Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI

Konusu ne olursa olsun, hangi ortamda bulunursak bulunalım biz henüz bir yazıyı, bir konuşmayı, bütünlüğü içinde anlamak, anladıklarımızı değerlendirmek ve yaptığımız bu değerlendirmeleri iletişim içinde bulunduğumuz kişi veya topluluğa bildirmek veya iletmek için gerekli olan becerikliliği ve alışkanlığı edinemedik. Bir yazıda, bir konuşmada ya da ortaya konmuş olan bir yapıtta o yazıyı yazana, konuşmayı yapana veya yapıtta adı geçen kişi ve olaylara karşı duyduğumuz sevgi veya sevgisizliğimiz hep ön plana geçmektedir. Övgü ve yergilerimizin biricik dayanağı ne yazık ki; dışımızdaki bu dünyaya karşı içimizdeki yanlış inançlar, yanlış koşullanmalar oluşturmaktadır. Duygularımız aklımızın önüne geçmektedir. Bazen bu duygularımız öylesine yoğunlaşmakta, öylesine aceleci olmaktadırlar ki; karşımızdakini, sonuna kadar dinlemek veya bir yazıyı sonuna kadar okumak zahmetine bile katlanamıyoruz. Hemen tepkimizi gösteriyoruz. Doğal olarak bu tepkiler çoğu kez yerini bulmamaktadır. Başka bir anlatımla hiç gereği yokken akıl daraltıcı bir neden yaratıyor, kendimize tuzaklar kuruyoruz.

Tartışmak

Tartışma veya tartışmak: Eski Türkçe “tart” kökünden kaynaklanmakta olup
a) Belli bir konuda, karşılıklı olarak, birbirine karşıt görüşler öne sürüp bunları savunmak,
b) Ağız kavgası etmek anlamlarına gelmektedir. Meydan Larousse tartışmak eyleminden türetilmiş olan tartışma kavramını birbirinden ayrı düşünce ve kanıtlar ileri sürerek karşılıklı olarak incelemek şeklinde açıklamaktadır. Açıklamasını karşılıklı olarak kendi görüşünü savunarak konuşmak olarak devam ettiriyor. Daha açık bir anlatımla karşıt görüş ve düşüncelerin kanıtlarını ortaya koyarak tartılmasını sağlamak, doğruluk, iyilik, güzellik ölçütlerini göz önünde tutarak tartmaktır. Dikkat edilecek olursa burada tartıya konacak olan şey duygular değil düşüncelerdir. Bizim kişiler ve toplum olarak en büyük eksikliğimiz tartı aletine duygularımızı koyma yanlışlığımızdır. Yine de istediğimiz sonuca ulaşamazsak bu kez tartı aletinin, terazinin ayarı ile oynamayı deniyoruz.

Eleştirmek

Tenkit, (Critique) sözlüklerimize göre bir kişi, bir olay ya da yapıtın söz konusu olan özelliğinin doğru ve yanlış yönlerini göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa yazılar, konuşmalar ve davranış türleridir. Eleştiri, hukuksal ya da hukuk dışında verilmiş bir yargı, şiir, tiyatro, hikâye, roman, sinema, resim, heykel gibi her türde verilmiş  sanat veya düşünce ürününün, toplumda geçerli olan doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin ölçütlerini göz önünde tutarak onun gerçek değerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan incelemeler ve bunların sonucunda ortaya konan yazılı veya sözlü bildirimlerdir. Bunlara kısaca tenkit veya critique” diyoruz. Aynı zamanda bu uğraş, bir kişi ya da olayın yanlış bilgiye, yanlış bir değerlendirmeye karşın onaylanmaması anlamını da taşımaktadır. Bu işleri söz ederken eleştirel kavramını kullanıyoruz ve bunu bir iş olarak yapan kişilere de eleştirmen diyoruz.

 

Dilimizde eleştiri sözcüğünün yanında kullanılmakta olan tenkit sözcüğünün kökeni Arapça nḳd’ dir. Naḳd نقد  "1. gagalama, eleştirme, 2. metal para, akçe" sözcüğünden alıntıdır. Bu işi yapan kişiye de münekkid denmektedir. Sözcüğün daha önceki köklerinin İbranice ve Aramice/Süryanice #nḳd נקד  "noktalama, sivri bir nesneyle tıklama kökü ile aynı olduğu belirtilmektedir.

Dikkat edilecek olursa eleştiri kavramı içinde de el ele tutuşturarak, karşıt düşünceleri birleştirip ayrıştıracak o konunun anlaşılmasını, daha iyi anlaşılmasını ve yanlış anlaşılmamalarını sağlamak isteği vardır. Bunların arasında duygular değil düşünceler yer almaktadır. Hiç gözden kaçırılmaması gereken bir başka nokta da; tartışılan, eleştirilen bir konunun olumsuz yönleri kadar olumlu yönlerinin de çok önemli olduğudur.
Hepimizin dağarcığımıza ve çalışmalarımızın tezgâhına, masa üstlerine bir kısa yol olarak yerleştirmemiz gereken şeylerden bir tanesinin eleştirinin övmek veya yermek olmadığı ikonu olmalıdır. Övmek veya yermek tartışmacının veya eleştirmenin kişisel duygularıdır. Hepsi o kadar.

Eleştiri ve tartışma kavramları dilimizde var olan ve Anadolu’muzda tazeliğinden hiçbir şey yitirmeden varlığını sürdüren bir kavramına da değinmek gerekmektedir.
Eytişim, Batı dillerinden (dialectique) diyalektik olarak bildiğimiz kavramın tam karşılığıdır. Bir konu hakkında karşılıklı konuşmak, söylemek anlamını taşımaktadır. Sevan Nişanyan, her ne kadar bu sözcüğü (YT) yeni Türkçe olarak nitelese de sözcük, Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile halen aynı güzelliği ve anlam zenginliği ile varlığını sürdürmektedir. Küçük yaşlarda annemin dilinden kaptığım en güzel sözcüklerden bir tanesi de eytişim, eytişmek sözcüğüdür.
TDK’ nın Türkçede Batı Kökenli Kelimeler adlı derlemesinde (2015 TDK yayınları) Diyalektiği (Dialectique’i), gerçeği ve onun çelişmelerini (tez ve anti tezleriyle birlikte) incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları öngören akıl yürütme yöntemi, eytişim olarak açıklamaktadır. Anadolu ağzından edindiğim izlenimlerime göre birisiyle bir konuyu köklerine kadar irdelemek, didiklemek ve o kişi ile didişmek anlamlarını da eklemek yararlı olabilir diye düşünmekteyim.

Ad hominem

Ad hominem kavramı,  literatüre Latinceden alınarak kazandırılmış, yerleşik bir kavramdır ve birebir çevrildiğinde "kişiye" anlamına gelir.

Ad hominem (/æd ˈhɒmənəm -ˌnɛm, ɑd‐/), argumentum ad hominem ya da insan karalama anlamına kullanılmaktadır.

Bir tepkinin, belirli bir kişinin yaptığı işi, ortaya koyduğu yapıtı veya herhangi bir konudaki duruşu bir yana itip onun yerine o kişiyi öne çıkarmak, tepkiyi o kişiye yöneltmektir. Örneğin bir bilgi, belge veya kanıta karşı bir yanıt verirken o bilgi ve belgelerin, kanıtların doğru, gerçek ve yerinde olup olmadığını anlatmak, açıklamak yerine o kişinin konuyla ilgisi olmayan bir özelliğini gündeme getirip sözüm ona o düşünceleri çürütmeye çalışmaktır. Genel olarak karşı bir önermede bulunmaksızın önermeyi yapan kişinin özelliklerinin tartışılmasını sağlamak ve tartışma konusunu saptırmak amacıyla yapılır.  Yani başka bir anlamla bunun adı safsatadır. Elbette bu safsatanın farkında olup olmama, yapılan demagojiye inanıp inanmama ayrı bir konudur.

Karalama türleri

1) Argumentum Ad Hominem

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin kişiliğine saldırmaktır.

2) Circumstantial Ad Hominem

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin etnik kökeni, politik tutumu, dini görüşü gibi niteliklerine saldırmaktır.


3) Tu Quoque Ad Hominem

Bir kişinin sözleriyle eylemleri çelişiyor diye iddianın yanlış olduğu savıyla “sen de aynı şeyi yapıyorsun” şeklinde bir karşı saldırıdır.


4) Poisoning The Well Ad Hominem

Dolduruşa getirme safsatası da denilir. İnsan Karalama Safsatasının bir alt türüdür: Bir insan hakkında önceden olumsuz bilgiler (doğru ya da yanlış) verilerek, onun söyleyeceklerini gözden düşürme ve önyargı oluşturmak şeklinde örtülü bir karşı saldırıdır.

Bir toplulukta, o topluluğu oluşturan bireyler arasında sağlıklı bir iletişimin sağlanabilmesi için öncelikle kavramların anlamlarıyla birlikte bilinmesinde ve yerinde, zamanında kullanılmasında kuşkusuz çok büyük yararlar bulunmaktadır. Bu iletişimin iyi kurulup iyi işletilmesi halinde toplumda yeni ve daha ileri düşünce ve kavramların yaratılması sağlanabilir. Bu yolla barış, refah ve huzur çok daha kolay sağlanabilir. Sağlıklı bir iletişim için bir başka koşul da bireylerin birbirlerine “topluluk halinde yaşama sözleşmesinden gelen” saygılı davranma ile düşüncelerini sağlıklı kurallar içinde aktarmalarıdır. Başka bir anlatımla tartışma ve eleştirilerin niçin yapıldığı ve hangi amaçları sağlamak için yapıldığı ve nasıl yapılacağı üzerinde bir uzlaşma sağlanmalıdır. Tartışma ve eleştiri kendi düşüncelerinin, kendi doğrularının başkaları tarafından kabulü için değil kendisinin ve karşı tarafın düşündüklerinin (tez ve antitezlerinin) bir potada eritilip yeni bir alaşım sağlayabilmek için yapılmalıdır.

Öncelikle eleştirmek ile yermek ve övmek kavramlarını birbirinden ayırmamız gerekmektedir. Eleştiri yin ve yang gibi iki zıt şeyin birlikteliğidir. Bu birliktelikten yeni bir şey üretmektir.

Toplumda “renkler ve zevkler tartışılmaz” şeklinde alışılmış bir düşünce kalıbı bulunmaktadır. Oysa sabahtan akşama kadar yaptığımız şey bunları tartışmaktan, bunlar arasındaki nüansları ve düşüncelerimizi karşı tarafa iletmekten ibarettir.

Bir kişi veya olay karşısında kabullerimizi, beğenilerimizi ve övgülerimizi dile getirmek elbette çok önemli bir şeydir. Ancak elinize sağlık, çok güzel olmuş, harika, mükemmel şeklinde bir açıklamamız o konu hakkında konuşulacak şeylerin sona ermesine neden olacaktır. Deyim yerinde ise sav ve savunma sözlerini söylemiş, yargıç da kararını vermiştir. Oluşmuş bir yargı ile birlikte yargıç o dosyadan elini çekmiştir. Artık yargılama sürecinde bir itiraz, temyiz süreci başlayacaktır. İşin doğası da bunu gerektirir.

Eğer bir konuda tartışmaya, eleştiriye “ama” diye başlıyorsak en azından ortaya konan şeyin veya kişinin mükemmel olmadığını, eğer şöyle olursa, böyle yapılırsa daha iyi bir sonuca ulaşılabilir şeklinde bir önermede bulunmamız gerekmektedir. Bu o konuya ve o kişi ya da kişilere karşı saygımızın ve iyi niyetimizin bir göstergesidir.

Bir sanat yapıtının eleştirisi, eleştiri yapanın tarihsel ve toplumsal sorumluluğu çerçevresinde ve çağdaş uygarlığın ilerleme çizgisinde yapılmalı ve mutlaka kendi içinde tutarlı ve nesnel olmalıdır.

Bir konu hakkında tartışma sorumluluğundan kaçmak için övgü kavramını, yapılan işe ya da yapan kişiye karşı sevgisizliğimizi göstermek için de açık ya da örtülü olarak yergi kavramını kurban etmemeliyiz. Aşırı övgülerden de temelsiz yergilerden (bunlara isterseniz iltifat veya küfür de diyebilirsiniz) de kaçınırsak sorunlarımızın daha kolay çözülebileceğini düşünüyorum.


Ali Can Polat
11.04.2022

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

ANADOLU’DA BİLİM DİLİ: TÜRKÇE
Hukukta Şeklin Önemi Üzerine
Bilim ve Felsefe Dili Olarak Türkçe
Niels Bohr’un Sorgulayıcı Bilim Anlayışı ve Türk Kültürü Üzerine Bir Değerlendirme
Kelime Hazinesi ve Sorun Çözme Becerisi
Kelime Hazinesi ile Sorun Çözme Becerisi arasındaki ilişki
Farklı Akıl(lar)-2
Farklı Akıl(lar)!
CANCER, CARCINOME, SARCOME, / KANSER, KARSİNOM, SARKOM
OENOTHERA BIENSIS / EZAN ÇİÇEĞİ 
DARWIN ORKİDESİ DARWIN BUTTERFLY /  DARWIN KELEBEĞİ
Felsefe Sorunları Görünür Kılmaktır
SAMİ SELÇUK
ÖRTMENİM
UYUTMA YASASI
HAFIZA-İ BEŞER
KAIROS - SENKRON
TESPİH, TESPİH AĞACI, ÇİÇEĞİ, TESPİH BÖCEĞİ VB…
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
ALFABE
DEVE
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
MÜJDE
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
BÜTÇE
AHLÂK
Başparmaklarımız
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
TUZ
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Ev
Fil
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Ütopya
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
Logo