Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ

Sevgililer Günü’nün ortaya çıkışına ve geniş kitleler arasında yaygınlık kazanmasına ilişkin çok sayıda anlatım bulunuyor. Bunların arasında en çok üzerinde durulanı kuşkusuz Saint Valentine öyküsüdür.

Şubat ayı Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 2. ayıdır. Artık yıllarda 29, diğer yıllarda 28 çeker.

Artık yıllar  4 ile kalansız bölünebilen yıllardır. (400 ile bölünemeyen yüzyıl başları hariç). Örneğin, 2008 yılı artık yıl iken 2100 yılı artık yıl değildir.

Şubat ayının adı Türkçeye Süryanice Şabat sözcüğünden geçmiştir.

Şubat ayının batılı dillerdeki adları, Roma arınma Tanrısı Februus'un adından geliyor.

Arınma aynı zamanda bir pişmanlığı ama arınıp temizlendikten sonra gelecek aylar ve yıllar için planlar yapmayı da içerir.

Bilindiği gibi daha önceki Roma takviminde yılın son ayı şubat ve ilk ayı da Mart idi.

Şubat ayı, o güne kadar yapılanların gözden geçirilmesi ve gelecekte, gelecek aylarda neler yapılacağına ilişkin kararlar alınması,  örneğin bir bütçe yapılması için insanlara ve yöneticilere ödevler ve olanak vermektedir.
Ülkemizde de 1983 yılına kadar mali yılbaşı 1 Mart tarihi iken bundan sonra 1 Ocak tarihi mali yılın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Şubat, Februus Faunus'un, dolayısıyla doğurganlığın, bereketin de başka bir adıdır.

Februus ile Faunus’un yolları bir yerde birleşiyor. O yer de Roma’nın Palatinus tepesidir.

Faunus’u da kısaca anlatmalıyım. Roma’nın en eski tanrılarından biridir. Ficus’un oğlu Saturnus’un (Kronos)’un da torunudur. Kırların, tarlaların, kırlarda dolaşan koyunların, sürülerin koruyucusu bir iyilik tanrısıdır. Eski Yunan tanrısı Pan’ ın Roma’daki bir başka şeklidir. Roma’nın kuruluş söylencesinde onun da adı geçmektedir. Arkadia’dan bu günkü İtalya topraklarına gelişinden sonra Euandros’ a da yardımcı olmuştur. Faunus’un Roma’ nın tepelerinden birinde, Palatinus’ da yaşadığına inanılmaktadır.

Bir başka tanrı Lupercus da çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusudur. Sonradan adı Faunus ile ilişkilendirilmiş ve adı birleştirilerek Faunus Lupercus olmuştur.

Ege denizinin iki yakasında Pan olan tanrının adı Roma’da Faunus giderek Faunus Lupercus olmuştur.

Lupercalia:

Roma'da, kötü ruhları -kurt gibi boğup-kovarak şehri temizlemeyi ve böylelikle sağlık ve bereketi serbest bırakmayı amaçlayan bir tanrısal işlevdir.

Bu arınma, temizlenme ve bereketi sağlama 13 Şubat'tan 15 Şubat'a kadar kutlanan çok eski bir Roma pastoral festivali içinde yer almıştır.

Bu rituelin adı önceleri Februa idi.

15 Şubatta Luper’ci rahiplerce Palatinus tepesinde düzenlenen bu bahar ve bereket bayramında, delikanlılar çıplak olarak dolaşmaktaymışlar ve kurban ettikleri bir keçinin derisinden yaptıkları kamçılarla önlerine çıkan genç kızları kovalayıp, yakaladıklarında döverlermiş ve böylelikle onların kısırlıktan kurtulacaklarına inanılırmış.

Faunus daha sonraki klasik çağda bir tanrı olmaktan çıkmış antik Yunan satyrleri gibi keçi ayaklı, sakallı, boynuzlu, dağda bayırda dolaşan güzel nympha’ları korkutan (=panic) yaratıklar olmuştur.
Daha sonraları ise Latium’da onu kurucu bir kral olarak görüyoruz

Şubat ayının ortası, üzerinde bulunduğumuz iklim kuşağında doğadaki canlıların, bitki ve hayvanların kızışma (febris) ayının da başlangıcıdır.

Febris, fevris sözcüğünün Arapçadaki, fevri, feveran sözcükleri ile akrabalığının bulunup bulunmadığı da araştırmaya değer bir konudur.

Antik Roma dininde, adı ve işi "arındırıcı" anlamına gelen Februus tanrıydı.

Februus, Febris'in Romalı hali olabilir, Febris ateş ve sıtma nedenidir. Bunlar büyük olasılıkla müshil, yıkama ve saflaştırma süreci olarak kabul edilen ateşin terletmesi ile bağlantılıdır.

Februus da yine bir olasılıkla daha eski olan Februa, bahar yıkama ve arınma festivali onuruna bir adlandırma olmuştur..

Februus'un kutsal ayı Februarius'dur Yani bizim şubat olarak adlandırdığımız ay.

Faun ve Februus sıklıkla aynı tanrı olarak kabul edilir.

Şubattan sonra gelen mart ayına adını veren de Mars yani Ares tanrıdır. Yeni yılın başlangıcın tanrısı Mars Romalılarca çok sevilirdi. Oysa Mars, yani Ares Anadolu'da pek önemsenmezdi. Örneğin 1,50-1,60 boyunda bir heykelini Gaziantep Müzesini gezerken görmüştüm. O tarihte yerden yeni çıkarılmış, toprakları üzerinde duruyordu. Yerde yatık bir durumda görmüştüm. Başkaca bir heykeline de rastlamadım. Belki benim bilmediğim bir heykeli daha vardır.

Mars tanrının annesi kadınlığın ve evliliğin tanrıçası, bizim ulu Zeus'umuzun karısı,  başının belası Hera’dır. Ona, Roma’daki adıyla Juno’ya bir saygı ifadesi olarak yukarıda sözünü ettiğimiz Februa adı seçilmiş olabilir. O aynı zamanda tutkunun da koruyucusudur.

Bu festival ve bayram gençler için çok önemliydi. Hangi genç kadının hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia bayramının arifesinde bir çekilişle belirleniyordu.

Anlatılanlara göre Romalı genç kızlar adlarının yazılı olduğu küçük kâğıt parçalarını bir kaba koyuyorlar, genç erkekler de bu kaptan bir kâğıt çekerek ismi yazılı olan kızla bayram boyunca birlikte oluyorlardı. Genellikle de bu birlikte oluşlar bir evlilik getiriyordu.

Aziz Valentine Günü:
Anlatılan ve sorgulanmaksızın kabul edilen bilgilere göre "İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulup bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı."

Aziz Valentine de Claudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan "Aziz Marius ile birlikte Claudius’un koyduğu yasağa karşın gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra (AD) 270 yılının 14 Şubat’ı Hıristiyan şehitliğine gömüldü."

Aynı zamanlarda Roma’daki putperestler, şubat ayı içinde Lupercalia Bayramı’nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı.

Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seremoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar.

Hıristiyan Kilisesi’nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için

Lupercalia Bayramı’nın başladığı günü “Aziz Valentine Günü” olarak kutlamaya başladılar.

Bu olaydan tam 226 yıl geçtikten sonra 496’da Papa Gelasius Aziz Valentine’i onurlandırmak için Şubat ayının 14’ünü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.
Sevgililer Günü Kartı:

Sevgililer Günü, 1800'lü yıllardan sonra Amerika’da Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti.

Tam bu noktada şu Claudius denen hükümdar ve adına Valentine denen papaz kimdir, bir bakalım.

Claudius’un tam adı Marcus Aurellius Divus Claudius Augustus Gothicus’tur.

10 Mayıs 213 veya 214 tarihinde bu günkü Hırvatistan-Sırbistan arasında kalan bir bölgede Syrmia’da, doğmuştur. Roma İmparatorluğunun 42. Hükümdarı olarak 268-270 yılları arasında 2 yıl gibi kısa bir süre görev yapmıştır. İllirya, Galya ve İber yarımadasında,  Britanya gibi uzak yerlerde devleti adına büyük kazanımlar sağlamıştır. Ona verilen divus adıyla kutsanmış, ölümsüzler arasına katılmıştır. Adının sonunda yer alan Gothicus eki ise Got’ları yenen anlamını taşımaktadır. O, bu savaşlarla Roma Kültürünü İber yarımadasından Alp'leri aşıp, Romanya’ya, Besarabya’ya, Britanya’ya kadar ulaştıran başarılı bir hükümdardır. 56-57 yaşlarında iken yine bir sefer sırasında yakalandığı yılancıklı veba hastalığından kurtulamamış ve ölmüştür.
Papaz Valentine’in veya Valentinus’un doğduğu tarih kesin olarak bilinmiyor ancak öldüğü tarihte 40 yaşlarında olduğuna göre 230’ lu yıllarda doğmuş olması gerekir. Kendisi gibi bir Hristiyan papazı olan Marius le birlikte gençleri ve diğer Roma’lıları pagan inanç ve adetlerden ayırıp kendilerine göre hak dini olan Hristiyanlığa yöneltebilmek için çalışmaktadırlar. İmparatorluk ilke ve kurallarına aykırı bu davranışları İmparatorluk yetkililerince hoş karşılanmamaktadır.
Ancak II. Claudius’un diğer Roma imparatorlarından daha baskıcı, zalim olduğunu kanıtlayan elde hiçbir veri  bulunmamaktadır.

Roma’da Lupercalia festivali bu iki papazın dikkatini çekmektedir. Claudius’un evlenen veya sevgili sahibi olan erkeklerin iyi asker olamayacakları yolundaki iddia palavradan ibaret bir Hristiyan uydurmasıdır.
 

a) Eğer bu papaz 269 yılında öldürüldüyse Claudius’un (268-270) dönemi  ile çakışan süresi 1 yılı biraz aşkın bir zaman dilimidir.
 

b) Lupercalia şenlikleri özellikle Roma’da yapılmaktadır. Oysa koca Roma on binlerce kilometrekareye yayılmış büyük bir imparatorluktur. Topladığı muazzam ordu içinde Romalı asker sayısı gerçekten kayda değer değildir. Bunun için bu iki papazın Claudius evlilikleri, nişanlılıkları yasakladı bunlar ise onları gizli gizli evlendiriyordu gibi bir safsatalara inanmak saflık gerektirir.
 

c) İsa’nın çarmıha gerilmesinin üzerinden henüz 230 yıl geçmiş ve Roma hala pagan dünyanın tanrılarına inanmaktadır. Bu iki papaz ise bozguncu hareketleri için cezalandırılmıştır. İmparator ve gençler bu Lupercalia şenlikleri için her türlü kolaylığı sağlamaktayken niçin bu festivalin ruhuna aykırı olacak tarzda bir yasaklama getirsin? Buna inanmak güçtür. Kaldı ki bir imparator daha çok asker sayısı için evlilikleri yasaklamaz teşvik eder. Esasen festivalin ruhu ve amacı da budur.

 

d) Elbette bu papaz ölürken orada değildik ama ölümünün hiç de öyle ah vah ile karşılanmış olduğunu sanmıyoruz. Çok büyük bir olasılıkla öldüğü, öldürüldüğü hiç duyulmamış veya hiç kimsenin umurunda bile olmamıştır.
 

e) Hristiyan palavralarına göre papaz ölüyor epey bir zaman 14 Şubat gününe kadar cenaze kokmadan bekletiliyor, o gün defin işi yapılıyor. Bununla da kalınmıyor. Oradan cesedin parçaları gıdım gıdım alınıyor, Hristiyan coğrafyasına dağıtılıyor. Aynen bizim Myra'lı Aziz Nikola gibi.

f) Gerçekten bu adam ve onun yaptığı işler unutulup gidiyor. Aradan 226 yıl geçiyor. 496 yılında Roma’da bir Papa, Gelasius bunu yeniden keşfediyor. Bu adama bir azizlik sanı veriyor. Ve bilinen o yalanları inşa etmeye başlıyor.

Hristiyanlıkta azizlerin sayısını en sıkı papalar, papazlar bile bilemezler. Onlar işlerine geleni aziz yaparlar, gelmeyeni aforoz ederler. Papaların hikmetinden sual olunmaz.

Hristiyanlık Anadolu, Helen, Roma kültürlerini bir limon gibi sıkıp suyunu aldıktan sonra posasını çöpe atma konusunda çok mahirdir. Birçok konuda olduğu gibi bu Lupercalia’da da böyle olmuştur. Korkunç bir misyonerlik propagandası ile eskiyi unutturup kendi yalanlarını inşa etmektedirler.


g) Burada hemen şunu da eklemem gerektiğini  düşünüyorum. Konunun öznesi Hristiyan inancının önderleri  olduğu için bu eleştiriler onlara karşı  yapılmaktadır. Bu ya da benzer bir konuda başka bir inanç olursa bu eleştiriler rahatlıkla onlara doğru yön değiştirirler.

Tüm bu çabalara karşın bizim Valentine efendi ne Avrupa’da ne de başka kıtalarda bir türlü yaygınlık kazanamıyor. Bu arada burjuvazi üretim araçları üzerindeki mülkiyetini eline aldıktan sonra kendi kültürünü de yaratmaya başlıyor. O da Hristiyanlığın işine gelen yanlarını alarak kendi çıkarları için ustaca kullanıyor. 1800’lü yıllara gelince artık kentler ve ülkeler arasındaki her türden ilişkiler, iletişim ve ticaret de gelişiyor. Haberleşme hızlanıyor, postaneler kuruluyor. Posta kartları diye bir kavram ortaya çıkıyor. Dönemin aristokrasisi için bu tür eylemler bir prestij konusu oluyor.

Derken A.B.D.’den, Massachusetts’li bir kitapçının kızı ortaya çıkıyor, adı Esther Howland (1828-1904) Bu hanım halkın romantik duygularını iyi gözlemliyor. Posta kartlarının bu duyguları iletmek için çok uygun olduğunu düşünüyor. İpekli, çiçekli, işlemeli posta kartlarını önce kendisi sonra çalıştırdığı işçilere yaptırıp satmaya başlıyor. Hazırladığı bu posta kartlarında da unutulmaya yüz tutmuş, hatta unutulmuş olan Aziz Valentine ‘i kullanıyor. İlk posta kartını 1847 tarihinde gönderiyor. Başlıca konular sevgi ve sevgili kavramları. Asıl amaç bu kavramların fütursuzca kullanılması ve bol bol para kazanılması.

Esther yaşadığı sürece para kazanma konusunda çok başarılı oluyor ama hiç sevgilisi olamıyor. Herkese sevgili olmayı öğütleyen kartlar üretiyor ama kendisi bir sevgili edinemiyor veya edinmiyor. Bu da ayrı bir çelişki olarak değerlendirilmelidir.

İnsanların duygularını, değer yargılarını kullanarak para kazanmanın çok kolay olduğunu keşfeden kapitalist sistem bunu sonuna kadar kullanmış ve kullanmaya da devam etmektedir. Posta kartlarından başlayan serüven hayatın her alanına yayılmıştır. Bunun benzer bir örneğini yılbaşı şenlikleri için görmekteyiz.

Benim asıl üzerinde durduğum insanların tek tek veya gruplar halinde bazı günleri kendileri için özelleştirmeleri değil bu konularda tarihi arka planı, değiştirerek, bozarak parasal amaçlar için araç olarak kullanmalarıdır.

Giderek bu uygulamalar öylesine yaygınlaşıyor ki karşı çıkılması mümkün olmuyor. Hatta bu kurala aykırı davranan gençler o topluluktan soyutlanıyor. 14 Şubat tarihi gelince “ben ne yapmalıyım” telaşı kaplıyor. Ortada artık Lupercalia geleneği olmadığına göre sevgili olarak belirlenen kişinin gönlünü almak için ona elle tutulur bir şey vermek zorunluğu ortaya çıkıyor. Bunun için kendisini sevgili veya sevgili adayı gören herkes AVM’lere akın ediyor.

Ve ben kavramların böyle amaçlar için sorumsuzca araçsallaştırılmasından doğrusu, çok rahatsız oluyorum.

SEVGİLİLER GÜNÜ

Yüreğinde bir sevgisi

Kolunda bir sevgilisi

Var mı

Hiç bilmiyorum

Ama bir sevgililer günü

Var

Bunu biliyorum
aCp


Bu işin aslı

"LUPERCALIA FESTİVALİ"dir

"VALENTINE DAY" çakmadır

"SEVGİ GÜNÜ" bilgisizliktir


Batı toplumları bu kavramın içini boşaltıp içeriğini bozarak "Valentine Day" adıyla ortaya bir ucube çıkardı. 150-200 yıldır bu yalanı piyasa ekonomisinin rüzgârını da arkasına alarak sürdürüyor.

Bizim gibi ülkelerde kimi utangaçlar ise Valentine isminin bir Hristiyan papazına ait olması nedeniyle rahatsız olduklarından


"SEVGİLİLER GÜNÜ" yerine "SEVGİ GÜNÜ" demeye çalışıyorlar.

Bu gün kutlanan şey insan soyunun üreme gücünün özendirilmesi, erotizmin kutsanmasıdır.

Birleşme ve soyun devamını sağlama olanağı bulunmayan "sevgi" ile bu günün uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Aşk ile sevgi farklı şeylerdir. Çiçeği, böceği veya bir doğa parçasını da sevebiliriz. Ama bu aşk olarak nitelenemez. Örneğin bir şiir bir çiçeğe, böceğe ithaf edilmez, bir çiçeğe, böceğe sevgililer günü armağanı da alınamaz, verilemez. İnsan aşığım dediği kişi için şiir yazmak değil hiç akla gelmeyen şeyleri bile kolaylıkla yapar.

Ülkemizde böyle utangaç kutlamalara gerek yok. Eğer sevgililer günü kutlanmak isteniyorsa bu açıkça kutlanabilir.

Ancak dünya nüfusunun 8 milyarı aşmasından sonra hala üremeyi özendirecek bir kutlamaya gerek var mı, bunun sorgulanması gerekir..

İnsanlar arasında ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın, hırs, kin ve nefretin yerine sevgi konulmak isteniyorsa bunun yolu sevgililer günü değil hoşgörünün ve empatinin geliştirilmesi için çalışılmalar yapılmasıdır.

Benim önerim şudur öncelikle bu günün anlamını ve önemini tarihi ile birlikte öğrenip değerlendirilmeli. Bu günün kökeni Lupercalia Festivalidir.
aCp

14.02.2021

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!