Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ

Latincedeki Pacta Sunt Servanda (ahde vefa) şeklinde bir deyiş vardır. Bu deyişi, bir kişinin, kurum veya kuruluşun verdiği sözle bağlı olması, sözünün hizmetkârı olması şeklinde çevirebiliriz. Bu anlayış, yalnızca Roma Hukuk sisteminin değil dünyanın neresinde olursa olsun tüm insan ilişkilerinin temelini oluşturur. İnsanlar ve insanların oluşturdukları kurum veya kuruluşların aralarındaki ilişkiler söz verme ve sözünde durma ilkesi üzerinde oluşurlar. Bu ilke bize toplumun bireyleri arasında ve başka toplumlarla aralarında var olan veya olması gereken güven duygusu anlamına gelmektedir.

Ahit, Arapça ˁhd kökünden türetilmiş olan ˁahd عهِد  1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz verme anlamına gelmektedir.  Arapça ˁahida عهِد  tanıdı, kabul etti, üstlendi eyleminin mastarıdır. Bilindiği gibi Yahudilerin kutsal kitabının adı Tevrat birinci ahit, Hristiyanların kutsal kitabının adı da İncil ikinci ahit olarak adlandırılmaktadır. Birlikte dilimizde bunlara Kitab-ı Mukaddes denmektedir. İnanışa göre bu kavram Tanrının insanlarla yaptığı bir anlaşma anlamına gelmektedir.  Vefa sözcüğü de Arapça wafāˀ وفاء  wfy mastarından türetilmiştir ve sözünü tutma, borcuna sadık olma, görevini yerine getirme anlamlarına gelmektedir. Erkek adı olarak kullanıldığında sözüne bağlı, sadık anlamlarını taşımaktadır. Bunların ötesinde Tevrat’ta kral Davut’un adı olarak da geçmektedir. Ayrıca bilindiği gibi İstanbul’un semtlerinden birinin de adı vefadır. Bunların hepsi söz vermenin ve sözünde durmanın önemini göstermektedir.


Konuyu daha iyi anlatabilmek için bir örnek vermek yararlı olabilir. Bir kişi elindeki kumaştan bir elbise diktirmek istemektedir. Bunun için bir terziye başvurur. Terzi de bir dükkân açmış gelecek müşterilerini beklemektedir. Bu kumaştan elbise diktirmek isteyen ile elbise dikmek için bekleyen bu iki kişi konuşup anlaşmaktadırlar. Bu konuşmalar sonunda, terzimiz belli sürede ve öngörülen biçimde elbiseyi yine anlaştıkları ücret karşılığında dikmeyi, kumaşın sahibi müşteri de aynı süre sonunda dikilmiş elbiseyi teslim alıp karşılığı fiyatı, ücreti ödemeyi kabul etmişlerdir. Taraflardan birisi elbise dikme, diğeri de belli miktar parayı ödeme konusunda birbirlerine söz vermiş olmaktadırlar.

Terzinin ve müşterinin sözlerinde durmuş olmaları toplumda bir güven duygusunun oluşmasını sağlar. Bu güven duygusu toplumun barış ve huzuru anlamına gelmektedir. Güven duygusunun içinde iki ile ikinin çarpımı nasıl dört ediyor ise ona benzer şekilde benim edimimin karşısında karşı taraf da öngörülen bir edimde bulunacaktır inancı ve beklentisi vardır. Aynı şeyler uluslararası ve devletlerarası ilişkilerde de geçerlidir.

Toplum yaşantısında söz uçar yazı kalır, hafıza-i beşer nisyan ile malûldür. Verilmiş olan sözler zamanla unutulduğundan, anımsanmakta zorlanıldığından bunları yazıya dökmek gerekli olmuştur. Bu yazılar sözleşme, akit, ahit, anlaşma, antlaşma adını almışlardır. Anlaşma yapılmadığı durumlarda verilen sözü doğrulamak, doğrulatmak için insanlar aralarında ant, yemin vermekte, verdirmektedirler. Bunlara karşın yargılamada yargıcın en az güvendiği sözler yine bu tanık anlatımları olmaktadır.

Olması gereken bu olduğu halde taraflar bazen sözlerinde durmazlar. Ama hiçbir yerde yazılı olmayan bu kuralı da çiğnediklerini kabul etmezler. Şimdi bunları biraz daha yakından inceleyelim.

Konu tartışmalı hale gelmiş ise verilen sözün veya eylemin ne olduğu ne olmadığı araştırılacaktır. Gerçek nedir, yukarıdaki terzi-müşteri örneğini ele alırsak bu anlaşmada kumaş hangi kumaştı, kumaştan hangi biçimde bir elbise dikilecekti, dikilmiş elbisenin teslim tarihi ne idi ve kaç liraya anlaşılmıştı şeklindeki soruların yanıtları yazılı olarak yapılmış bir sözleşmede daha kolaydır. Ancak yazılı olmayan sözleşmelerde durum kişilerin o sözleşme koşullarını nasıl algıladıkları ve anımsadıkları ile sınırlıdır. Gerçek olan bazen bir nesne, bir para, bazen bir olay, olgu veya başka bir şey olabilir. Gerçeğin, hakikatin, vakıanın tarafsız bir gözle belirlenmesi zorunlu olmaktadır.
 

Yalan: Sözünde durmamanın ilk şekli yalan söylemektir. Ancak yalan söylemek çok kötü ve başkalarının güvenini kaybetmek anlamı taşıdığından ve bu durum yalan söyleyen tarafından da bilindiğinden hiç kimse söylediğinin yalan olduğunu kolay kolay kabul etmek istemez. Belli bir çıkar sağlamak ya da toplulukta kasıtlı olarak huzursuzluk yaratmak amacıyla da yalan söylenebilir. Söylenen yalan, aldatmak, kandırmak amacıyla ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz demektir. Yalan söylemek, yalan haber yapmak ve yaymak bir de yalanlamak deyişleri vardır.

Yalanlamak bir haberin veya bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bildirmek, göstermektir.
Yalan dolan deyimi yalan ile birlikte dolaşık ve yolsuz tutum ve davranışları da içerir.
Yalan yanlış kavramı doğruluğu, gerçeğe uygunluğu araştırılmamış eylem sahibinin özensizliğini göstermektedir.
Bazen yalanı yok yanlışı var şeklinde de bir söz vardır. Bu da bu sözleri söyleyenin bir kastı yoksa da doğruluğu konusunda bir araştırma ihmalini gösterir.
Yalan söylemenin bir türü de Arapçadan dilimize girmiş olan tezvir ve tezvirattır. Müzevir olan yalan dolan ile birilerinin arasını bozma ve kötülük amacıyla kovculuk yapmaktır.
Yalancılığın bir nitelikli hali de iftira atmaktır. Birine aslı olmayan, gerçekle bağdaşmayan bir suç yüklemektir, onu karalamak, başkaları yanında onurunu zedelemektir.
Karalamak bühtanda (yalan atmak, iftira etmek) bulunmaktır  


Tevil: Söylediği bir sözü, bir tutum veya davranışı, söylendiği ve görünürdeki anlamından uzaklaştırıp, başka bir anlamdaymış gibi göstermeye çalışmak, anlatmak demektir.
Tevil Arapça Awl kökünden gelmekte olup aslı taˀwīl تأويل  dir.  Bir sözün veya eylemin anlamını döndürme, çevirme, yorumlama anlamına gelmektedir.


Tevil sözü günlük konuşmalarda haklı bir gerekçe ileri sürmeden yaptığından ve söylediği sözden utanma veya işine gelmeme gibi nedenlerle kıvırma, ağzında geveleyip geçiştirme ve dönme şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Birçok kez de bu durumda olan bir kimse durumu kurtarabilmek için “ama” diye başlar ve kendisi için haklı olduğunu gösterebilmek amacıyla ihtirâzi ( Arapça kayıtla (kayd-i ihtirâzî ile) kabullenme yolunu seçerler. Bunun anlamı çekinme ile ya da sakınma ile demektir. Türkçede zaman içinde kendine yer bulan çekince ve sakınca kavramı kullanılsa belki daha iyi olur.

Gelelim takıyye kavramına;  (Telaffuz ederken tâkıyye sözcüğü ile karıştırmamak gerekiyor. Çünkü bu haliyle sözcük takke anlamına gelmektedir. Arapça Takıyye.

Ferit Develioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgatı’ nın 1197. sayfasındaki açıklamaya göre: 1/ Sakınma, çekinme (ihtirâz) , 2-birinin mensûbolduğu mezhebi gizlemesi anlamlarına gelmektedir.

Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı adlı kitabında (s.464) sözcüğün yazılışını takiye olarak vermektedir. Sözcük Arapça wqy mastarından türetilmiş haliyle taqiyya ‘dır. Anlamı sakınma, korku, 2- Şii fıkhında tehlikeden sakınma (vikaye) amacıyla dinini inkâr etmedir.

Şemseddin Sami Kâmûs-ı Türkî’ de ( s.676) takıyye sözcüğüne yer verilmemiş bunun yerine tâkiye (takke…) kavramı üzerinde durulmuştur. Ancak aynı eserde (s.226)  takîy kavramı anlatılmıştır. Arapça bir sıfat olan bu sözcük takıyye olarak söylenmekte ve kökeni vikaye sözcüğünden türemiş olan etkıya sözcüğüdür.  Anlamı Allah’tan korkup menahîden (Şer'an men edilmiş, yasak edilmiş olan şeyler) ictinâb (uzak durma, sakınma) eden, perhizkâr (perhiz yapan kimse) ehlî takva (kulun, azametinden korkarak ve rahmetini ümit ederek Rabb'ine karşı olan kulluk görevlerini yerine getiren, emirlerini tutup yasakladıklarından kaçınan kimse) anlamına demektir.

İlhan Ayverdi’nin Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te (3048) sözcüğün yazılışı takiye şeklindedir. Takiye (ﺗﻘﻴّﻪ) i. (Arapça viḳāye “korumak, himâye etmek”ten taḳiyye)
1. Gerçek inanç veya düşüncesini söylemeyip gizli tutma.
2. Şiî ve bâtınî mezhep mensuplarının kendilerini korumak ve amaçlarına erişmek için dînî ve siyâsî inanç ve düşüncelerini gizli tutma prensibi: Bunlarda (İsmâîlîler’de) takiye esas olduğundan şartlara göre gerçek inançlarını gizleyerek diğer müslümanlarla kaynaşırlar, görüş ve davranış bakımından onlara uyarlar (Rûhi Fığlalı).

Takiye veya takiyye kavramı dilimizde son 20-30 yıldır artan oranlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Özellikle politik retorik içinde kendisine hayli yer bulmuştur. Halk arasında ise yalan söylemeye eş tutularak kullanılmaktadır.

Bazı politikacıların kendilerini olası eleştirilerden korumak ve amaçlarına ulaşabilmek için dinsel ve politik inanç ve düşüncelerini bir süre gizli tutmayı bir tür ilke-kural haline getirdiklerini görmekteyiz.

Kanımızca bu yukarıda anlatılanların içinde en tehlikeli olanıdır. Çünkü karşısındaki kitlenin eski deyimiyle hulus (halis, saf olma hali) ve saffetinden (her anlamda temizlik, arılık, saflık, kurnazlığa aklı ermeme, kolayca aldatılabilme hali)  istifade ederek onları aldatmakta, kandırmaktadırlar.

Halk önünde doğruyu, gerçeği söyleyeceğine inanılan, bu konularda gerçeği, yalnızca gerçeği söyleyeceğine ant içmiş kişilerin bu antlarına bağlı kalması bir zorunluluktur. Bu andı hile yolu ile çiğneyenler toplumun yasalarıyla cezalandırılmalıdır. Ancak halkın da saflığını, arılığını, temizliğini enayilik noktasına kadar sürdürmemesi ve yalancıların, kurnaz politikacıların ipliğini pazara çıkarması, onları politik tercihleri ile yalnız bırakması gerekmektedir. Toplumda kitap, gazete ve televizyon gibi bilgi yayıcıların belli bir denetimden geçtiğine inanılır. Esasen toplumun bunlar üzerinde belli bir denetimi vardır veya olmalıdır. İşte bu organların görevlerini yaparken daha çok özenli olmaları beklenir. Çünkü insanlar kahvede herhangi birinden duyduklarından televizyonda gördüklerine ve duyduklarına daha çok inanmaktadır.

Yukarıda terzi-müşteri ilişkisinde taraflardan biri “üttüm oynamıyorum” dercesine sözünü inkâr ederse veya sözünü gerektiği gibi yerine getirmez ise karşı tarafın bir dava hakkı ve dava sonunda toplumun hukuk ve ceza yaptırımları söz konusu olur.

Aynı şekilde halkın oylarını alarak lider veya yönetici olan politikacıların da, kendilerine oy veren, sempati duyulan politikacıların da verdikleri sözle bağlı olduklarını akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir. Eğer verilen söz yerine getirilemiyorsa bunun nedenleri tüm açıklığı ile anlatılmalıdır.
Son dönemlerde akılla, sağduyu ile bağdaşmayacak ölçüde politikacıların hiçbir gerekçe göstermeden bir anda “U” dönüşü yaptıklarına sıklıkla tanık olmaktayız.

Bu şekilde sözünde durmama halleri toplumdaki güven duygusunu ortadan kaldırır. Toplumda güven duygusu zarar görünce bunun sonucu olarak barış ve güven ortamı da ortadan kalkar. Yasaların uygulanmadığı, uygulanmış olsa da bir sonuç alınamadığı durumlarda toplumun gereksinim duyduğu üretim yapma işlevi yerine bir rant ve kapkaç düzeni alır. Sonuçta bireyleri bir arada tutan bağ da zarar görerek topluluk dağılma sürecine girilir. Aynı sözde durmama hali başka topluluklarla, devletlerle de olduğunda ülkenin bağımsızlığı ve bütünlüğü de tehlikeye girer.

Sonuç barış ve huzur içinde yaşamak için toplumun bireyleri, toplumun yöneticileri verdikleri sözleri tutmalı, tutulmayacak sözleri vermemelidir.

06.04.2023

Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!