos’a karşı suçlu konumuna düşmüştür. Girit kralı Minos’un da başı derttedir. Poseidon’a kurban olarak sunması gereken dana adağı sözünü unutmuş. Sonrasında ise işler ters gitmeye başlamıştır. Karısı Pasiphae Poseidon’un gönderdiği bu danaya gönlünü kaptırmış ve ondan Minotauros adında yarı insan yarı boğa bir çocuğu olmuştur.

Bu ucube varlığın hayatta kalması için yemesi gereken her yıl 7 genç kız ve 7 genç erkeğin kendisine verilmesi gerekmektedir.
İşte böyle bir durumda Minos, Girit’ten kurbanlar arayıp bulmak derdinden kurtulmak için Aegeus’ tan her yıl kız ve erkek yedişer genç gönderilmesini istemektedir.

Atina’da bu üzücü durumun sona erdirilmesi için Minotauros’un öldürülmesi gerektiği düşünülmektedir. Ne var ki; etrafa zarar vermemesi için ünlü mimar ve heykeltıraş Daidalos’a bir Labyrinthos yaptırılmıştır. Minotauros da burada bulunmaktadır. Buraya giriş bir dert çıkış, ayrı bir derttir. Öykümüzde bu işi başaracak kahraman kralın yiğit oğlu Theseus’tur.

Öykümüzde Theseus’e  Minos ile Pasiphae’nin kızlarından Ariadne yardım etmektedir. Yaptığı yardım bir kuka ipliği labirent içinde kendisine kılavuz yapmasıdır. İşte bu yardımı alan Theseus Minotauros’u öldürmeyi başarır. Ve Labyrinthos’tan da kolayca çıkabilir.
Girit’ten ayrılırken de Ariadne’yi yanında götürür, daha doğrusu kaçırır. Ama ona vefasızlık eder ve Naxos adasında bırakır, o uykuda iken çeker gider, yoluna devam eder.

Azra Erhat’ın açıklamalarından öğrendiğimiz gibi Theseus utku kazanmış bir kahraman olarak Atina’ya döner. Kral Aegeus sevgili veliahdını, oğlunu merakla beklemektedir. Ancak Theseus işlerin yolunda olduğunun bir göstergesi olarak babasının verdiği ak yelkenleri açmayı unutmuştur.
Pire limanına yaklaşan gemide ak yelkenler yerine kara yelkenleri görünce oğlunun öldüğünü sanarak kral büyük bir üzüntüye kapılıp kendisini denize atar, intihar eder. Denizde can verdiği yere Aegeus Denizi yani Ege Denizi adı verilir.

Daha sonra da Theseus babasının yerine geçer ve yeni kral olur, Atina’ya yeni yasalar ve yeni bir düzen getirir. Kenti geliştirir, kalkındırır.

Theseus’un serüvenleri bu kadarla bitmez. Bitse bile Helas soyu onun için yeni işler bulur. Theseus,  Hades’in ülkesinden Persephone’nin de yeryüzüne çıkarılması olayında karşımıza çıkmaktadır. Bu uzun maceraları “Unutma Sandalyesi” başlığı altında anlatmak sanırım daha uygun bir yol olacaktır. Biz şimdi dönelim şu gemimize

Bu gemi birçok sefere çıkmış ve bu seferlerde birçok yaralar almıştır. Onarımı da ustaca yapılmıştır.  Atinalılar bu gemiyi gözleri gibi korumakta haklıdırlar. Çünkü her yıl gencecik yedi kız, yedi oğlan kurban vermekten kurtulmuşlardır.

Plutharkos’un yukarıda adını belirttiğimiz kitabında (23.1’ de) anlatıldığı gibi Atinalılar, Theseus’un kullandığı otuz kürekli gemiyi Phaleronlu Demetrios zamanına kadar muhafaza ettiler. Çürük parçalarını çıkarıp yenilerini takarak onu, o kadar iyi korudular ki gemi hep yepyeni görünüyordu. Hatta filozofların “her şeyin değişime maruz kaldığına” dair tartışmalarına konu oldu. Bazıları geminin aynı olduğunu, bazıları ise her seferinde yeni bir geminin gösterildiğini ileri sürdüler.

Bir geminin kalasları zaman içinde ilk, özgün parçalarından hiçbiri kalmayıncaya kadar değiştirilirse, hala o gemi aynı gemi midir?

Bu konu yalnızca antik Yunan ve Latin düşünürler arasında değil günümüzde de tartışmalara neden olmaktadır. Bu tartışmalara “Theseus Gemisi Paradoksu” adı verilmektedir.

Gemide yelken açmış olanlara sorsak bize bu insanlar ‘Evet, bu aynı gemi, biz yıllardır bu gemide yelken açıyoruz ve çürüyen, kırılan, bozulan yerlerini onarıp yolumuza devam ediyoruz” diyeceklerdir.

Ama bir kişi çıksa bu gemi tarih ve mitoloji açısından çok değerli, çıkarılan parçaları toplayıp bir müzede yan yana getirsek dese ve bu şekilde geminin eksiklerini çıkan parçalarla tamamlanmış olsa;  şimdi Theseus’ un gemisi hangisi olacaktır? Denizde yüzen gemi mi yoksa müzede seyredilen gemi mi?
Özgün gemi hangisidir? Denize açılan ilk gemi mi, denize indirildiğinde şampanya patlattığımız gemi mi yoksa son seferinden limana süzüle süzüle yaklaşan gemi mi?

Paradoks dilimize Fransızca paradoxe sözcüğünden alınmıştır. Kökeni eski Yunancadaki parádoksos παράδοξος sözcüğüdür. Yine eski Yunaca para+1 (dışında) eki dóksa δόξα görüş, kanı, dékomai/dokéō δοκέω kabul etmek, benimsemekkökü ile birleştirilerek parádoksos παράδοξος sözcüğü bulunmuştur. 

Paradoks a) kökleşmiş inanışlara aykırı düşen düşünceler veya b) kimi zaman şaşırtma amacı güden, aykırı duygu ve düşünceleri ifade için kullanılan bir terimdir. Görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadelerin bir çelişki oluşturması veya sezgilerimizin aksine aykırı bir durum veya sonuçla karşılaşılmasıdır.

Örnek olarak bir çekiç düşünelim. Bu çekicin önce sapı kırılmıştır. Sapını değiştirmişizdir. Zaman içinde sap sağlam kalmış ama çekicin bu kez metal kısmı kırılmıştır. Bu kez de metal kısmı yenilediğimizi düşünelim. Böyle bir durumda özgün çekiç çıkarıp hurdalığa attığımız parçaların toplamı mı mı yoksa yenilenip çivileri çakmakta kullandığımız alet mi olacaktır?

Tıp ve teknoloji büyük bir hızla ilerliyor? Dünyada canlıdan canlıya ilk böbrek nakli 1947 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin Boston kentinde, ilk başarılı kalp nakli de Güney Afrika Cumhuriyetinde Cape Town/Beaufort West kentinde 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından yapılmıştır.
Şimdi bu organ yenilemelerinin sayısını aynı insan üzerinde artıralım. Kalp, karaciğer, el, kol derken tüm organların değiştirildiğini varsayalım. Hastamız uzun ömürlü ve yenilenen organlarla sağlığı daha da yüksek bir düzeye ulaşmaktadır. Yenileme işlemleri yüzde yüze ulaştığını düşünelim. Bu hastamızın adına hala Ali demeye devam edecek miyiz yoksa Ahmet + Mehmet + Ayşe…xn mi diyeceğiz?

Aynı şeyler estetik kaygısı ile görünüşü veya işlevselliği değişen insanlar için de söz konusu edilebilir.

Aynı insanın içinde bulunduğu ortamın veya ortam koşullarının değişimi ile davranışının değişeceği, bugün evet dediği şeylere yarın karşı çıkabileceği, örneğin havanın soğuması nedeniyle yüzünün mutlu veya mutsuz bir şekil alacağı ve bizim de onun yüz şekline bakarak onu güzel ya da sıradan bulabileceğimiz gibi. Örnekleri çoğaltmak hiç zor değildir.

Orson Welles’in Davudi sesi ile seslendirdiği bir şarkısı vardır. I know what it is to be young/Genç olmanın nasıl bir şey olduğunu ben bilirim. Diye başlar. “Ama sen, yaşlanmanın ne olduğunu bilmiyorsun” diye devam eder. Bunun anlamı her yeni içinde geçmişten bir miktar iz var demektir. 

Her gemide yaptığı seferlerden mutlaka izler vardır, kalmıştır. Ne kadar değiştirilirse değiştirilsin onun maddi varlığından öte adı hala durmuş olabilir. Bir fabrika düşünelim, bu fabrikada takımlar, tezgâhlar ve hatta üretim süreçleri/prosesleri ve ürünler değişmiş olabilir ama fabrikanın adı ve tescilli markası devam edebilir. Bu durumda; ilgili birçok kavramın tanımlanmasında büyük güçlükler ortaya çıkacaktır.

Bu çelişkili durumu anlatabilmek için paradoks veya Theseus Paradoksu kavramını kullanıyoruz.

Yerküre döndüğü sürece hareketlilik yaşamsal enerjinin olmazsa olmazı, en önemli bir özelliğidir. Dünyada her şey değişmektedir, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Bu sözleri binyıllardır birçok insan söylemiştir. Efes’ li Herakleitos da “aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” öz sözü de değişimin gerekli ve zorunlu olduğunu bildirmektetedir.

Herakleitos’un bu yargısı insanın aklına varlığın zaman içindeki anlamını getirmektedir. Bir insanın gençliğinde iken vardığı değer yargısının zamanla değişmesi halinde gerçeğin ne olduğu veya olacağı sorunsalı hep askıda kalacaktır. Burada da relativisme/ görecelik kuramına başvurmak gerekmektedir.

Belki de insanlar carpe diem özdeyişinde olduğu gibi şimdiyi, anı yaşamanın önemini bildiklerinden yaşamı ertelemek istemiyor hemen, şimdi yaşamak, olacakları görmek istiyorlar.

Theseus’ un gemisine dönersek; gemi dediğimiz şey kalaslarının toplamı mı, yaptığı seyirlerin toplamı mı, yoksa her ikisinin toplamı mıdır?

Bu sorulara yanıt bulmak için zaman kavramını yardıma çağırmamız gerekecektir.  İki şeyin aynı anda aynı yerde bulunup bulunamayacağı konusu sorunun özünü oluşturmaktadır. Herakleitos’a göre zamanlar içinde bir değil sayısız gemi vardır. Sözünü ettiğimiz gemi hangisi, hangi zamanın gemisi olacaktır?  

Parçaların bütünle ilişkisi kanımca rasyonel bir yöntemle tanımlanmalıdır. Bu görüşü şu örnekle anlatabiliriz. Bir binanın uzayda doldurduğu yere biz bina diyor isek ve bu binayı oluşturan parçalardan birinin çıkarılması ile bina tanımı yok oluyorsa ona  “A”  binası demeye devam edebiliriz. Bu parçalara hukuk dilinde mütemmim cüzi diyoruz. Binanın bütünlüğünü bozmuyorsa onlara da müştemilat veya teferruat, aksesuar diyebiliriz.

Aynı şekilde Eğer bir restorasyon özgün şekli tanınmaz hale getiriyorsa o işlem restorasyon olmaktan çıkıp bir rénovation/renovasyon ya da  relevée /rölöve olacaktır.  

Kimileri bütünü oluşturan parçaların geminin kendisi olmadığını bunlar bir araya gelerek kalas olma özelliklerinden sıyrılarak gemi özeliğine büründüklerini söylemektedirler.

Söz dönüp dolaşıp ontoloji, varlık sorunsalına gelmektedir. Varlık kavramının kapsamı Aristoteles’ e göre dört özellikten oluşur. Şekil, yani o şeyin tasarımı, görünen halidir, biçimidir. İkinci olarak da o şeyin yapılmasını, var olmasını sağlayan maddedir, ahşap, metal vd. üçüncü özelliği ise işlevi yani istenen şeyi yapabilmesi ve son olarak da onu hareket ettiren insanlardır.

Bu derin felsefi tartışmalar arasında güncel bir konu gözümüzün önünde bir anda ete kemiğe bürünüvermektedir.

Bilindiği gibi çok partili bir hayata geçtikten sonra iktidarı eline geçiren bir parti demokratik sistemle uyuşmayan karar ve eylemlere girişmiş bunun üzerine ordu yönetime el koymuştur. Askeri yönetim uygulanmakta olan anayasa yerine daha sonra kurulan geçici hükümetler döneminde yeni bir anayasa yapılmasını sağlamış ve bu anayasa halkın oyları ile kabul edilmiştir. Çağdaş anayasalar içinde ileri, birey özgürlüğüne bir hayli çok önem veren yeni düzenlemeler yürütme organınca her ne kadar bize dar geliyor, bol geliyor diye eleştirilmiş olsa da 1980 yılına kadar uyulmuş, uygulanabilmiştir.
12 Eylül darbesi ile anayasa cunta tarafından yürürlükten kaldırılmıştır. 1982 yılında hazırlanan yeni bir anayasa yine halkın oyları ile kabul edilmiş ve uygulanmaya geçilmiştir. Bu anayasa aradan geçen 40 yılı aşkın süre içinde hem iktidar ve hem de muhalefet tarafından sürekli eleştirilmiş ve fırsat bulundukça da değiştirilmiştir. Deyim yerinde ise yamalı bohçaya dönmüştür. Bu satırların yazıldığı son günlerde yine değişiklik yapılması ve hatta yeni bir anayasa yapılması düşünülmeye ve bu düşünceler seslendirilmeye başlanmıştır.

Bir yurttaş ve bir hukukçu olarak yapılan değişiklikleri, kırpılan, atılan maddeleri bir araya topladığımızda atılanların 1982 Anayasasının özgün metninden niteliksel açıdan daha çok olduğunu görmekteyiz. Ancak amaç ve niyetler ne olursa olsun değişiklik isteklerinin bitmediğini görüyoruz. Bunu toplumsal dinamiğin itici gücü olarak değerlendirmek işin kolayına kaçmaktır. Görece 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre daha geri hükümler taşımış olması bir yana aradan geçen 40 yıl içinde yapılan değişiklikler yapısal bütünlüğünü daha da bozmuştur. İçine daha ileri hükümler yerine anti demokratik hükümler doldurulmuştur. Uygulamada daha da işin içinden çıkılmaz durumlar yaratılmıştır.

Bizim bu anayasa ve değişiklik istemleri Theseus’ un gemisi üzerine yapılan tartışmaları akla getirmektedir. O kadar çok değişiklik yapıldı ki bunun aslı neydi diye sormadan geçilemiyor. Oysa anayasalar o devletin kuruluş belgesidir sık sık değiştirilmemesi gerekir. Yeryüzünde tarih kitaplarından başka bir yerde yazılı metni bile bulunmayan 1215 Magna Carta’ sı İngiltere’de, hala toplumun tüm kesimlerinde saygınlığını korumakta ve ama - acaba denmeden uygulanmasına devam edilmektedir.

Gemi ile ilgili olarak yukarda sözünü ettiğimiz, Aristoteles’in ileri sürdüğü dört temel özellik vardı. Bu özellikleri bizim Anayasanın üzerine konunca belli bir sonuca varabiliriz. Aristoteles’ in sözünü ettiği “şekil” ve “madde”, anayasaya varlık kazandıran kavramlar, terimler aynıdır. Theseus veya adamlarının yerine de halkımızı koyabiliriz. Varlığın işlevine yani anayasadan beklenen şeye gelince işler sarpa sarmaktadır. Birileri geminin yüzmesini isterken bir başkaları uçmasını beklemektedirler.

Çağdaş anlayış ile toplumun laik, demokratik yapısının teokratik ve monarşik bir yapıya sürüklemek istendiği anda anayasa yapma iradesi ortadan kalkmaktadır. Başka bir anlatımla anayasanın anayasa olma özelliği, saygınlığı, “meşruiyet” özelliği ortadan kalkmaktadır. Çünkü bir anayasanın “işlevi” nin toplumun tamamını kucaklaması gerekmektedir. Toplumun bir yarısı için diğer yarısına karşın hazırlanan ve dayatılan metinler anayasa olmaktan çok bir “emirname” olurlar. Bu da huzur ve refah yerine çatışmaları beraberinde getirir.  Theseus’un gemi örneğinde, gemiyi yüzdürmek yerine uçmaya zorlamak olur ki; bunun da sonu acılarla gelir. Kuş uçmak balık yüzmek için kurgulanmıştır.

Herakleitos’ a dönersek anayasa bir nehirdir, anayasaya uygunluk veya aykırılık o anın sonucu veya sorunudur. Hiçbir zaman aynı anayasal statü her an var olmaz. Sürekli bir değişim söz konusudur. Geçen her zaman diliminde ve her olay karşısında, ayrı bir anayasa, anayasal bir düzen, bir nomos vardır.

Anayasamız Theseus’un gemisi gibi gerçekten çok fazla değişikliğe uğramıştır. Eğer bunca değişikliğe karşın biz yine de ona anayasa, anayasamız diyorsak, diyebiliyorsak temelindeki düşünce, ana kuram, yurttaşların beraberlik içinde tasada ve kıvançta bir olma düşüncesi devam ediyor demektir. Yani geminin karinası hala aynıdır, sapasağlam yerindedir. Yok, eğer bu özelliklerde, Aristoteles’in söylediği işlev özelliğinde bir farklılaşma varsa artık aynı değil farklı gemiden, aynı anayasadan değil başka bir anayasadan konuşuyoruz demektir. Binanın asli yapısı ve mütemmim cüzilerinin aynı kalması ile teferruatın, müştemilatın değiştirilmesini ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalara, farklı filozofların değişik görüşlerine karşın Thesesus’ un Gemisi üzerine çıkan paradoksal durum tazeliğinden bir şey yitirmeden varlığını bize her an anımsatmaktadır.

25.11.2023
Al Can Polat 

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!