Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

DARISI BAŞINA

Türkçemizin en güzel zenginliklerinden birisi de “ Darısı Başına” deyimidir. Bu deyim dijital ortamda yayınlanan TDK Güncel Sözlük’ te ve Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’ nde yer almamaktadır. TDK yayınları arasındaki 1969 basımı, Ömer Asım Aksoy hocanın denetiminde hazırlanmış olan Bölge Ağızlarından Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’ nde de bulunmuyor. TDV İslam Ansiklopedisinde de bu deyime rastlamadım.

Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Deyimler Sözlüğü’nde (s.26) Darısı Başına (ya da darısı dostlar başına) deyimi için güzel bir başarı, bir mutluluktan sonra, “dilerim ki bu güzel duruma sen de kavuşasın” anlamında söylenir açıklaması yapılmıştır.

Şemseddin Sami’nin Kâmûs-î Türkî’sinde (s. 469) darısı başına deyimi için başkasının nâil olduğu bir nimete nâiliyyeti dûa makâmında kullanılır ki gelinin başına darı dökmek âdetinden ileri gelir açıklaması yapılmıştır.

İsmet Zeki Eyuboğlu’nun Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde (s,169) darısı sözcüğünün anlam kökeni: eski bir Türk gelenek gereği, düğünde gelinlerin başına, verimlilik imi olarak darı serpilirdi. Bu olay gelinin çok çocuk doğurması, dölünü sürdürmesi anlamını içerirdi. Varlıklı yörelerde darı yerine altın, para kullanılırdı. (gelinin başına serpilirdi). Bu olgu sonradan “senin de evlenmeni, gelin olmanı dileriz anlamında söylenen dileğin oluşmasına olanak sağladı. Dilimizde “darısı başına” anlamı da, kökeni de bu olaydır. 

Gerçekten de gelinin başından aşağı darı dökülmesi olayı Anadolu’nun birçok yöresinde bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir. Çin ve Japonya’da da benzer ritüellerde pirinç serpildiğini duymuştum. Darının veya metal ya da kâğıt paranın dökülme, saçılma eylemi tarlaya darının, ekinin saçılması, ekilmesi işlemine benzetilmiştir. Giderek bu gelenekler azalıp yok olmaya başlasa da anlamı bu şekildedir. Dökülen paraları da küçük çocuklar kapışırlar ve bu itişip kakışma herkese bir sevinç verir. Giderek bu uygulama gelinin ve damadın giysisine takı ve para iliştirme şekline evrilmiştir.  Son dönemlerde Arabesk bir anlayışla gazinoda şarkı söyleyen hanım şarkıcının başından aşağı gül yaprakları dökülmesinin anlamı da benzer duygu ve düşüncelerden kaynaklanmaktadır.

Görüldüğü gibi deyim iki sözcükten oluşmaktadır. Bu sözcüklerden ilki darı ikincisi baştır. Baş yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi gelin başıdır. Darı sözcüğünün kökeni ise eski Türkçe tarıg sözcüğüdür. İlhan Ayverdi’nin Kubbealtı Misalli Büyük Türkçe Sözlük (s.1/643) de anlamı buğday, bazı yörelerde mısır, akdarı tanesi olarak açıklanmıştır. Tarıg/ darı sözcüğü Oğuzca tarı-mak yani ekin ekmek eyleminden türetilmiştir. Buğdaygillerden birçok bitkinin tohumları için darı sözcüğünün kullanıldığını bilmekteyiz. Latince ekmek anlamına gelen ve tohumlarından un ve ekmek yapılan veya başka türlü kullanılan panicum miliaceum da bir darıdır.

Aynı sözlükte “darısı başına” deyimi: İyi ve hayırlı bir şey hakkında, “inşallah sana da nasip olur” anlamında temenni sözü olarak, aynı şekilde “darısı dostlar başına” deyiminin de çok beğenilen şeyler hakkında kullanıldığı açıklanmıştır. Ne mutlu bu yaşta hacı olmak gibi bir söze karşılık, darısı senin başına veya gelininiz çok güzel, darısı dostlar başına örneklerinde olduğu gibi.

Yukarıda darı sözcüğünün kökeninin Türkçe tarmak eylemi olduğunu belirttik. Anlamı yaymak, dağıtmak, ayırmaktır. Tarıg ekin, bitki tane tohum anlamındadır. Tarıgçı da çftçi, tarımcı demektir. Tarmak eylemi ekin ekmek, tarlaya tane tohum serpmek demektir. Yine ekin ekilen yere, tarlaya da eski Türkçede tarıglag deniyormuş. Tarıglıg ise buğday ve benzeri ürünlerin içine konduğu ambar için kullanılan bir sözcükmüş. Kaşgarlı Mahmut ise tarıg, darı yerine üğür sözcüğünü kullanmaktadır. Bazı yerlerde tarağan da darı anlamında kullanılmış, Oğuz Türkçesinde ve Uygurcada üyür de denmiş.

Sevan Nişanyan da Sözlerin Soyağacı (s.111) de darı sözünün Uygurca tarığ olduğunu ve her türlü hububat anlamına geldiğini açıklamaktadır. Nişanyan’a göre tarı ekin ekmek, tohum saçmak anlamına gelmektedir.

Buraya kadar darı sözcüğünün ekmek, tohumu tarlaya serpmek gibi anlamlarını açıklamaya çalıştık. Gelinin başına darı veya para, altın vb. şeyler serpmek de ayını amaca yöneliktir. Dölün, soyun devamı ve bereket.

Bilindiği gibi avcı toplayıcı toplum biçiminden yerleşik toplum düzenine geçmenin en belirgin göstergesi hayvanların evcilleştirilip denetlenmesi ve insan emeği ile yetiştirilmesidir. Aynı şekilde bitkilerin tohumlarının en iyilerini seçerek, daha uygun ortamlarda, tarlalarda, ekeneklerde su ve gübre de kullanılarak üretilmesi insan soyu için büyük bir devrimdir. İnsan soyu bu devrim ile yaşam koşullarını eskisine göre çok büyük ölçüde iyileştirmiş, açlık korkusunu yenebilmiştir. İşte bu yüzden insanlar önce Bereketli Hilal’de sonra giderek dünyanın her tarafında bu olayı önemsemişler, kutsamışlardır. İnsanlar ürünün bol olması, refahın artarak devam etmesi için her şeyi yapmışlar, her yolu denemişlerdir. Yeri gelmiş bilim ve teknolojiden yararlanmış yeri gelmiş bilicilerden, bilemediği kavrayamadığı güçlerden medet ummuştur. İnsanlar ürünün bolluğu için kendi aralarında ortak çalışmalar yaptıkları gibi bütün bu çalışmaları yine ortaklaşa kutlamışlardır. Örneğin baharda nevruz veya hasat mevsiminde yapılan şenlikler gibi.

Bu adet ve geleneklerin o toplumların kültürlerinde yer etmesi de doğaldır. Yeryüzünde üretim süreci devam ettikçe bu gelenekler de şekil değiştirmiş olsalar bile devam edeceklerdir.

Tarım kavramına dönersek, Uygurlar da bu işte üzerlerine düşeni layıkıyla yapmışlardır. Yaşadıkları bölgede ürünün gelişmesi ve bereketi için çok önemli bir araç olan suya onlar Tarım nehri adını vermişledir. Tarım Nehri, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde ortalama 2.030 km uzunluğunda bir nehirdir. 435.000 km²lik bir alana hayat kaynağı olmaktadır. Uygur Türkçesinin konuşulduğu bu bölgede iklime uygun her türlü tarımsal ürün yetiştirilmektedir. Bu ürünler içinde temel gıda maddesi olarak darının, buğday, arpa, yulaf ve pirincin yeri başkadır. Uygurlar tarımda, darı ekip biçmede çok ileri gittikleri gibi bazı meyveleri de en üstün nitelikte yetiştirmişlerdir. Turfan şehri bu merkezlerden biridir. 

Turfan yerleşim yeri havzanın kuzey kenarında kurulmuştur. Havzanın en çukur yerinde Ayding Gölü vardır. Göl deniz seviyesinden 154 m. derinlikte olan bölgede bulunur. Yani Turfan dünyada Lut Gölü'nden sonra ikinci çukur alandır. Dünyanın en sıcak yerleşim bölgelerinden birisidir. Doğu Türkistan'da hava sıcaklığının en yüksek olduğu bir bölgede kurulmuş olan Turfan, "Alev vahası" olarak da adlandırılır.

Turfan çok eskiden beri çok verimli bir vaha (Karez denilen kanal suyu ile beslenen)  önemli bir ticaret merkezidir. Karez Turfan'da yaşayan insanların çok önemli bir buluşudur. Karez yerel Uygur dilinde "kaynak" anlamındadır. Tanrı Dağlarından eriyen kar suları, Karez denilen yer altı su kanalları ile Turfan Havzası'nı besler. Turfan'dan ortalama otuz kilometre güneydoğusundaki Gülbah köyünde Doğu Türkistan'ın en tatlı kavunu burada yetişir.
Karez veya Karız kanalları Tanrı Dağları'ndan topladığı suyu 60 km çölün altından geçirerek Turfan'daki yerleşim birimlerine ulaştırmaktadır. Çinliler bu kanalları ülkelerindeki üç harikadan biri olarak gösteriyor. Bu kanallar bundan 2 bin 200 yıl önce Uygur Türkleri tarafından yapılmış. Kanalın derinliği 110 metre den başlıyor
 

Bugün dilimizde kullanılan erkenci ürün turfanda sözcüğünün de kaynağı bu Turfan ilidir.
Sözcüğün Farsça tarwanda olduğu veya Yunanca/Rumca trofando’dan (Herkül Millas- Türkçe - Yunanca Ortak Kelimeler)  geldiği yönündeki açıklamalar yerinde değildir. Farsçadaki bu sözün komşu Uygurcadan geçmiş olabileceği de düşünülmelidir.

Sevgili okurum bu bilgileri uzun uzun sıralamamın iki nedeni var. Birincisi bir deyimimizin uzun yıllar kullanımından sonra kökenlerinin unutulmuş olması nedeniyle küçük bir anımsatma ikincisi de dilimizin bu güzelliğine, bir ulus, bir halk olarak bizi bir arada tutan tasada ve kıvançta bizi birleştiren ortak değerlerimize karşı sinsice yürütülen bir karşı görüş. İnternet ortamında dolaşan bu bilgiden anlaşıldığı gibi halkın dinsel duyarlıkları kullanılarak dil değerlerimize karşı bir savaş yürütülmektedir. 

Özetle söylemek gerekir ise “Darısı Başına” deyiminin şirk koşma şeklinde suçlanması.
Bu bilgileri zamanınızı çalmak pahasına da olsa özetleyerek buraya almak istiyorum. Dilimize karşı duyarlığı olan arkadaşların bilgilerinin olmasını istiyorum.

DARISI BAŞIN(m)A Alıntı:

Cahillerin dillerine pelesenk olduğundan sıkça duyduğumuz "Darısı başın(m)a" sözü, İslam öncesi, eski Türk geleneğinde kullanılan şirk içerikli bir deyimdir.

Orta Asya’da, kutlamalarda “bereket” simgesi olarak; Darı, Mısır, buğday, arpa, pirinç vb. gibi tahıl taneleri havaya saçılır, başına bu tanelerden düşenlerin de aynı şansı bulacağına inanıldığından; bugün de ağzından çıkan sözün anlamını ve hükmünü bilmeyen cahillerin, atalarından duyduğu ve gelişi güzel sözler kullanması sonucu kendilerini tehlikeye attıklarını üzülerek görmekteyiz.
(Not: Acaba o atalar bu satırları yazanların atası değil midir?)

"Darısı Başın(m)a" sözü (inanış) Şirk içermektedir.

İslam öncesinde bereket, rızık, talih, kader; gayb yegâne yaratıcı ve hüküm koyucu olan Allah’tan (c.c.) değil de, böyle batıl inançlar ürünü çeşitli tanrılardan olduğuna inanılıyordu.

İnanışa göre; düğün merasiminin ardından, gelin ve damat kalacakları yere gelirler. Damat gelini selamlayıp hediyesini verdikten sonra gelini oturtur ve kapıdan çıkar. Çıkarken odanın dışında bulunanlara bir elinden altın para, bir elinden darı saçarmış. Para zenginlik ve refahı, darı bereketi temsil etmektedir.

Aynı zamanda, düğün evinden hemen ayrılacak olan gelin ve damat ailesinin büyükleri de aynı şekilde etraflarındaki gençlere bilhassa "darı" ve para serperek evden ayrılırlarmış. (Zamanımızda Anadolu’ nun bazı köylerinde "damadın başında ekmek kırma", "Sadaka niyetine fakire verilecek ekmeğin başa dolandırılması" gibi adetler halen devam etmektedir)
(Not: Gagauzya, Rusya Tatarları ve Makedonya’da köye gelen konuklara ve belli günlerde yapılan şölenlerde seyircilere ekmek ve tuz sunulması geleneği vardır) 

Mevzumuz "Darısı başın(m)a" ise bundan çok daha vahim bir meseledir.

Ehl-i sünnet inancı esaslarınca dileğimizi, şahısların veya ölülerin yerine getirebileceğine inanmak bizi küfre ve şirke götürebilir. Bu sebeple türbelere gidip dilekte bulunmak veya dileklerimizi dile getirirken Allah ile birlikte, şahısları zikretmek hususlarında dikkatli olmak gerekir. Türbelere dilek mumları dikmek, dilek taşı yapıştırmak, mukaddes sanılan türbelere adak adamak, çaput bağlamak bâtıl ve bid'at olan ve İslâm ile ilgisi bulunmayan şeylerdir. Bunlara inanarak ve bel bağlayarak yapmak kişiyi küfre götürür.

"Darısı başına-başıma" dileği, şahısların kendisine de veya karşısındakine de o nimetlerden aynısının verilmesi, kavuşmasına nail olunulabilmesi için, İslam öncesi müşriklerin şirk içerikli dualar kapsamındadır.
(Not: Bir başkasının iyiliğini istemenin neresi şirktir, anlamak olası değildir)

Müslüman ferde düşen görev, şirkten sakınmak, her türlüsünden beri olmaktır. İslam öncesindeki yaşamış Müşriklerin dualarının, günümüzde kullanılmasın tehlikesi önemle vurgulanmalıdır.

Ağzımızdan çıkan cümlelerin, anlamı ve orijin haline, maksadına dikkat etmeden dikkatsizce benimseyip kabullenmemiz, kendi tahmin ve zanlı düşüncelerimizle uygulamamız bu sözlerin meşruiyetini veya sakıncasını ortadan kaldırmaz.

İsteyeceğini, hayrı ve şerri, yüce Allah'tan diler, darıdan buğdaydan, mısırdan dilemez! Sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler.

Sevgili arkadaşlar dilimizin en saygın sözlüklerinden yaptığım alıntılarda da görüldüğü gibi insanlar kendilerinde veya yakın çevrelerinde gördükleri, yaşadıkları güzel şeylerin ve olayların başkaları için de gerçekleşmesi için dilekte bulunuyor, dua ediyorlarsa bunun ne sakıncası olabilir? Böyle iyi bir dileğin bir duanın kime ne zararı vardır? Bu sistematik hareket dilimize ve halkımızın bir arada olma istek ve iradesine karşı sinsi bir savaştır. Yazıda ahlaksızca bir çarpıtma hemen göze çarpmaktadır. Dinsel kimi metinleri kendilerine kalkan yaparak amaçlarına ulaşmak istiyorlar. Asıl bid’at bu yazıda ileri sürülen sapıklıklardır. Darısı başına derken aklı başında hiçbir kimsenin darıdan, buğdaydan medet umduğu söylenemez.
Kaldı ki; örneğin okulu başarıyla bitirmiş arkadaşını kutlayan Ahmet’e arkadaşı Mehmet’in darısı senin başına demiş olmasının ne gibi bir sakıncası olabilir? Ortada darı veya buğday tanesi de olmadığına göre bu anlayışta olanlara ne demeli?

İnsanların kaybettikleri yakınlarının, sevdiklerinin mezarlarına gitmelerini, onların anılarına duydukları saygılarını, sevgilerini tazelemelerini onları putlaştırmak, ilahlaştırmak şeklinde değerlendiren bu çarpık anlayış asla geçerli değildir. Bu gün heykel ile put arasındaki farkı göremeyen güzellik anlaşışından hiç nasiplenmemiş bu zavallı anlayış ne yazıktır ki ülkemizin kaderine egemen olma durumuna gelmiş, getirilmiştir. Kültürümüzü örsleyen bu anlayışa dur deme zamanı artık gelmiştir.

Şunu da söylemek gerekir ki; ister Müslümanlık olsun ister başka bir din veya kültür olsun bir anda yerden çıkar gibi veya gökten düşer gibi oluşmamıştır. Bütün dinler ve kültürler kendinden öncekilerin bıraktıkları miras üzerinde yükselmektedirler.

Bu anlayışta olanlara sormak gerekir. Minare dediğimiz şey Peygamber ve Dört Halife döneminde yoktu. İlk minare Kahire’de yapılmıştır. Minare neye benzetilerek yapılmıştır? Sırf bu yüzden İslam âlimleri tarafından eleştirilip bid’at olarak değerlendirildiğini unutacak mıyız? Namaz, oruç, hac ve kurban İslam öncesinin gelenek veya ritüelleri değil midir? İslam peygamberinin tebliğ ettiği Kur’an’da Tevrat’a ve İncil’e yaptığı yollamalar yok mu sayılacak? Tespih ve tespih çekme İslam öncesine ait değil midir? Bırakınız bunları, cennet, cehennem gibi kavramlar İbraniceden alınma değil midir? Allah adı Arapçaya hangi dilden girmiştir? Ve bunlar gibi daha niceleri… Selamün Aleyküm deyimi İbrani dilinden şalom aleyhimin karşılığı değil midir? Erkek çocuklarının sünnet ettirilmesi bir Yahudi geleneği değil midir? İlk yağmur duasına çıkanlar da ne Araplar ve ne de Müslümanlardır.

Bolluk ve bereket isteğinin, soyun sürekliliğini ve başkalarının mutluluğunu istemek şeklindeki uygulamaların eski Türk geleneklerinden kaynaklandığı doğrudur ve ne kadar da güzeldir. 

İslam’ın kendisi eski din ve Pagan kültüründen kopmamış, kopamamışken Türklerin bu güzel âdetlerinden ayrılmasını istemenin akıl ile mantık ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. İyi değil kötü niyetlidir. Dil giderse, kültür bağları koparsa o topluluğu bir arada tutma olanağı yoktur. Din giderse yerine yenisi gelir nitekim Türkler Şamanlıktan İslamiyet’e geçmişler ama Türklük niteliklerini yitirmemişlerdir. İnsan eski dinine yeniden dönebilir ama dil giderse bir daha asla geri gelmez. Bunu hiçbir kimsenin akıldan çıkarmaması gerekir. Araplaşma özentisi insanı Müslümanlığa götürmez, kimliksizleştirir, köleleştirir. Kaldı ki bir toplumda herkesin aynı dine inanması da zorunlu değildir. Din ve inanç veya inançsızlık insanın kendisine ait bir konudur. Başka bir anlatışla din Allah ile birey arasındadır. Bu alana hangi sıfatla olursa olsun birilerinin girmesi asla kabul edilemez.

Toplumların sahip oldukları bu kültür zenginliklerini birer ikişer attığınızda ortaya sadece çirkin bir karikatür kalır. Karikatürler gibi yaşamak istemiyorsak dilimizi de kültürümüzü de bu tehlikelerden korumamız gerekir.

Saygılarımla…
11.08. 2023
Ali Can Polat 

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!