Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET

Antik çağ Yunan düşünürü Aristoteles Peygamber İsa doğmadan önce (384-323) tarihleri arasında yaşamıştır. Platon’un öğrencisi ve Makedonyalı Philippos’un oğlu Aleksandros’un da öğretmenidir. Kendisinden sonra gelen Batı dünyası düşünürleri kadar Ortadoğu ve İslam düşünürleri üzerinde de etkili olmuştur. Atina’da Akademia’ da uzunca bir süre eğitim görür daha sonra oradan ayrılarak arkadaşı Khalkedon’ lu Ksenokrates ile Anadolu’nun Ege kıyılarındaki Assos kentine gelir ve orada bir okul açarak çalışmalarını sürdürür. Politika adlı ünlü eserini de burada kaleme alır. Daha sonraları ise Atina Akropolis’ i karşısında yer alan Lykabettos tepesi ile eteklerinde kurduğu Akademia benzeri Lykeion’da öğrencilerine derslerini vermeyi sürdürür. Günümüze ulaşan eserlerinden 50’ ye yakın kitabı 5 büyük ciltte toplanmıştır. Aristoteles Roma uygarlığının şekillenmesinden tutun da günümüze kadar çok farklı kültürlerden çok sayıda kişiyi etkilemiştir.

Konusunu ettiğimiz retorik sözcüğü Antik Yunan'da MÖ 5. yüzyılda Sokrates ve çevresindekiler tarafından kullanılmış ilk kez de Platon’un Gorgias adlı eserinde bir kavram olarak geçmiştir. Aristoteles’in Retorik (Sanatı) eseri ise üç ana bölümden oluşuyor ve onun en belli başlı eserleri arasında sayılıyor. İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıkan Retorik çevirisinden öğrendiğimiz gibi eserin konusu kısaca şöyledir.  Homeros tanrı Hephaistos’un Akhilleus için yaptığı kalkanın süslemeleri arasında iki kişinin anlaşmazlığının da işlendiği anlatılır. Anlaşmazlık bir hakemin önüne getirilir ve bu konuyla ilgili en iyi konuşmayı yapacak olana verilmek üzere iki talonton altın ödül olarak belirlenir.

Konuyu araştıranlar retorikle ilgili olarak yazılı ilk belgenin veya ilk kaydın bu olduğunu belirtirler. Antik Yunan’da ve geleneği sürdüren Roma’da dinleyenlerin önünde güzel konuşma yeteneğine çok önem verilirdi. Politikada ve toplumsal yaşantıda güzel ve etkileyici konuşma yapma hemen herkes için istenen bir şeydi. Gençlerin eğitimi sırasında bilgi kadar bilginin anlatılması ve bu gençlerin kitle karşısında inandırıcı olmaları başlı başına bir ders konusu olmuştu. Atina kent devletlerinde demokrasi kuşkusuz bazı düşüncelerin halka (demos) anlatılması, onların inandırılarak oylarının kazanılması bilgi, plan ve projeler kadar büyük bir önem kazanmıştı. Yine o dönemlerde sofist düşünürler de retoriğe, güzel söz söyleme sanatına önem veriyorlardı. Bunlar arasında Gorgias ve Protogoras adı sayılabilir.

Retorik sözcüğü yerine dilimizde eskiden belâgat sözcüğü kullanılıyordu. Arapça blġ kökünden gelen balāġa (t) بلاغة “yetkinlik, özellikle söz söyleme yeteneği anlamına gelmektedir. Beliğ ve buluğ da yetkin, yetişkin anlamlarını taşırlar. Güzel söz söyleme anlamında kullanılmaktadır. Bunun için anlatılan bilgiler kadar anlatıcının melekelerinin, yeteneğinin de önemi vardır.

Belagat sözüne eşdeğerde Arapçada bir de nṭḳ kökünden gelen naṭiḳat ناطقة  natıka "konuşma yeteneği" sözcüğünden alıntı, Arapça naṭaḳa "konuştu" sözcüğü bulunmaktadır. Arapça nṭḳ kökünden gelen nuṭḳ نطق “konuşma, söyleyiş” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük de yine Arapça naṭaḳa نطق “konuştu eylemi ile ilintilidir. Mantık, istintak, müstantik (sorgu yargıcı) sözcükleri bilgi dağarımızda çağrışan ilgili sözcüklerdir.

Belagat ve retorik sözleriyle aynı anlama gelen bir de hitabet sözcüğü bulunmaktadır. Etkileyici ve inandırıcı, kandırıcı konuşma sanatı anlamına gelmekle birlikte gündelik konuşmada çok zaman içtenlikten veya anlamlı içerikten yoksun dil-lisan anlamında da kullanılmaktadır. Hitabet sanatı içinde sözcüklerin ve tümcelerin doğru kullanımı kadar doğru telaffuzunun da önemi vardır. Hitabet bir sanat dalı olarak edebi değer de taşır.

Tilavet ise Kuran’ın yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuması anlamına gelmektedir. Güzelden amaçlanan Kur’an’ın veya okunacak başkaca bir metnin sözcük ve tümcelerinin doğru telaffuz edilmesi, vurgularının yerinde yapılması ve okuyucu dikkatini dağıtıcı hareketlerden kaçınılmasıdır. Son olarak metnin anlamı neşeli iken üzüntülü, üzüntülü iken neşeli bir eda ile okunmaması olarak özetlenebilir. Sözcük Arapça tlv kökünden gelmekte ve uymak, izlemek, peşi sıra gitmek anlamına gelmektedir. Kur’an’ ın okunması konusunda hadislerde tertîl, tahsîn, tezyîn, kıraat, lahn vb. yöntemlerden de söz edilmektedir. Bunların içinde kıraat öne çıkmaktadır. Kıraat (Arapça okuma anlamında) sesli veya sessiz, dinleyicili veya dinleyicisiz olarak daha önce yazılmış veya ezberlenmiş bir metnin okumasını ifade eder.

Tilavette işin içine tecvid de girmektedir. Tecvid Arapça cvd kökünden türetilmiş olup bir şeyi, bir işi güzel yapmak anlamında kullanılmaktadır. Konu Kur’an’ın okunması olduğunda sözcük güzel okuma olarak tanımlanabilir. Tilavette belâgat veya retorikten farklı olarak dinleyicinin inandırılması söz konusu olmaz. Esasen tilavetin dinleyicisinin daha önce inanmış olduğu kabul edilmektedir. Hatta anlamının da bilinmesi gerekmemektedir.

Bakara suresi, 121. ayetindeki "yetlûnehû hakka tilâvetih" ifadesi de gerçek anlamda, gönüllerine sindirerek, anlayarak okumaktan söz etmektedir. Ancak Arapça dışında diller konuşan kişilerin okuyucu veya dinleyici olmaları durumunda bu hüküm anlamını yitirmektedir. Kutsal veya kutsal olmayan bir metnin anlamdan, anlamının anlaşılmasından farklı olarak yüksek sesle ve güzel bir şekilde okunmuş olmasının belki müzikal bir değeri söz konusu olabilir. Söz konusu Kur’an olunca müzik kavramı da yerini bulmamaktadır. Kur’an bu dünya veya kıyamet sonrası ahiret hayatında geçerli olacak kural ve ilkeleri dinleyiciye bildiren, tebliğ eden metinlerdir. Bu metinlerin belli müzik notalarına bağlı olarak, belli makamlarda okunması Kur’an’ın amacını aşacağını, aştığını savunan İslam âlimlerinin de sayısı az değildir.

Tilavette karşımıza teganni olarak yani okuyacağı metni şarkılaştırarak okuma şeklinde çıkan bu durum birçok İslâm âlimi, ilahiyatçı, düşünür tarafından bid’at olarak değerlendirmektedir. Bid’at, Hz. Muhammed ve Hulefa i Raşidin zamanında olmayan, sonradan ortaya çıkan ve İslâm inancına da aykırı olan şeylerdir. Kur’an ya da başka bir dinin kutsal kitapları insanlara yaşadığımız dünya veya ölümden sonraki ahiret yaşamı için gerekli bilgileri ve insanların iyi, düzgün yaşamaları için uymak zorunda oldukları emirleri tebliğ eden, bildiren metinlerdir. Tümüyle rastlantısal bir seçimle Bakara suresinin 65. ayetini ve mealini örnek olarak alalım.

 وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ

 Meali: Diyanet Vakfı Meali (1) İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! Dediklerimizi elbette bilmektesiniz.

Meali (2) Elmalılı Hamdi Yazır:  İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.

İster Arapçası olsun ister Türkçe meali olsun bu ayeti tebliğ (tebligat) metni dışına çıkarak teganni etmek ne kadar uygun olur, Kur’an’ın amacına ne kadar uygun düşer bunun takdiri siz okuyuculara ait olacaktır.

Bu değerlendirme kapsamında Kur’an’ın güzel okunması adı altında yarışmalar açılması ve dereceye girenlere ödüller verilmesi konuları yeni baştan düşünülmelidir.

İHL veya Kur’an kurslarında aşir okuma (seçilmiş 10 -aşr- ayetin okunması) adı altındaki eğitim programları da aynı şekilde gözden geçirilmelidir. Bu öğrencilerin “nisyan-ül kerrat” ettikten sonra “hıfz ül Kur’an” eylemelerinin kime ne yarar sağlayacağı irdelenmelidir. Dijital çağda Kur’an’ı ezbere bilip, hafız olmanın veya gerektiğinde elindeki bir cep telefonuna bakıp takıldığı ayeti, sureyi görüntüleyerek konu ile ilgili bilgilerini doğrulamanın yararları veya sorunları değerlendirilmelidir.

İslam dini dışındaki dillerde, özellikle Hristiyanlıkta İncillerin okunmasından ayrı olarak dinsel nitelikli kilise müzikleri bestelenmiştir. Missa, requiem gibi adlar altında toplanan besteler hep bu temaları işlemektedir. Öte yandan bu metinlerin ses yükselticiler kullanılarak yüksek volümde (geniş hacimli gür ses =sound volume) ve yüksek şiddette  (akustik ve odyolojik değerler yönünden güç, basınç ve şiddet) okunması da ne kadar müzikal olduğunu veya olmadığını ayrıca tartışma konusu haline getirir. Sesin bu belli değerleri aşması, desibel değerinin yükselmesi durumunda insanın algılaması zayıflamakta ve bu uyarıcıya karşı doğal bir tepki oluşmaktadır. Emevî geleneği ile birlikte İslam’ın dinsel ritüellerine girmiş olan bu uygulamalar mezhep, tarikat anlayışlarından bağımsız olarak incelenip değerlendirilmelidir.
Dinsel ayin ve dualar hiç kuşkusuz, inanılan o büyük güç ile insanın bir iç hesaplaşmasını gerektirir. İnsan bu hesaplaşma ile nelerin doğru nelerin yanlış olduğuna karar vererek hareketlerini düzenler. Bu hesaplaşma işi sükûnet, sakinlik ve bir huşû ortamını gerekli kılar. Eğer ses veya görsellik açısından bu ortam bozulursa istenen amaçlar gerçekleşemez. İnsanın iç benliğinde de yalnızca belli heyecanlar ve korkular egemen olur, insan söz konusu olan olay ve olguları içselleştirmeden kabul veya reddeder.

Bu anlatılan konuları bilimsel değerlendirmesi yapılmalıdır. Aksi halde istenen amaçların tam tersi bir durumla karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. Aynı şeyler sade bir kıraatten, hitabetten, tilavete ve retoriğe kadar her alan için geçerlidir. Bu tür iletişimde en çok üzerinde durulması gereken okuyucu, söylevci ile dinleyici, seyirci arasında kurulan o auranın sonuna kadar sürdürülmesidir.

Radyo ve televizyonlarımızda haberlerin ve diğer programların sunulmasında okuyucu ve sunucuların da yukarıda açıklanan ilke ve kurallara uygun hareket etmeleri beklenir. Seslendirici durumunda olan bu kişilerin Türkçeyi ne kadar bildikleri tartışmalıdır. Birçok kavram ve terimin etimolojisine, semantiğine ve morfolojisine, fonetik özelliklerine yabancı oldukları için telaffuzları da yanlıştır. Diksiyonları kadar cümlenin neresinde nasıl bir vurgu yapılması gerektiği konusunda yeterli bir bilgiden yoksundurlar. Haber veya programın anlam ve amacıyla bağdaşmayan giyim tarzları, mimik ve beden hareketleri seyirci veya dinleyicinin konuya olan ilgisini dağıtmaktadır. Yabancı sözcüklerin seslendirilmesi ise başlı başına bir sorundur. Çeviriler çoğu kez yetkin olmayan kişilerce çok özensiz olarak yapılmaktadır. Bu özensizlikler konunun anlaşılması olanağını ortadan kaldırmaktadır. En büyük sorunlardan bir tanesi de gerek konvansiyonel ve gerekse dijital ve sosyal medyalarda halkın haber alma ve haberlerden haberdar olma hakkını engelleyecek şekilde bıktırıcı tekrarlara yer verilmesi ve konuyu reklamlarla boğmaları çok büyük rahatsızlık yaratmaktadır. Basın ve televizyonlar başta olmak üzere kamuya yönelik bilgi ve iletişim sağlayan kurum ve kuruluşlar üzerindeki kâr etme baskısı kaldırılmalıdır.
 

Retorik sözcüğü dilimize Fransızca rhétorique sözcüğünden alınmıştır. Eski söylenişiyle belâgat, güzel ve sanatlı konuşma anlamına gelmektedir. Sözcüğün kökeni Eski Yunanca rhetōrikē teχnē ῥετωρικη (τεχνη)  deyimidir. Yunanca rhétōr ῥέτωρ  = hatip sözcüğünden  (+ ikos) sonekiyle türetilmiştir. Latincesi rhetoric’tir.

Retorik denen şeyin üç bileşeni vardır. Bunlardan ilki bir söyleyen, söylevci, ikincisi bir veya daha çok sayıda dinleyen, üçüncüsü de dinleyici ve bunlar sarasında görüş ve düşünceleri taşıyacak olan, iletici bir dil.
 

Aristoteles’e göre retoriğin üç ana elemanı logos, pathos ve ethos’ tur. Bunları kısaca özetleyebiliriz.

Ethos: Ethos söylevcidir, daha doğrusu onun erdemidir. Söylevci yaptığı işi, uzmanlığı ya da toplumsal ve kültürel kökleri dinleyiciden farklı olsa bile toplumun üzerinde uzlaştığı değer yargılarına, nomosa, ahlak değerlerine, erdeme saygılıdır ve toplumda örnek alınacak birisi konumundadır. Ethos, Latince mores (ahlak) kavramı ile yakın anlamlıdır. Söylevci üzerinde konuşulan sorunlara uygun yanıtlar veren bir kimsedir. Söylevci duruma göre kendisini gizler ya da cesaretle öne çıkarır ama sürekli soğukkanlıdır. Heyecanını kontrol altında tutar zaman zaman gerilimi artırır zaman zaman düşürür. Bütün bunları bilerek ve isteyerek yapar. Söylevci kendine özgü bir yöntem bulup geliştirmelidir. Başka birisinin kullandığı dili, yöntemi, simge ve sloganları kullanarak, başka birinin hal ve hareketlerini taklit ederek başarılı olması söz konusu olamaz. Bu tür hareketler karşı tarafa hizmet eder. Söylevci kullandığı dili iyi bilmek, iyi kullanmak zorundadır. Telaffuzu, takındığı tavır ve beden dili inandırıcılığını azaltır veya artırır.

Pathos: Söylevci, hatip karşısındaki dinleyenlerini, seyircilerini inandırmak, kandırmak için onların duygularına dokunur. Onları heyecanlandırır, coşturur, adeta büyüler. Bu anlamda pathos kavramının dinleyicinin duygularının toplamı olarak nitelendirebiliriz.

Logos: Söylevci ve dinleyici arasındaki bağdır. Bu bağ dil ile kurulur. Dil bir düşünce ve duyguyu karşı tarafa aktarır. Dilin anlam taşıyan yanına içerik dersek bu içeriğin sunuluşunu da biçem olarak söyleyebiliriz.

Tilavet, hitabet, kıraat veya retoriğin hangi türünde olursa olsun okuyucu, hatip, söylevci teemmül (düşünüp taşınma) ile teenni (ağırdan alarak, acele etmeyerek) ile hareket etmek zorundadır.
Dinleyici ve seyircilerin duygusal durumunu dikkate alarak konuşmalarında ölçülü bir lirizm de kullanabilir.
Retoriği, kendi içinde bir bilgi bütünü oluşturmaksızın bilginin kendisinden ayrı bir nesneye, verili olgulara ulaşmada, bir algı yaratmada yöntem olarak gören bir anlayış da vardır. Bu daha çok Nasyonal Sosyalist Parti propagandacısı Dr. Paul Joseph Goebbels’in uyguladığı bir yöntemdir. Bu propaganda yönteminde logostan çok pathos öne çıkar. Kitlelerin daha önceden sahibi oldukları ırk, dil ve din gibi ortak özellikleri sıklıkla kullanılır. Bunu uygulayabilmek için kitlede bir ayrıştırmaya ve kutuplaşmaya gereksinim duyulur ve bu kutuplar arasında bir düşmanlık yaratılır, var olan farklılıklar yaratılan algılarla derinleştirilir.  Zaman zaman çok başarılı olduğu ancak bu başarının kalıcı olmadığı görülmüştür. Bu tür retoriklerlerde kitlelerin düşünmesi ve sonucunda anlatılana inanması veya inanmaması yerine güce ve sorgulamadan eyleme geçmeleri özendirir. Bu retorik ve propaganda yönteminde bireysel özgürlük yoktur. Kitleler, gerçeklere değil büyük yalanlara, gerçek ötesi şeylere inandırılır. Büyüklük, azamet ve üstünlük her zaman ön planda tutulur. Dikkat edilecek olursa bu sistemlere faşizm adı verilmiştir. Sözcük köken olarak Latince Fasces’den gelmektedir. Fasces, birbirine bağlanarak demet hâline getirilmiş çubuklara verilen addır. Roma’da otoritenin sembolü olan fasces ve bu gücün simgesi de baltadır. İtalyanca fascismo, Fransızca fascisme olarak bilinen hareket de yine Roma’da Benito Mussolini tarafından politika literatürüne kazandırılmıştır.

Kitleleri harekete geçiren retoriklerden, propaganda yöntemlerinden bir tanesi de Leninci propagandadır. Bu yöntemde diğerinden farklı olarak yalan yerine gerçek ve güç yerine hak,  üstünlük yerine eşitlik kavramlarına, metaforlarına yer verilmiştir. Aynı şekilde bir güce itaat etme yerine hedef kitlenin birlikte bir güç oluşturmaları öngörülmüştür. Leninci propagandada tek kişilik liderlik yerine kurul kararları kitlelerin geleceğini belirler. Her iki yöntemin de benzeyen ve ayrışan tarafları bunlarla sınırlı değildir. Ancak belirgin özellikleri bunlardır.

Retorik sanatında biçim ve içerik dengesi önemlidir. Anlatılan, inanılması istenen konunun haklılığı, kitlenin isteklerine, amaçlanan hedeflerine uygunluğu kadar bunun anlatılma biçiminin de önemi vardır. Bu iki ögenin aynı noktada buluşması retoriğin başarılı sayılmasını sağlayacaktır. Bu iki öge arasındaki dengenin bozulması ise kitlede kuşkulara neden olacaktır. Eski Yunanda da bu dengeyi savunanlar veya hitabeti bir başına yeterli görenler olmuştur. Gerçeklere uygunluğu tartışılan bir konunun inandırıcılığının ağır basması kitleyi de yanlış hedeflere sürükleyebilir. İşin en trajik yanı da söylevcinin gerçek olmadığını bilebilecek durumda iken kendisini buna inandırmış, kandırmış, aldatmış olmasıdır.

19.03.2023
Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KAIROS - SENKRON
KAIROS - SENKRON
TESPİH, TESPİH AĞACI, ÇİÇEĞİ, TESPİH BÖCEĞİ VB…
TESPİH, TESPİH AĞACI, ÇİÇEĞİ, TESPİH BÖCEĞİ VB…
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!