Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ

Marka nedir? 

Özetin özetiyle söylemek gerekirse marka bir ticari işletmenin ürettiği ve piyasaya sunduğu ürün ya da hizmetlerin benzerlerinden ayırt edilmesine yarayan çeşitli işaretlerdir. Marka kavramına bu anlamda üretici kişi veya kuruluşun ürün üzerindeki parmak izleri desek pek de yanlış olmaz.

TDK Dijital Güncel Sözlük marka (ma’rka) kavramının dilimize İtalyanca marca sözcüğünün okunuş şekliyle alındığını belirttikten sonra tanımını şu dört ayrı bölümde yapmaktadır.
(Fransızlar sözcüğü marque diye söylüyorlar. İngilizler brand sözcüğünü, Almanlar ise marko veya marke sözcüklerini kullanıyorlar. Almancada mark eski bir para birimi olmanın yanında işaret anlamına da gelmektedir. Marko veya merg sınır işaretidir.

1.Bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerlerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret; alametifarika.
( alamet ve farika sözcüklerinin birleştirilmesiyle türetilmiş bir birleşik sözcük olan. alâmet-i fârika bir kişiyi veya o şeyi benzerlerinden ayıran özelliktir. İkinci olarak da Bir kişi veya o şeyi belirtmek için kullanılan ayırıcı işarettir. Bu anlamıyla damga veya marka olarak da adlandırılabilir.)
2. isim Resim veya harfle yapılan işaret.
3. isim Bilet, para yerine kullanılan metal veya başka şeyden yapılmış parça.
4. isim, mecaz Tanınmış ürün, saygın kişi vb

Marka sözcüğünü işaret veya işaret koymak olarak tanımlayabiliriz. Dilimize yerleşen bu sözcük ile başka anlatımlar da sağlanmıştır.

Bunlardan biri markalamaktır. Örneğin bir marangozun bir şeyi delmeden önce deleceği yere kalemiyle koyduğu işaret markalamak işlemidir.
Örneğin çay markası da çaycının kim olduğunun işaretlendiği ve içilen her çay için bir tane hesabıyla alınıp verilen bir ücret ödeme şeklidir. Aynı şekilde konser veya tiyatro biletlerini da bu anlamda kabul edebiliriz.

Benzer bir şekilde preoperatif bir kavram olarak opere edilecek organın yerini işaretlemek de markalamak anlamına gelmektedir.

Fransızca marquer eyleminden türetilmiş marque/marke, marke etmenin de anlamı işaret koymadır.

Yine aynı kökten türetilmiş marge/marj ve marginal/marjinal sözcükleri bulunmakta olup anlamları da küçük bir değişiklikle bir şeyin ucuna, sonuna konan işaret anlamına geliyor.

Marjinal ve marjinalist sözcükleri de toplumun uyulması gereken kurallarının dışında hareket eden ve bu hareketleri savunanlar anlamlarına gelmektedir.

Market sözcüğüne gelince İngilizce market "çarşı, pazar" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince mercatus ticaret, çarşı, pazar, panayır sözcüğünden türetilmiştir. Kökeni Latince mercari yani satmak eylemidir. Latince merx, merc Latincede alınan satılan mal, meta sözcüğü olup mercari eyleminin ad halidir.

Martketing/marketçilik-pazarlama yöntemleri de aynı kökten türetilmişlerdir.

Market sözcüğünü, marka sözcüğünün kökenindeki merc ile market sözcüğünün kökenindeki merc veya merx’in aynılığı dikkate alarak belli markaların, markalanmış, işaretlenmiş ürünlerinin satıldığı yer olarak tanımlayabiliriz. Elbette eski Latincede marka kavramı bugünkü gibi gelişmiş ve bugün kullandığımız anlamda değildi. Merc sözcüğünü Latinceden alan Fransızların buradan marque adını ve marquer eylemini türettiğini söyleyebiliriz.

Hatta bir teşekkür sözü olarak Fransızların ve bu dilin etkisi altında kalan halkların dillerinden düşürmedikleri merci/ mersi sözcüğünün de Latincedeki “merc” köküne dayandığını söyleyebiliriz. Bilinen anlamı teşekkür olsa bile gerideki anlamı iyilik, bolluk ve berekettir. Bu güzel şeyleri karşı taraf için de dilemektir. Elbette marka sözünün ilk anlamının işaret ve işaret koymak olduğunu unutmuyoruz ancak gelişen ve değişen bir dilde zaman içinde kök ve köken unutulmakta ve karşımıza yeni, yepyeni bir anlam çıkabilmektedir.

Bir ekonomi terimi olan mercantilisme/merkantilizm de yukarıda işaret ettiğimiz Latince köklere dayanmaktadır.

Bir de futbol deyimi olarak tutmak, perdelemek, birinin hareketlerini engelleyecek biçimde yakından izlemek anlamında kullanılmakta olan marquage /markaj sözcüğü vardır. Bu sözcük de marka sözcüğünün biraz anlam kaymasına uğramış şeklidir.

Eski Latincede marka kavramı bugünkü gibi gelişmiş ve bugün kullandığımız anlamda değildi dedik ama marka anlamına gelen kavramların hiç olmadığı anlamına da gelmemektedir. Bu gereksinimi karşılamak üzere antik dünyada başka bir kavram oluşturmuşlardı. Bu kavram “notam” sözcüğüdür.

Daha önce Beyaz Nokta Gelişim Vakfına ve kendi adıma olan web sitelerinde ve başlığı Sincere- Sine Cera olan bir makale yayınlamıştım. 

https://www.kavrammutfagi.com/makale/sincere---sine-cera
https://alicanpolat.com/sincere-sine-cera/
 

Bu makalede özetle :
“Açıkgöz mermer ustaları, seramik ustaları yaptıkları heykel, amfora ve benzerlerinin çatlaklarını balmumu ile kapatıyorlarmış. Ne yazık ki o heykel veya seramik kap kacak güneşi veya ateşi görünce, balmumu eridiği için çatlak ortaya çıkıyormuş, dolayısı ile o amfora, tencere veya heykel değerini yitiriyor. Heykel delik deşik ve çatlak, tencerelerde ise su, yağ amforalarda da zeytinyağı ve şarap kabın dışına çıkıyormuş.
Heykel ve seramik ustaları yaptıklarının kusursuz olduğunu belirtmek için Sine cera, sine cera diye bağırırlarmış. Sincère, Sine (siz veya sız eki) ve cera (balmumu) sözcüklerinin birleşmesinden oluştuğunu görmekteyiz. Zaman içinde söyleye, konuşa bu şekli almış, yani sincère olmuş. (Without wax : Balmumsuz) 

O zamanlar patent veya marka diye bir şey yoktu. Kulaktan kulağa iyi usta kötü vardı ve usta adını böyle duyurabiliyordu. Bu yüzden ustalar ürettiklerini satabilmek, değeri kadar paraya satabilmek için "bu mallar Sine Cera, Sine Cera" diye bağırırlardı.” Açıklamalarını yapmıştım. Giderek bu sesli işaretler yazı veya şekle dönmüş ve böylece markalanmış ürünler dönemi başlamıştır.
Marka bir imza, bir şekil, bir harf veya resim olabilir. Markalar bu örnekte olduğu gibi yapanın kendi becerisinin tanıtılmasına yaramakta ve aynı zamanda kusurlu ürün nedeniyle yapanın veya hizmeti verenin sorumlu tutulmasını da sağlamaktadır. Roma hukuku bunun örnekleri ile doludur. Başka bir anlamda iyi bir ürün yapana olumlu, kötü ve kusurlu ürün de yapıcısına, üreticisine sorumluluk yüklemektedir. İyi, güzel ürün sahibi zamanla toplumda bir saygınlık kazanırken kusurlu bir ürünü iyi diye yapan veya satan da tazminat ile yükümlü tutulmaktadır.
Anadolu Ahilik örgütlenmesinde de “pabucu dama atılmaktadır” Toplumda bu saygınlık ödenen ücretin yerini bulması şeklinde bir genel güven duygusu yarattığı gibi üreticisine de bir hak olarak yansımaktadır. Bu hak ilerde karşımıza telif olarak çıkacaktır. Bu hakkın çiğnenmesi ise intihal dediğimiz hırsızlık suçunu, ayıbını oluşturmaktadır.
 

Yukarıda marka sözcüğünün sözlük anlamlarını açıklarken bu anlamlardan birinin de damga olduğu belirtilmiştir. Damga sözcüğü eski Türkçeden gelen ve aslı tamga veya tamka olan bir sözcüktür. Sözcük zamanla fonetik ve morfolojik değişikliğe uğramış olup şimdi damga olarak kullanılmaktadır. Anlamı ise bir şeyin üzerine belli bir amaçla konan, yapıştırılan veya kazınan işaret, mühür, nişan veya kaşedir. Bu da tam olarak marka denen şeydir.
Orta Asya halkları, Göktürkler ve Oğuz boyları tamkaları en çok kullananlar olmuştur. Tamka o şeyin üzerindeki mülkiyet hakkını ifade ettiği gibi temsil ettiği kişi veya topluluğu da belirlemektedir. Tamkalar temsil ettiği kişi veya kuruluş adına bir saygınlık dokunulmazlık ve kutsanmışlık da kazandırmaktadır.

Damgalamak, damgalanmak psikolojide de önemli bir yer tutmaktadır. Tıp dilinde buna stigma deniyor. Stigma kabaca bir kimseyi yara izi, leke, delik ve benzeri bir şeyle işaretlemeyi bir utanç ve aşağılamayı içerir

Damgalanmanın bir çeşidi de kan kardeşliğidir. Tarihi çok eskilere dayanan bu gelenek genellikle aralarında kan bağı olan akraba veya hısımdan ya da  yabancıdan iki ya da daha fazla erkeğin birbirine sadakat yemini etmesi demektir. Bunun için bir ritüel de yapılmaktadır. Kan kardeşi olacak kişiler genellikle parmak, el ya da önkol kısmında küçük bir kesik oluşturur ve bu kesikleri karşılıklı olarak birbirine bastırırlar yahut da bu kesikten bir miktar kanı emer veya yalarlar.

Kadınlar, genç kızlar ise birbirlerine sadakat sözü vererek bağlanmak istediklerinde saçlarından kestikleri birer tutam saçı birbirlerine bağlarlar ve sonra bunu bir köprüden aşağıya, akmakta olan suya atarlar. Böylece bu ritüeli gerçekleştirdiklerine inanırlar.

Eski Türklerde daha çok kadınlar arasında geçerli olan bir dayanışma türü de tuz-ekmek hakkı anlayışıdır. (Tuz-ekmek hakkını bilmeyen kör olur / Türk atasözü) Bu anlayışı üzerine kurulan dostluk ve dayanışma İslam dininin kabulünden sonra da Anadolu'da ahiretlik veya ahretlik adıyla devam ettirilmiştir. Burada söz konusu damgalanma yaralama, belli bir işaret koyma şeklinde olmayıp soyut olarak karşılıklı söz verme, sözünde durmayanın kör olacağı şeklindeki öngörüden, inançtan ibarettir.

Görüldüğü gibi damgalanmanın folklorik bu üç hali aşağılayıcı değil yüceltici, kutsallaştırıcı anlamdadır.

Sosyal atropoloji anlamında bir damgalanma olayından daha söz edilir. Bu da çocuk küçük yaşta iken kendisinden büyük veya yaşıtı olan arkadaşları, ebeveyni veya öğretmeni tarafından ödüllendirilerek, korkutularak, mobbing uygulanarak belli bir düşünceyi kabule zorlanması, ikna edilmesidir. Çocuk bu yolla o düşünce kalıbını sorgulamadan, sorgulayamadan kabul etmekte ve başka bir kimlik yapısına girmektedir. Bu yaştaki kabuller o kimsenin çoğu kez ölene kadar yakasını bırakmazlar. Örneğin futbol sempatizanlığı, fanatikliği böyledir. Elbette buradaki en önemli belirleyici kişinin sürü psikolojisi içinde kalmayı kendi egosu ile bağdaştırmış olmasıdır.
 
Marka sözcüğünün kök ve kökenlerini bu şekilde açıkladıktan sonra şimdi konumuza gelebiliriz. Marka üretici ve tüketici için karşılıklı hak ve yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir.

Ulusal ve uluslararası hukuk sistemleri zaman içinde insan emeğini korumak için markaların kayda alınmasını, tescil edilmesini ve bu hakların çiğnenmesi halinde yaptırımlar uygulanmasını öngören kurallar geliştirmişlerdir. Bunlara kısaca fikri ve sınai hakları koruyan telif hakları kuralları diyoruz.
Marka Patent hukuku, bir markanın, lisansın korunmasını düzenleyen hukuk dalıdır. Bu hukuk dalı, özellikle endüstri ve ticaret alanında markaların tescili, korunması, kullanımı, ihlali, taklit edilmesi gibi konuları düzenlemektedir.

Patent, bir şey icat etmiş, yaratmış olanların, bir buluşun, ortaya koyduğu eserin sahibi olanların bu buluşlarını korumaları ve belirli bir süre bu buluşları üzerinden üretim, kullanım, satma ve satın alma gibi tekel haklarına sahip olmalarını sağlayan hukuksal bir korumadır. Bu hakların kullanılabilmesi ancak tescil işlemi ile sağlanabilir…

Patent sistemi teknolojik inovasyonu (yenilik-innovation), rekabeti, AR-Ge çalışmalarını teşvik ve yatırımları kolaylaştırıp hızlandıracaktır. Bu da bilim, sanat ve teknolojiyi geliştirecek. Toplumun refah düzeyini yükseltecektir.

Patent olarak tescil edilmemiş olsalar bile kişi veya firmaların yaptıkları üretimle elde ettikleri bilgi birikimi ve deneyimleri de koruma altıdadır. Know-how kavramı bir patentle tanımlanmamış olan bilgiler, uygulamaya yönelik, gizli bilgi paketi (knowledge: doğruluğu, gerçekliği kanıtlanmış bilgi) anlamına gelir.

Moda nedir?

Bu yazıda üzerinde duracağımız kavramlardan ikincisi moda kavramıdır.

Oxford sözlük moda kavramını süslenme özentisi ya da değişiklik gereksinimiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik ya da belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın, düşkünlük olarak tanımlamaktadır.

TDK Dijital Güncel Sözlük’ e göre moda (mo'da), İtalyanca moda sözcüğünden alıntıdır. Anlamı: Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik; nevzuhur, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük veya geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan.
İlhan Ayverdi’nin Dijital Kubbealtı Sözlüğünde: Moda sözcüğünün Latinceden İtalyancaya oradan da dilimize girdiği belirtilmiştir. Anlamı da İnsanların yeniye olan meraklarından, başkalarından farklı olma, güzel görünme isteklerinden kaynaklanıp hemen her alanda, özellikle giyim kuşamda toplum hayatına giren geçici yenilik ve değişikliklerden her biridir. Toplum hayatında geçici olarak herhangi bir şeye gösterilen büyük ilgi, aşırı düşkünlük ve toplum içinde belli bir süre yaygın ve geçerli duruma gelen tarz, biçim, alışkanlık olarak açıklanmaktadır.

Modaya uyan, moda olan: “Moda fikir.” “Moda renk.”

Moda olmak: Pek çok kimse tarafından beğenilmek, benimsenmek, yaygın duruma gelmek
Modası geçmek: Günün modasına uymaz duruma gelmek, moda olmaktan çıkmak, eskimiş olmak.

Şemseddin Sami’nin Kâmûs-î Türkî’sinde (s.1103) Fransızca mode’ tan alınan moda kavramı için mer’i  (yürürlükteki) ve mütedavil (değişken) olan tarz ve biçim tanımlaması yapılmıştır.

Sevan Nişanyan da Sözlerin Soyağacı adlı eserinde (s.326) moda kavramı için güncel olan usul veya davranış biçimi tanımlaması yapmıştır. 

Yunanca móda sözü Latince movēre değiştirmek eylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yenilemek eyleminden türetilmiş olan muto, mōto ve mōtus devinim, hareket, haraketlilik, değişiklik, coşku anlamlarına gelmektedir. Daha sonraki yüzyıllarda bu İtalyancaya moto  mo’da, Fransızcaya da mode olarak yansımıştır. Birçok batı dilinde de şekil, biçim, tarz anlamında bu sözcüğe rastlamaktayız.
İngilizler moda konusunda biraz daha farklı bir yol izlemişler.
Fashion, fashionable, mode, trendy, style, vogue.
Bunların içinde fashion çok havalı olmasına karşın Türkçemizde çok tutulmamış onun yerine trend almış başını gitmektedir. Cümlenin içinde bir trend sözü geçmişse o kişinin havası mükemmeliyete ulaşmış demektir! Peşinden stil gelmektedir.

Şimdi kısa kısa moda sözcüğünden türetilmiş başka sözcüklere bakalım.

Modern: İçinde yaşanılan çağa, günlere uygun. Modernite de çağa uygunluk anlamında kullanılmaktadır.
Modern, dilimizde Türkçemizde şimdiki zamana ait, asri anlamına gelir.

Fransızcası aslı moderne sözcüğüdür. Kökeni geç Latince modus: tarz, usul, yöntem olup modernus sözcüğü adaba ve usule uygun, ölçülü, zamana göre sözcüğünden alıntıdır. Başlangıçta ‘anakronik olmayan’ özelliği önde iken sözcüğün ‘değişkenlik’ özelliğinin öne çıktığını görmekteyiz.

Postmodern/ post-moderne: Modern sonrası. Post truth gibi bu da dilimize girmiş ve modern olanın bir anlamda yadsınması için kullanılmaktadır.

Demode/ demodé- daté modası geçmiş, eski, eskimiş moda.

Alamod/ à la mode modaya uygun olan, halen geçerli moda.

Modifiye/ modifier sözcüğü aslı aynı kalmak koşuluyla bazı bölümlerinin değiştirilmesi, yeni gereksinimlere uydurulmasıdır.

Modül/modül: Bir mimarlık terimi olarak bir binada çeşitli bölümler arasında orantı sağlamak için kullanılan ölçü birimi. Uzay modülü bir uzay aracının ana parçasına eklenen parça anlamındadır. Fizik terimi olarak da herhangi bir mekanik özelliği belirten katsayıdır.

Modülasyon/ modulation: Modülasyon ya da kipleme, bir taşıyıcı sinyal ile bilgi sinyalini birleştirmekten ibaret olan ve iletişim teknolojisinde (yayıncılıkta) kullanılan bir yöntemdir.

Model: Bu sözcük de benzerleri gibi dilimize Fransızca modèle sözcüğünden alınmıştır. Anlamı resim, heykel gibi plastik şeylerin yapımında bir zanaatkârın baka baka benzerini yapmaya çalıştığı nesnedir. Bir şeyi tanıtmak veya yapımına geçmeden önce hakkında fikir edinebilmek için belli oranda küçültülerek meydana getirilen örnek, numune, maket veya mostradır. Masanın modeli, elbisenin veya arabanın modeli gibi biçim, şekil ve tip bildiren niteleme sıfatıdır. Örnek alınan, örnek alınmaya değer bir özelliği bulunan şey veya kişi. Bir şeyin veya düşüncenin tanıtımı için görevli kişi yani manken. Modaya uygun kıyafet örnekleri anlatan ve resimleyen dergilere model adı verildiği gibi bir ressam veya heykeltıraşa poz veren kimselere de model denmektedir.
Model sözcüğü esas alınarak türetilen modelci, modelist gibi kavramlar da bulunmaktadır.

Modem (çevirici/çevirgeç) sözcüğünün de kökeni moda, Latince modus sözcüğüdür. Sesi ve görüntü taşıyıcılarını ve elektronik sinyalleri sese ve görüntüye çeviren, değiştiren aygıt anlamına kullanılmaktadır. Bilgisayar ve mobil iletişim araçları için gerekli olan bir alettir. Modem terimi, modülatör ve demodülatör sözcüklerinin birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Modemler, internete bağlanmak, bir bilgisayarı uzaktan kontrol etmek ve haberleşmeyi sağlamak için kullanılmaktadır. Modemler aldığı dijital (sayısal) veriyi analog veriye çevirerek gönderir ve karşı taraftan gelen analog veriyi de tekrar dijital veriye çevirirler.
 

Komodin sözcüğünün kaynağı da yine moda/modus sözcüğüdür. Görüldüğü gibi bizim bu moda sözcüğümüz çok üretken, verimli ve çok bereketli bir sözcük. Klavye başında bunları yazarken bir çırpıda aklımıza gelenler bunlar. Kim bilir daha ne kadarını unutmuşuzdur. Komodin, karyolanın yanı başına konulan ve üstü masa gibi kullanılmaya elverişli olan çekmeceli bir dolaptır. Sözcüğün kökeni Latince commodare aynı ölçüde olmak, birbirine uymak eylemidir. Latince com ve modus ölçü-şekil sözcüklerinden türetilmiştir.

Değerli okuyucular buraya kadar eksiğiyle fazlasıyla marka ve moda sözcüklerinin kök, köken ve anlamlarını anlatmaya çalıştık. Bu anlatımların her cümlesi elbette eleştiriye ve yoruma açıktır. Yaşadığımız toplumda, gündelik yaşantımızda bu sözcüklerin bir ölçüde anlamlarından kopartıldığına daha özel bir anlam yüklendiğine tanık oluyoruz. Sizi bilmem ama ben bunlardan, bu özel anlamların fazlaca öne çıkarılmasından rahatsız olmaktayım. Konunun biraz daha iyi anlaşılması için şu birkaç cümlede özetlenen düşünceleri gözden geçirmek yararlı olabilir. 

Marka nedir? Bu kavramın kökü kökeni ve anlamı nedir?
Bir ürünün en göze batan yerine markasının adının veya sembolünün konmasının nedeni, anlamı nedir?
Bu ekonomik sistemde insanın değeri giydiği çıkardığı, kullandığı ürünlerin marka değerleri toplamı kadardır.
Yüzyılımızın insanları sahibi olduğu, mülkiyetinde tuttuğu şeylerin çokluğu ve markalarıyla övünen primatlar oldular. 'Homo Marca’
Bu ekonomik sistemin ve yarattığı kültürün ulaştığı en son aşama marka budalalığıdır.

*
Moda nedir? Bu kavramın kökü kökeni ve anlamı nedir?
Moda, sözlük anlamına göre süslenme özentisi ya da değişiklik gereksinimiyle toplum yaşamına giren geçici yeniliktir. Süslenme gereksinimi veya özentisinin dayandığı nedenler nelerdir?
Modaya uymak özgürlük mü, özgürlükten vazgeçme midir?
Moda zevk ise bu zevk sizin mi, modacının mı zevkidir.?
Moda güzel bir şey midir? Güzel ise niçin sık değişiyor? Güzel şeyin kalıcı olması gerekmez mi? 
Modaya niçin uymak zorunda kalıyoruz? Bizi zorlayan nedir? 
Modacıların iyi niyetli olduklarına inanıyor muyuz?

Yıllar önce Ayvalık’taki yazlık evimizin önündeki ara sokakta küçük kız çocukları konuşuyorlardı. Sözcükleri yarım yarım telaffuz etmeleri hayli sevimliydi. Balkondan başımı uzatıp baktığımda çocuklardan iki tanesinin ayağında annelerinin olduğu anlaşılan iki tane topuklu ayakkabı vardı. Biri diğerine giydiği ayakkabının markasını söylüyordu. Diğeri kendi ayağındaki ayakkabının markasının daha değerli, daha pahalı olduğunu anlatarak deyim yerindeyse arkadaşlarına hava atıyordu. Dahası, kırmızı rengin şimdi moda olduğunu arkadaşına “ cicim ” diye seslenip kırıtarak anlatıyordu. Çocukların sayısı 5 taneydi ve yaşları 4 ile 7 arasında değişiyordu.  Bu yaşlardaki çocukların markalardan söz etmesi ve bunları kendilerine göre değerlendirmeleri bana çok ilginç geldi.  Üzerinde çok düşündüm. İki tanesinin anne ve babasını tanıyordum. Üniversite öğrenimli, orta ve ortanın üzerinde geliri olan ailelerdi. Aradan yıllar geçti özellikle televizyonlardaki reklamlar bu anlattıklarımın üzerine çok şeyler ekledi.

Kız ya da oğlan çocuklarının moda ve markadan ne kadar etkilendiklerini hemen hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu çocukların toplumda, okulda ve sokakta o moda ve markaya sahip olduklarında arkadaşlarına karşı ne kadar acımasız, ezici bir tavır takındıklarını biliyoruz. Her aile çocuğunun iyi giyinmesini, iyi bir eğitim görmesini haklı olarak ister ama görülen odur ki; aileler çocukların bu şeylere sahip olmalarıyla kendileri övünmekte ve çocuklarına da bu övünmeyi ve bunlarla kibirlenmeyi öğretmektedirler. Çocuklar ise arkadaşlarıyla görünen veya görünmeyen bir rekabet içine girmektedirler. Oysa öğrencilerin yarışacakları alanlar bilgi ve becerilerini geliştirileceği alanlar olmalıdır. Bu alanların dışında arkadaşları ile rekabet değil yardımlaşma ve dayanışma duyguları içinde, dostluk ve arkadaşlık ilişkileri içinde yetişmelidirler. Moda ve pahalı markalara sahip olamayan genç öğrenciler ise bunun ezikliğini duymakta ve bu eziklik onların kişiliklerinin gelişmesinde birer yara açmaktadır.

Gençler, öğrenciler örneği ‘kızım sana söylüyorum gelinim sen anla’ deyimine döndü. Yetişkinlerimiz ise hayatın her alanında hangi yolla elde ettikleri veya edemedikleri  yoruma açık olan marka ve moda düşkünlükleri hayatın güzelliklerini ıskalamakta ve yaşamanın zevkini kendileri için de başkaları için de zehir etmektedirler. Eskiden bir deyimimiz vardı, “yırtık olmasın da yamalı olsun” veya “eski olsun ama kirli olmasın” diye, şimdi ise bunların hepsi çöpe atıldı, unutuldu. Ucuz markalı veya modası geçmiş bir giysi giyen, alet edevat, otomobil kullanan kimseler aşağılanır, hor görülür oldu. Nasrettin hocanın fıkrası gibi kişiye değil kürküne itibar edilir oldu. Toplumda konfor yerine lüks anlayışı, sevgi yerine kibir ve küçümseme, kendi seviyesinden aşağı olanı ötekileştirme, aşağılayıp dışlama, anlamsız bir rekabet, ben ve benim düşüncesi egemen oldu. Toplumda söze dökülmeyen ama tüm tarafların içlerinde duydukları ve yaşadıkları bir huzursuzluk doğdu. Kendisiyle ve çevresiyle barışık insanlar yerine ne olduğu anlaşılamayan bir statü sahibi olmak önem kazandı.

Bunların önlenmesi barış ve huzur içinde, güler yüzlü bir hayat için marka ve moda kavramlarının anlamlarının yerli yerine oturtulmasına kanımca zorunluluk vardır.
Saygılarımla…

12.10.2023
Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!