Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

Kültür Nedir?

Kelimeler dünyasındaki gezintilerin bir önceki durağında "civilisation", "medeniyet",  "uygarlık" terimleri üzerinde durmuştum. Bunların yanına "kültür" yakışır. Medeniyet ile kültür çoğu kez yan yana anılır zaten.

    Biz yine kökene inelim. Çok ama çok dolambaçlı yollardan geçerek geliyor "kültür".  Çıkış noktası Latince colere mastarı. Yetiştirmek, toprağı işlemek, ekip biçmek demek Latincede.  Hint-Avrupa kök dilinde  *kwel mastarının birinci anlamına dayanıyor bu kelime; bu da "dolanmak, gezinmek, dönmek, bir şeyin etrafında dönmek", "bir yerde kalmak, oturmak" anlamlarına geliyor. İngilizce wheel  (tekerlek, çark) ile bütün batı  dillerinde bulunan cycle (devir, döngü, çevrim, daire)  kelimeleri bu damardan çıkmış. İkinci kelime Türkçeye de geçmiş; bisiklet, motosiklet, kiklop (düz anlamıyla "gözleri yusyuvarlak", Yunan mitologyasındaki Tepegöz), siklon (şiddetli fırtına, hortum),  siklamen (kökleri yumru biçiminde olan bir bitki, tavşankulağı), ansiklopedi ile çakra (Sanskrit), çark (Farsçadan Türkçeye), çıkrık  kelimelerinde görüldüğü gibi.  "Ağırlık" anlamına gelen "sıklet" Arapça kökenli, ayrı bir kelimedir tabii.    

    Mecazi bir anlam genişlemesiyle bu Hint-Avrupa kök "meşgul olmak", "uğraşmak" anlamına gelmeye başlamış. Tekerlek, çark kelimeleri  "dönme"yi, "çarkın dönmesi"ni, dolayısıyla meşgul olmayı, bir şeyin işler durumda olmasını çağrıştırıyor. Bu anlam daha sonra çatallanarak iki yönde yol almış: bir yere yerleşmek, iskân; bir de (yerleşilen yerde) toprağı iyileştirmek, işlemek, toprağa bakmak, emek vermek,  ürün verebilecek hale getirmek. Bu iki anlam Latince  colere mastarına akıyor. Colere böylece şu üç anlamı içinde barındırır olmuş: a) toprağı sürme, işleme, sürülmüş toprak (Latincede cultura); b) bir yere yerleşmek, orada oturmak; c) (sonradan) tapınma, tapma, ibadet, derin saygı. İyi bakma, özen gösterme,  önem verme, emek verme, işleyip geliştirme, sevme, dinî bakımdan bir şeye değer verme anlam boyutlarıyla Latincede cultus, Fransızcada culte terimlerini türetiyor. 

   Latince cultura  mecazi bir anlam genişlemesiyle Fransızcada culture  kelimesini yaratıyor.     Bu kelimenin yeni anlamı bu dilde ortaya çıkıyor. Kökenine göre, "sürülmüş tarla, işlenmiş toprak" demek. Modern dildeki "kültür" kelimesini kökenine bağlı kalarak açıklarsak, bilgi görgü, terbiye ile yetiştirme, işleme, geliştirme demek.  Öyleyse kültürlü bir bireyi, toplumu ya da herhangi bir varlığı yoz, çorak olmayan, işlenmiş bir toprak, yani tarla gibi tasavvur edeceğiz;  işlemek, işlenmek ana fikir. Fransızcada, İngilizcede  "işlemek" fiili karşılığında kullanılan cultiver, cultivate kelimeleri culture ile aynı damardan çıkıyor, ikisi de hem toprağı, hem de insanı işlemek kavramlarını dile getiriyor. 

   Colere mastarının b) yönündeki anlamı, yani bir yere yerleşme fikri colony (koloni)  kelimesini doğuruyor.  İlk kolonistler çiftçiydi; dolayısıyla bir yeri kolonileştirmek oranın toprağını işlemek, tarıma elverişli bir yer haline getirmek demekti.

   Colony Latince - İtalyanca şu üç kelimenin kısaltmasıdır: Colonia Claudia Agrippinensis. Agrippa'nın yerleştiği yer, onun kolonisi demek bu. Burası İÖ birinci yüzyılda  bir Roma   garnizonuydu. Roma imparatoru Claudius  garnizonun mevzilendiği araziyi İS 50  dolaylarında bir Roma kolonisi haline getirip oraya karısı Agrippina'nın adını vermiş:  Colonia Claudia Ara Agrippinensis. Colonia adı verilen yerin bu ilk anlamı "işlenmeye, tarıma  elverişli yer"di, yani bir çeşit çiftlikti. Araziye de  colonus deniyordu. Kolonist denilen  kişiler de çiftçiydiler.

    Cologne Almanya'nın büyük şehirlerinden biri; şehrin adı Latince. Bu ad  bir kelimede hâlâ kullanılıyor Almancada: eau de cologne, Kolonya suyu.  Bildiğimiz kolonya, ilk kez bu şehirde imal edilmiş. Şehrin adı İngilizcede de, Fransızcada da aynı: Cologne. Türkçede de aynıydı.  1960'larda orta dereceli okullarda okutulan coğrafya kitaplarında şehrin adı Kolonya diye geçerdi. Ama Almanya'da çalışan Türkler 1970'lerde şehrin Almanca adı olan Köln'ü yaygınlaştırdılar. 

    Roma kolonilerine dönelim. İlk Roma kolonileri komşu İtalik halklardan bazılarının  topraklarını fethettikleri zaman ortaya çıktı. Bunlar Romalıların bir savaş kazandıkları zaman elde ettikleri tarım arazileriydi. Colonia terimi daha sonra bir metropolisi (ana şehri)  olan devletlerin denetimi altındaki toprak anlamına gelmeye başladı. Metropolisli bir devlet demek kolonisi olan devlet demekti.  İlk Çağ şehir-devletlerinin çoğu koloniler kurmuşlardı. Bu terim çok uzun zaman sonra denizaşırı yerleşimler için kullanılmaya başladı. Türkçe "müstemleke" kelimesi "koloni"nin tam karşılığıdır; çünkü "mülk edinme" demektir. Bu anlamıyla terimin tarihçesini nesnel bir biçimde verir. Oysa yeni Türkçede kullanılan sömürge, sömürgecilik terimleri böyle değildir; olumsuz anlamını hemen belli eder. Bu durumda  Batı dillerinde yazılmış bir metinde geçebilecek "Eski Roma kolonileri" anlamındaki bir sözü  "Eski Roma sömürgeleri" diye Türkçeye çeviremeyiz. Istanbul'un fethinden önce bu şehirde  Ceneviz, Venedik kolonileri vardı; bunlara "mahalle" de denebilir.   Kolonyalizm de her zaman sömürgecilik diye çevrilemez. Günümüzdeki  "göçmen topluluğunun yerleştiği yer", "bir ülkedeki  yabancılardan oluşan küçük topluluk" anlamları terimin köklü anlamını  yaşatır.  Anlamı genişleyen kelimeler bambaşka yerlere savrulabiliyor. Kuş kolonisi, arı kolonisi, karınca kolonisi terimleri bugün hayvancılıkta kullanılıyor. Ama çekirdek anlam, "bir yere yerleşme" fikri  kaybolmuyor.    

    Colere mastarının c) yönündeki  anlamı tapma, tapınma, ibadet idi.  Colonia  teriminin geçmiş zaman sıfat-fiili Latincede cultus. Bu kelime Fransızcada culte, oradan da İngilizceye geçince cult oluyor. Özel bir tapınma biçimidir. Örneğin, Dionysos kültü, Aphrodite kültü  denince Dionysos, Aphrodite dinleri ya da tarîkatları anlaşılır.

   Cult, günümüzde gizli tarîkatler için de kullanılıyor; bazı yeni mezheplerle tarîkatlere, gizli büyücü topluluklarına "cult" deniyor.  Bu kelime kült yazımıyla Türkçeye de girdi.

   Kelimenin kullanımı zamanla din çevresinden çıkıp din dışı alana geçti. Büyük hayranlık uyandıran, yığınları peşinden sürükleyen kişiler, sanat toplulukları, sanat eserleri bu sıfatla anılıyor. Sözgelimi, 1960'larda Beatles bir külttü.  "Kült roman", "kült film" sözleri de son zamanlarda popüler kültürde yaygınlaştı. Tanımı üzerinde uzlaşılamamış olmakla birlikte, bunlar ortaya çıktıkları dönemde herkesçe beğenilmese de  büyük ilgi uyandırmış olan sanat eserleridir.

    Kişiye tapma (İngilizcede personality cult), siyasi lidere tapma (İngilizcede leadership cult) sözleri yirminci yüzyılda siyaset diline girdi. Eşanlamlı sözlerdir. "Kişiye tapma" kavramını ilk kez,  dönemin Sovyet Komünist Partisi Birinci Sekreteri  olan Nikita Kruşçev 1956'da Stalin hakkında kullanmıştı. Aynı söz daha sonra Mao Zedung için de kullanıldı.

   Latince mastarın  birinci damarından çıkan  culture terimine dönelim. Avrupa dillerinde bu kelimenin tarımdaki anlamı kaybolmamıştır. Bu anlama dayanan pek çok terim var.  Birkaçını belirtelim: agriculture (tarla + ): tarım; horticulture: bahçecilik;  aviculture: kuş yetiştirme; arboriculture: ağaç, fidan  yetiştirme;  floriculture: çiçek yetiştirme; aquaculture: balık yetiştirme; apiculture: arıcılık. Bunlar eski "colere"nin modern uzantıları.   

   Türkçeye İtalyancadan geçen rekolte terimi de tarımdaki anlamını korur. Ama "kültür"le arasındaki bağı kuramayız Türkçede. İtalyanca ricolta,  elde edilen hasat, ürün demek. Terimi Latincesine indirgersek şu yapıda:  re + colere.  Türkçede bir yıllık hasadın bütünü anlamında kullanılıyor. 

   Bir bitkiyi ya da bir deniz canlısını uygun şartlar yaratarak yetiştirme anlamında da kullanıyoruz kültür terimini; kültür mantarı, kültür bitkisi, kültür midyesi, kültür balıkçılığı gibi. Yukarıdaki İngilizce terimler gibi bunlar da eski "colere"den çıkıyor tabii. 

   "Kültür tahlili (testi)" terimi tıpta kullanılıyor. Hastadan alınan idrar, gaita, balgam, yara izi gibi örneklerde enfeksiyona yol açan zararlı mikroorganizmaların uygun biyolojik şartlarda üretilmesine "kültür" deniyor. Tarımdaki anlamından gelişmiş. Yine bir çoğaltma, üretme  durumu var.     

    Beden eğitimi, jimnastik anlamındaki "kültürfizik" kelimesini Fransızcadan almışız.   "Kültür"ün anlam damarlarından biri "bakma, iyi bakma, özen gösterme"ydi. Fransızca culture physique bu damardan türemiş görünüyor.       

   Son olarak, "kültür"ün en önemli, en tartışmalı anlamı üzerinde duralım. Bu terime Türkçede yirminci yüzyıl başlarında bir karşılık bulunmuş: hars. Kelimeyi bu yönde işleyen yazar Ziya Gökalp. Kelimeye sıfat takısı da koyuyor, harsî diyor. Gökalpçi terminolojide "hars"ın özel bir anlamı var.  Bilindiği gibi, Gökalp "medeniyet" ile "hars" arasında bir ayrım gözetir.  Şöyle der Türkçülüğün Esasları'nda: "Hars millî olduğu halde, medeniyet beynelmileldir." Kültür ile medeniyeti kesin çizgilerle ayırt etmiş olması çokça  tartışılmıştır. Bu ayrımın  zayıf tarafı medeniyet ile kültür arasındaki etkileşimin gözardı edilmesinde.  İkisinin de değişmez, donmuş varlıklar olarak görülmesi başka bir zayıflığı. Yine de,  Gökalp'in düşündüğü anlamda sağlam bir temeli var "hars"ın. Daha doğrusu "hars" kelimesinin değil de,  verdiği "kültür" tanımının. Biz bugün "ulusal kültür" ya da "millî kültür" sözlerini rahat rahat kullanırız da, "Türk medeniyeti", "Osmanlı medeniyeti" diyemeyiz, desek de bunun ancak çok özel bir bağlamı olabilir. Avrupa'da da durum aynı değil midir? Fransız, İngiliz, İtalyan kültürü denir de "medeniyeti" denmez.  

   Hars  kavramı gibi hars kelimesi de aydınlar arasında çokça tartışılmıştır. 1920'lerin  aydınları arasında bu kelimeden hiç hoşlanmayanlar var.  Bu aydınlara göre,  "kültür"ün Türkçedeki  karşılığı "irfan"dı.  Cemil Meriç de aynı görüşte; "hars" kelimesini türettiği için Ziya Gökalp'e çok kızıyor. "Hars"ı "bedbaht, musıkisiz", üstelik  "müstehcen" buluyor. Meriç'e göre, Gökalp bu kelimeyi Mütercim Asım'ın tercüme ettiği  İranlı yazar Fîruzâbâdî'nin (1329 - 1414) el-Kamûsü'l-Muhît adlı Arapça sözlüğünde bulmuş. Meriç'in aktardığına göre şu anlamları varmış Arapçada: Para kazanıp mal mülk edinmek; erkeğin dört kadın alması; aşırı derecede cinsel ilişkide bulunmak; erkek eşeğin cinsel organının dibi, kökü;  binek hayvanını çok yormak; tarlaya tohum ekmek.  

    Cemil Meriç'in hars kelimesini Gökalp'e mal etmesi şüpheyle karşılanmalı. "Hars"a culture anlamını yükleyen Gökalp olsa da, hars kelimesini Türkçede ilk kez kullanan yazarın o olduğu şüpheli. Mehmet Bahaettin Yeni Türkçe Lügat' ine (1924)  "kültür" kelimesini de almış. Şöyle tanımlamış: "Te'dip, te'eddüp;  tehzip, tehezzüb; terbiye. Hars."  Sanki Ziya Gökalp yazmış bu tanımı. Son kelime "hars". Hars çok yeni bir kelime olmalı o zaman.  Mehmet Bahaettin sözlüğünde "hars"ın Arapçadaki anlamını da vermiş: "Çift sürme, toprağı işleme, tohum saçma." Yazar "hars"ın öteki anlamını "ilmî âsârdan istifade hususunda gösterilen itina" diye verdiğine göre  Ziya Gökalp'in işlediği terimi göz önünde tutmuş olmalı.

    Mehmet Bahaettin Ziya Gökalp'le çağdaş.  Sözlüğüne yeni kelimeleri almış olabilir. Ama biraz daha eskiye gidince de hars kelimesini sözlüklerde buluyoruz.  Şemsettin Sami Kamus-ı Fransevî 'de  culture kelimesini tanımlarken kullandığı sözlerden biri de "harâset", yani Gökalp'in yazılarında "harsiyat" dediği  şey.  Şemsettin Sami Kamûs-ı Türkî'de de  "çift sürme, tarla işleme" diye tanımlamış "hars"ı. Mustafa Nihat Özön de Osmanlıca Türkçe Sözlük'te Arapçadaki anlamını "tarla sürme" diye tanımladıktan sonra kelimenin kullanımına da ilginç bir örnek vermiş "Gece ile benim bağıma girdiler. İçinde harsı yiyip helak eylediler ve hars dediği üzüm asması idi Süheyli." Süheyli, onaltıncı yüzyılın ikinci yarısıyla  onyedinci yüzyılın başlarında yaşamış olan şair, yazar Ahmed Süheyli olsa gerektir.  Demek ki, bir metinde de kullanılmış olan bir kelimeymiş hars.

   Konunun bu yönünü bırakıp Cemil Meriç'in terimin içeriği üstüne söylediklerine geçelim. Yazar medeniyet üzerinde derinlemesine durduğu gibi, "kültür" üzerinde de duruyor.  Bu konuda yazdığı birçok denemede,  bu terimin batıda berrak bir biçimde   tanımlanamadığı, Fransızcadaki anlamıyla Almancadaki, İngilizcedeki, Amerikan antropolojisindeki anlamlarının birbirini tutmadığı, antropologlarla sosyologların anladığı şeyin başka, edebiyatçıların başka olduğu kanısında. Kitaplarda sayısız tanımı var diyor.  Biz kelimeyi Fransızcadan aldığımıza göre, bu dildeki anlamının aşağı yukarı "irfan" olduğu kanısına varıyor. Ama "kültür" yerine "irfan" demediğimize göre, "kültür"ü Avrupa'da doğmuş bir kelime olarak olduğu gibi almanın daha doğru olduğunu söylüyor. Sözü şöyle bağlıyor: İslam dünyasında medeniyet ile kültür aynı bütünün iki cephesidir; umran, bu iki kavramı tek kelimeyle dile getirir.        

     "Umran", "irfan" unutulmaması gereken kelimeler. Büsbütün unutulamaz da. Her şeyden önce, bu iki kelime Türkçede özel isim olarak kullanılır. Ama bu iki terimin arkasında zengin bir fikir mirası var. Biz bu birikimi unutmuşuz. Bu bakımdan,  Cemil Meriç'in bu iki kavramın derinliğine inerek batı  terimleriyle hesaplaşabilmesi gerçekten değerli.[1]    

   Öte yandan, bazı gerçekleri de görmezlikten gelemeyiz. Biz culture teriminin Türkçeye girmesini "irfan" ile önleyemezdik;  "umran" ile de.  Culture kelimesi batı dünyasında durmadan anlam genişlemelerine uğramış, dallanıp budaklanmış.  Batı düşüncesiyle temaslarımızda bu anlamlarıyla nasıl olsa karşılaşacak, etkisi altında kalacaktık. Üstelik, "kültür"  toprağının bereketiyle toplum bilimlerinden taşmış, biyolojiye, tıbba geçmiş... Dahası, modern tarıma girmiş.     

    Bu soruna başka bir açıdan da eğilmeliyiz. Culture kelimesinin Fransızcada ortaya çıkıncaya kadar ne kadar dolambaçlı yollardan geçtiğini gördük. Ekip biçme anlamına gelen bir kelime 1500-1510 dolaylarında, insan düşüncesinin eğitim-öğretimle işlenerek sistemli olarak gösterdiği gelişme" anlamında kullanılmış. Fakat bu anlamı  "ekip biçme" fikrinin mecazi bir yönden gitgide daha çok işlenmesiyle ancak ondokuzuncu yaygınlaşabilmiş. Biyolojideki anlamı da  "toprağın işlenmesi" fikrinden doğuyor. Bu kadar  uzun yoldan  gelen bir batı terimini sözlüklerde bulduğumuz bir kelimeyle bir çırpıda kendimize mal etmeye kalkmamız çok kolay, ucuz bir yol değil miydi?  Yeryüzünün herhangi bir dili de başarabilir bunu. Nitekim  "hars" Türkçede hep Ziya Gökalp'in fikirleri tartışılırken kullanıldı; rüştünü ispat edip Gökalp'ten bağımsız bir terim haline gelemedi. Hars, 1950'lerde öztürkçeye çevrildi, "ekin" dendi. Birkaç yazardan başka kullanan olmadı bugüne dek.  Bundan sonra da tutmayacağı besbelli. Biz hars derken, ekin derken "kültür"ün  batı dillerindeki anlamlarının tümünü kazanması için onlar kaç yüzyıl  bekledilerse biz de o kadar mı beklemeliydik!  Batıdan aldığımız her terimi çeviri yoluyla Türkçeye kazandırmak mümkün değil...

 

[1] Cemil Meriç'in bu konudaki yazıları Kültürden İrfana adlı  kitapta toplanmıştır.

Bülent Aksoy

25 Ağustos 2021

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!