Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

ÖDEV, GÖREV, İŞLEV

Türkçede birbirine benzeyen, bir başka deyişle, aralarındaki anlam farkı yeterince  bilinmeyen, herhalde özümsenmediği için bilinmeyen  birçok kelime çifti var. Bunlardan biri ödev ile görev. Bu iki kelime eşanlamlı sayılamaz, ama eşanlamlı olarak kullanıldığını birçok yerde görüyoruz. Birbirinin yerine geçebilecek kelimeler olsaydı, biri fazlalık olurdu. Aralarında hiçbir farklılık bulunmayan kelimeler dilin sırtında birer yüktür.

   Ödev de, görev de Cumhuriyet döneminde dil reformu sırasında türetilen kelimeler. İlkin ödev türetilmiş, "ödemek" mastarından. TDK'nin 1935'te çıkardığı Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu'nda  "ödev" kelimesi Arapça kökenli vazîfe karşılığında türetilmiş, Fransızca devoir ile de eşanlamlı sayılmış. Vazife'nin eski Türkçede ne anlamda kullanıldığını bilmemiz gerekiyor bu durumda.  Bunun için, aynı yıl çıkarılan, aynı sözlüğün tamamlayıcısı niteliğindeki   Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu'nda şu tanımı görüyoruz: Vazife: 1. Borç, ödev = devoir; 2. İş = fonction. Bu tanım eski Türkçede vazife'nin hem ödev, hem de görev ya da işlev anlamında kullanılmakta  olduğunu gösteriyor. Kelimenin bu çifte  anlamını  daha sonra çıkan şu sözlüklerde de görüyoruz:  TDK Türkçe Sözlük (1969), TDK Örnekleriyle Türkçe Sözlük (1996), Ali Püsküllüoğlu'nun Arkadaş Sözlük,  TDK sitesindeki Güncel Sözlük, Kubbealtı'nın Lugatim'i. Burada üzerinde duracağım meselenin düğüm noktası bu ikili anlam.

    Sözlüklerde verilen örnek  cümlelere de bir göz atalım: "Sana olan vazifelerimde kusur mu ediyorum" (Ahmet Muhip Dranas). Bugün "ödev" saydığımız  anlamıyla kullanılmış burada.    "Kalbin vazifesi kalbe kan pompalamaktır",  burada görev anlamında.  "Nedim bugün vazifesine geç geldi" cümlesindeki vazife yine görev anlamında, ama azıcık farklı gibi duruyor, "çalıştığı işe" deniyor.    

   "Vazife"nin  eski Türkçede hem ödev, hem de (fonction dendiğine göre), görev, iş,  ya da işlev karşılığında kullanılmakta olduğu ortada.  Fransızca fonction terimini karşılamak amacıyla Ziya Gökalp yirminci yüzyıl başlarında "uf'ûle" kelimesini türetmişti ("uf'ûlevî" de fonctionel karşılığında kullanılacaktı).  Demek ki, "vazife"nin Fransızca kelimeyi karşılamakta yetersiz kaldığı hissedilmişti. Ama "uf''ûle"nin ömrü kısa oldu,  yaygınlaşmadı. 1930'lu yıllarda "görev" kelimesi henüz türetilmemişti. Sevan Nişanyan Çağdaş Türkçenin Etimolojisi'nde "görev"in 1942'de kullanıma girdiğini belirlemiş (2018, s. 295).

   Görev  ilkin bir felsefe terimi olarak kullanıma sokulmuştu. Terimin felsefi tanımını Bedia Akarsu'nun Felsefe Terimleri Sözlüğü'nde (TDK, 1975) buluyoruz; şöyle: "[Alm. Funktion, Fr. fonction, İng. function; Lat. functio = yerine getirme, gerçekleştirme; eski Türkçe uf'ûle, vazife]: 1. Bir organın başarısı, gördüğü iş, etkinlik biçimi. Örneğin görme gözün görevidir. 2. Bir etkenin değişmesiyle  öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi." (s. 82)  

   Orhan Hançerlioğlu da Felsefe Sözlüğü'nde "görev"i şöyle tanımlamış: "Osmanlıca "hizmet" (...) Görev ya da işlev (fonktion) anlıksal [zihnî], matematiksel, toplumsal, mantıksal, bitkisel, hayvansal ya da insansal olsun, herhangi bir varlığı belirten bir etkinliktir. Örneğin beslenme ve üreme biyolojik varlıkların görevidir." Bir sonraki cümle burada üzerinde durulan sorunun tam da üstüne basıyor:  "Görev, konuşma dilinde  çoğu kez ödev (Osmanlıca  vazife; Fransızca devoir) ile karıştırılır." (1977, s. 119)

   O halde, "görev"in felsefe dilinden konuşma diline geçmesiyle başlıyor karışıklık.

 Yanlış kullanım çok yaygın. Bir iki örnek vereyim.   

   Türkçeyi iyi kullanan bir siyaset adamı: "Türkiye'nin çıkarlarını savunmak benim görevimdir."  "Ödev" yerine kullanılmış.

   Basından: "Seçimlerde oy kullanmak her vatandaşın görevidir." Aynı hata.   

   Bir çeviriden: "Unutmayın ki emeklerimizin meyveleri yalnızca çocuklarımıza kalacak, (...) bu tehlikeli tohumlardan tamamen arınmak sizlerin görevidir." Aynı hata.

   Türkçeyi çok iyi kullanan bir yazar bir kitabının önsözünde, kendisine yardımcı olan kişilere teşekkür ederken şöyle yazmış: "Bu bilimsel kuruluşa", (...) şu  şu kişilere "duyduğum borçluluğu belirtmeyi görev sayıyorum." Yine "ödev"dir doğru kelime.  

   Böyle yüzlerce örnek verilebilir. Hepsi de "ödev"deki içeriğin "görev"e yüklendiğini gösteriyor. Şunu da gözlemleyebiliyoruz: ödev  az kullanılan bir kelime olmuş.  

   Eski Türkçe sözlüklerimizde de bir bulanıklık var, ödev ile görev orada da  harmanlanmış. Şemseddin Sami'ye bakalım: "Vazife:  1. Bir adamın ifâsına mecbur olduğu iş, bir adamın uhdesine muhavvel [üstüne havale edilen] iş." Sözlükteki örnek cümle: "Sadaka vazife-i ubûdiyettir [kulluk, aşırı derecede bağlılık]". 2. (...) ehemmiyet verilen iş." Birinci tanımda bir kimseye verilen bir iş söz konusu edildiğine göre, bir görevdir o. Ama kulluğun gereğinden bahsedilen örnek cümlede o gereklilik bir ödevdir.  "Ehemmiyet verilen iş" ise "ödev"e yöneltmiyor bizi. Mustafa Nihat Özön'de  tanım aynı (Osmanlıca - Türkçe Sözlük): "Vazife: 1. Bir kimsenin yapmak zorunda bulunduğu iş. Bir kimse üzerine yapılması havale edilmiş iş. 2. Önem verilen iş."

    Peki nedir ödev? "Ödev",  ahlak, vicdan, insanlık, yurttaşlık  duygusu ile, ya da  kanunlar bakımından yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür. Ahlak, vicdan söz konusu  ise "boyun borcu"dur. Eski Türkçe "vecibe" kelimesine yaklaşan bir anlamı var. İngilizce "duty" kelimesinin dengi.  Örneğin, kanunlara uymak her yurttaş  için bir ödevdir. "Görev" ise,  fonction  kelimesinin yanı sıra İngilizce "job", "task" kelimelerine denk düşer.  Bir tarih kitabından aldığım şu cümlede "görev" doğru bir biçimde kullanılmıştır: "Tarihçinin görevi bir şeyi kanıtlamak  değil, geçmişte olup biteni anlatmaktır. "  Tarihçinin "işi" diyor yazar, İngilizceye çevirirseniz, "task" olur en uygun kelime. Türkçe kelimelerin yerinde kullanıp  kullanılmadığını görmenin bir yolu da o kelimeleri bir yabancı dile çevirmektir. Burada konumuz değil ama, bir Türkçe cümlenin sağlam yapılı, anlamının berrak olup olmadığını daha iyi görmenin de bir yolu onu bir yabancı dile çevirmektir.    

    "Ödev"in Türkçede yerleşik bir kullanımı daha var. "Öğretmenin öğrencilere okul dışında hazırlamaları için verdiği çalışma"ya ev ödevi deniyor. Bu ödev söz konusu kelimenin yukarıdaki anlamına pek uymuyor.  Ev ödevinin daha eski adı "vazife" idi.  O zamanın öğrencileri "Öğretmen  dün bize bir vazife verdi," derlerdi. Bütün bu söylediklerimizden "ev ödevi"nin "vazife"nin "iş, hizmet" damarından çıktığını, dolayısıyla daha sonraki yılların "görev"ine  uygun düştüğünü  gösteriyor. Ama başlangıçtaki çifte anlamlılık yüzünden  bu biçimde kalıplaşıp dile yerleşmiş. Herhalde "ödev", "görev"den önce türetildiği için tutunmuş orada. Vazife'nin türevleri de "iş" yönünü pekiştirir. Vazifedar, memur, görevli; Vazifeten,  işi gereği demek.  Bir de vazifeşinas var:  vazifesini ya da işini dikkatle, titizlikle  yerine getiren kişidir. 

   Konuşma dilinde görev, daha sonra, batı dillerindeki mission (özel görev) kelimesine de denk düşecek bir biçimde kullanılmaya başladı.  Burada herhangi bir yanlışlık yok, kendi anlam çemberinde kalıyor. Mission, yerine göre, işlev diye de çevrilebilir. 

   Dil olayları yeraltı akarsuları gibi, haberimiz olmadan kendi yataklarında akıp gidiyor. Görev kelimesi, sık sık, ödev anlamında kullanılmaya başlayınca, fonction  yönü gölgede kalıyor. "İşlev" bu boşluğu doldurma amaçlı. "İşlev" kelimesi 1935'te,   TDK'nin Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu'nda var, ama oradaki tanımı şöyle: "İşlev: amel, fiil = acte, action." Bugünkü "edim" anlamında düşünülmüş. Görev'in "ödev"le karıştırılıp fonksiyon yönü unutulur gibi olunca "işlev"e yeni bir işlev ya da görev verilmiş. İşlev'in bu yeni anlamı öyle sanıyorum ki, 1960 sonrasında kullanıma girdi.           

    Ödev, görev, işlev kelimelerinin yapısına bakalım. Üçünde de  -v / -ev  ekleri var. Tuncer Gülensoy (Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, TDK, 2011, s. 384)  bu ekin Kıpçakçadan alındığı bilgisini veriyor. Sevan Nişanyan (s. 294) da Kıpçakça ve Çağataycadan alındığını, Türkiye Türkçesinde hiç kullanılmadığını belirtiyor. Dil reformundan sonra kullanıma giren kelimelerin nasıl türetildiğini  anlamak her zaman kolay olmadığı için —bazen de kökü ya da eki  bilemediğimiz için— bu bilgilerin bir değeri var.

    Kubbealtı'na (www.lugatim.com)  göre ise, bu üç kelime de  yanlış ekle türetilmiştir. .  Şöyle deniyor üç kelimenin de karşılığında:  "(yanlış türetme) [Türkçe’de fiilden isim yapan -v eki yoktur; ayrıca v sesi Türkçede yalnız tek heceli kelimelerin sonunda bulunur]."   Ne var ki, sözlüğün yazarı "vazifeten" kelimesini tanımlarken "görevle" demekle "görev"i kaleminden kaçırmış! Bu  sözlük yine - v'li  "sınav", "söylev", "türev" kelimelerini de yanlış türetme sayıyor. Kuralcı dilbilgisi açısından  öyledir herhalde.  Bir ölçüt bu.  Ama  bütün bu -—v'li kelimelerin tutunduğu açık. Bu da bir ölçüt.[1]

     Başka bir noktaya değinelim. "Ödev"in  "ödemek" fiilinden türetildiği belli. Ama "görev"in "görmek" fiiliyle hiçbir anlam yakınlığı yok.  Sözlüklerde görev'in - ev eki üzerinde durulduğu  halde, kökü olan "görmek" fiili  ile "görev"in anlamı arasındaki bağ üzerinde durulmamış.  Görev, bir yardımcı fiilden,  "vazife görmek"ten alınmış. "İş görmek" de akla gelebilir. Tıpkı "şart koşmak"tan "koşul"un türetilmesi gibi.

    Ödev, görev, işlev kelimelerinin anlam paylaşma mücadelesinden öğrenebileceğimiz bir şey var. Bir dil  başka bir dile bazen zararlı, bazen de yol gösterici olabilir. Türkçesi var olduğu halde onu kullanmayıp yabancı dildeki karşılığını kullanmakta ısrar etmenin savunulacak hiçbir yanı olamaz.  Örneğin, aktivite, jenerasyon, departman, doküman, buton, konsept, kriter, transparan, inovasyon, detay  gibi kelimelerin Türkçede bire bir karşılığı olduğu için hiçbirinin dilimize zerre kadar hayrı yoktur. Ama yabancı dillerle temas bazen de alıcı dile eksiklerini hissettirir, yeni kavramlar kazandırır. Burada üzerinde durduğumuz  ödev, görev, işlev bu soydan.  Eski Türkçede "vazife"nin iki anlamı da karşıladığını gördük. Fransızca devoir, fonction  kelimeleri vazife'nin yetersiz kalışını hatırlatmış bize. Önce  "ödev"i türetmişiz. Ama kökündeki fiilin getirdiği anlam pek iyi anlaşılmamış; bir süre, vazife'nin iki anlamını da yüklenmiş. Bu yüzden, kısa bir süre sonra "görev" türetilmiş. Bu da geniş bir kesimde iyi anlaşılmamış. Birçok kimse bugün ödev anlamında kullanıyor. Gelgelelim, "görev" kelimesi "ödev"le karıştırılıp fonction yönü unutulur gibi olunca bu kez "işlev" türetilmiş. İşlev, "görev"le aynı anlamda kullanılabilecek bir kelime,  ama ondan ayrıldığı ince bir anlamı da var. Bu üç kelime, yerli yerinde kullanılırsa, yeni Türkçe için bir kazançtır elbette. Bu kazançta yabancı dillerin katkısı ortada.         

    Sonuç şudur: ödev kelimesinin kullanımı bugün nerdeyse "ev ödevi"ne hapsedilmiş gibi. Görev ise ödev'i de içine alacak biçimde kullanılınca eskimiş "vazife"nin çift anlamlılığına dönmüş oluyoruz.  Bundan kurtulmak için, tembelleşen  "ödev"i  dürtmek, kımıldatmak gerekiyor.  "Ödev"i kaybetmemeliyiz.     

[1] Bu sözlükte yanlış türetme sayılan daha başka kelimeler de var;  "önem", "gündem", "ortam", "araç", "bağımlı", "bağımsız" gibi. Yanlış bulunması yine  biçimsel gramer  açısından.  Şu verdiğim kelimeler dile öylesine yerleşmiş ki, bu "yanlış"lardan dönmek  herhalde artık mümkün değil. Öte yandan,  yanlış  türetme sayılan "bağımlı"nın,  "bağımlı kelime" maddesinde edat karşılığında kullanıldığını, bir rastlantıyla,  gördüm.    

Bülent Aksoy

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!