Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

DÜŞÜNCEYE SAYGI VE DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL

Herkes herkesi sevmek zorunda değildir
Herkes herkese saygı duymak zorundadır
aCp

İlgisi bakımından önce hoşgörü ve tolerans/tolérance sözcüklerinin anlamlarını kısaca not edelim.

HOŞGÖRÜ

Hoşgörü yapılan yanlış veya kötü davranışları anlayışla karşılayarak affetme, sert ve katı hükümlü olmama halidir. Eş anlamlısı da müsamaha veya tolerans olarak gösterilmektedir. TDK Güncel Sözlük yukarıda alıntıladığımız açıklamasında “anlayışla karşılamak” ifadesini kullanmaktadır. Bu ifadenin günlük kullanımda da yaygın olmasına karşın yerinde olduğunu söyleyemeyiz.
Yanlış veya kötü davranışların, yazılı veya sözlü iletilerin anlayışla karşılanması hoşgörü ise anlayışsızlıkla karşılanmasına ne denecektir?
Anlayışın kişiden kişiye değişken oluşu da işleri daha da zorlaştıracaktır.
Yanlış olan bir şey, bir olay niçin anlayışla karşılanmış olsun?  Bunların akla uygun açıklaması yoktur.
Anlayış/ idrak/izan kavramları ile anlayışa konu olacak davranışa karşı hoşgörülü olma, hoş görme kavramları arasında semantik bir bağ kurulması bana göre doğru değildir. İlerleyen satırlarda hoşgörü yerine saygı sözcüğünün kullanılmasının daha uygun olacağı tarafımdan savunulmaya çalışılacaktır.

Hoşgörü sözcüğünün morfolojisinde iki ayrı sözcüğün yan yana getirilerek türetildiğini görmekteyiz. Farsça hoş (huş) ve Türkçe görü sözcükleri birleştirilerek hoşgörü sözcüğü oluşturulmuştur. Hoşgörü sözcüğü bu tamlama yapılmadan Farsça söylenmiş olsaydı “hoş-bîn veya huş-bin” şeklinde söylenmesi gerekecekti. Etimolojisine baktığımız hoş sözcüğünün kökeninde Farsça  χʷoş veya χoş خوش , güzel, sevimli, memnun edici anlamları ile karşılaşıyoruz.

Farsça χoşnūd  “ hoşnut=memnun” anlamına gelen sözcüğün kökeni de aynıdır.

Hoşab/f  (hoş+ab) sözcüğü de yine Farsçadan alınmış hoş, tatlı su anlamına gelmektedir.

Dilimizdeki hoşbeş sözcüğünün kaynağı da Farsça  χōş bāşad (baş) خوش باشد , hoş olsun, hoş geldin anlamındadır. Günlük dilimizde hal hatır sormak, hoşa giden şeylerden söz etmek anlamlarını kapsamaktadır.

Türkçemizdeki höşmerim (=bir tatlı) sözcüğünün kökleri de Farsça χʷoş خوش sözcüğüdür. Buna süt kaymağı, kreması anlamına gelen maram sözcüğü eklenerek hoşmaram, huşmaram birleşik sözcüğü türetilmiştir. Türkçemizde zaman içinde fonetik değişimle höşmerim şeklini almıştır.

Hoşgörü kavramının Türkçe görü eki de görme yetisi, kavrama anlamlarına gelmekte ve görmek eyleminden türemektedir. Dolayısı ile hoşgörü sözü Farsça ve Türkçe karışımı bir sözcüktür.

TOLERANS

Fransızca tolérance "tahammül" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca bu sözcük Fransızca tolérer, kaldırmak, tahammül etmek eyleminden türetilmiştir. Sözcük Latince aynı anlama gelen tolerare eyleminden Fransızcaya alınmıştır. Eylemin kökeni Antik Yunanca telə-es- biçiminden evrilmiştir. “ Telə- “  kaldırmak, tartmak, ağırlık taşımak anlamlarına gelmektedir.
 

Tolerans, hoşgörü, müsamaha/göz yumma, aldırış etmeme, tahammül, tesamuh/ kayıtsız davranma, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşüne veya çoğunluğun görüşlerine aykırı düşen görüşlere sabırla ve yan tutmadan katlanma demektir. İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.

Görüldüğü gibi hoşgörü ve Fransızcadan dilimize girmiş olan tolerans sözcüklerinin anlamları aynı veya birbirine yakındır.

Fransızca indulgence ile tolérance sözcükleri arasında bir anlam birliği kurmaya çalışanlar da vardır.  Endüljans kavramı içinde en önemli unsur affetmek, bağışlamak veya hoşgörü göstermektir. Bilindiği gibi Ortaçağ Avrupa’sında özellikle Katoliklerde belli bir bedel karşılığında günahların bağışlanması, bağışlatılması şeklinde bir uygulama vardı. Indulgence’nin sözlük anlamı da hoşgörüdür.

Bir tanımın “Efradını Cami Ağyarını Mani” olması hep beklenir ama yapılan tanımlar her zaman bir eksiği veya yanlışı içerisinde barındırır. Ve yine hiç kuşkusuz konusu ne olursa olsun yapılacak tanımlar, doğaları gereği doğru veya yanlış olup olmamalarından çok o tanıma yüklenen anlamlarla bir değer ifade etmektedirler. 

Bir halk ozanın dizelerinde yer alan “ hoş gör garibi” şeklindeki bir ifade benim bir kusurum var, sen büyüksün, bağışla beni olarak anlaşılabilir. Ancak konu felsefi tartışma ise düşünceler arasında büyük küçük veya değerli değersiz ayrımı yapılamaz. Tutarlı veya tutarsız olarak değerlendirilebilir. Tüm düşünceler aynı şekilde değerlidir. Dolayısı ile düşünce için bağışlama veya bağışlanma asla söz konusu edilemez.

Endüljans kavramının açıklamasında da karşımıza hoşgörü ve tolerans kavramlarında olduğu gibi bağışlama, affetme eylemleri çıkmaktadır. Bağışlanma için öncelikle ortada işlenmiş bir suç olması, bu suçun bağışlanabilir nitelikte olması gerekmektedir. Daha sonra da bağışlama hak ve yetkisi bulunan bir gücün olması ve o gücün bu suçu bağışlaması gerekmektedir. Konumuz düşünce ve o düşüncenin ifade edilmesi ise konuyu daha derine götürerek düşünmemiz gerekecektir. Düşünme eylemi ve düşüncenin ifade edilmesi eylemi bir suç değildir. Düşünmek, düşündüğünü söylemek bir suç olamaz. Suç olarak niteleyen anlayışların çağdaş bir dünyada yeri yoktur, olamaz. Bağışlama ve bağışlanma konusunda her zaman bir ast üst ilişkisi vardır. Endüljans konusunda tanrı ve insan vardır. Kilise de bu işe aracılık etmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünde ise düşüncelerin eşitliği vardır, ast-üst ayrımı yoktur, olamaz. 

TAHAMMÜL

Şimdi de tahammül ve saygı sözcüklerini inceleyelim.
( Şemseddin Sami Kâmûs-I Türkî s. 304 )
Tahammül sözcüğü Arapça olup kökü Arapça “haml” dır. Anlamı: a) Bir yükü üstüne alma, yüklenme,  b) Ağır bir işe katlanma, ses çıkarmayarak çekmedir.

(Sevan Nişanyan Sözlerin Soyağacı s. 462) Tahammül sözcüğünün Arapçası hml kökünden türeyen tahammul’ dur. Türkçemizdeki anlamı yükü üstlenme, taşıma, dayanmadır.
Tahammülfersa da Arapça ve Farsça karışımı bir birleşik söz olup dayanılmaz, tahammül edilemeyecek kadar, aşırı ağır anlamına kullanılmaktadır.

(İlhan Ayverdi Misalli Büyük Türkçe Sözlük - Kubbealtı Sözlüğü) ﺗﺤﻤّﻞ) i. (Ar. ḥaml “yüklenmek, taşımak”tan teḥammul) 1. Zor şeylere dayanma gücü, ses çıkarmadan katlanma: 2. Ses çıkarmadan katlanmak, dayanmak. 

Fevkattahammül (Fevk-at tahammül) Tahammülün üstünde, tahammül edilmez, dayanılmaz, dayanılması imkânsız. Gayr-ı kabil-i tahammül. Tahammül edilmesi mümkün olmayan bir durum anlamını taşımaktadır.

Tahammül / تحمل / تَحَمُّلْ. Yüklenmek. Bir yükü üstüne almak demektir.

 Luggat/ Osmanlıca-Türkçe Sözlük tahammül / تحمل / تَحَمُّلْ  sabretmek. Dayanmak. Katlanmak. Kaldırmak. Yüklenme. Sabretme, Yükü üstüne almak şeklinde açıklamaktadır.

Ferit Develioğlu’nun Osmanlıca Türkçe Lûgat (s.1186)’ de tahammül sözcüğünün Arapça haml kökünden geldiği ve yüklenme, bir yükü üstlenme, dayanma, katlanma, kaldırma anlamlarına geldiği anlatılmıştır.

İsmet Zeki Eyuboğlu Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü (s.634)’de  Arapça tahammül sözcüğünün haml kökünden türetilmiş olduğunu ve yüklenme, yük altına girme anlamına geldiği ifade edilmiştir. 

Taşıyıcı hamal sözcüğü de aynı kökten türetilmiştir.  

Tahmil ve tahliye de yine hml köküyle ilintilidir. Dilimizde de kullanılan ve anlamı yükleme boşaltma olan sözcüklerdir.

Hamil yüklü, taşıyan (Hamili kart yakınımdır gibi)

Hamilin taşıdığı, yüklendiği yüke de hamule denmektedir.

Hamile (dişil) sözcüğü de dilimizde gebe, Türkçe olarak da yüklü ve taşıyan anlamlarında kullanılmaktadır.

SAYGI

Saygı sözcüğünün kök ve kökenlerine gelince:
Türk Dil Kurumunun saygı sözcüğüne verdiği tanımlar şöyle: Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram. Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.
Sevgi duygusu ile saygı duygusunun arasında çok fark olduğunu da not etmemiz gerekmektedir.

Saygı adı verilen duygu, tutum ve davranış ilişkisi içindeki birey veya kurumların tek tek veya bu kişilerin ait oldukları, inandıkları din veya ulusların birbirlerine karşı kırıcı olmama, yapıcı olma halidir.   

Saygı, ilişki içinde bulunulan ve iletişim kurulan varlıklar, haklar, ortak değerler, inanç ve her türlü özellikler karşısında önyargısız olmaktır. Saygı kavramı söz konusu olan şeylerin haklılığı, doğruluğu ve gerçekliği kavramlarından önce gelir
Zaman zaman kibarlık veya görgü ile eş anlamlı imiş gibi kullanılsalar da ikisi arasında fark vardır. Bu sayılanlar, görgü, nezaket, incelik davranış biçimleri iken saygı bir tutumdur.

Saygı kavramının anlamı biçimsel veya içselleştirilmiş şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Gözlemlenebilen, biçimsel davranış biçimindeki saygı kişiden bağımsızdır, uyulması kişinin isteğine bağlı değildir ve uyulma zorunluğu vardır. Zorun kaynağı bazen hukuktan bazen dinden, bazen de gelenekten kaynaklanır. İçleştirilmiş saygıda zorlama yoktur, insanın isteği vardır. Saygı duymak veya duymamak insanın içinde olup biten bir olaydır. Bu anlamda saygı ile sevgi kavramları iç içe de girebilir. Ancak ikisinin arasında yine de bir fark vardır. Bir kişinin kendisine saygı duyulmayıp yaptığı işe saygı duyulmuş da olabilir. Sevgi denilen duyguda ise bu şekilde bir bölünme olamaz.

Saygı sözcüğü saymak eyleminden türetilmiş olup Türkçenin 1932 yılındaki Dil Devrimi ile birlikte literatüre girdiği iddia edilmektedir. Yine bu görüşü ileri sürenlere göre saygı, bir kişiye hürmet göstermek ve ona karşı nezaket kurallarına uygun bir şekilde davranmak anlamına gelir. Bu kelime ihtiram ve tekrim( kerim sayma-ululama-yüceltme) sözcükleriyle eş anlamlıdır.

Türkiye Türkçesindeki say- eyleminden Türkiye Türkçesindeki  + gU ekiyle türetilmiştir. Özgün anlamının düşünce, considération olduğu anlaşılıyor.

Sevan Nişanyan Sözlerin Soyağacı (s.420)’de Saygı sözcüğünün anlamı hürmet, itibar, hatır olarak açıklanmıştır.
Saygı saymak eyleminin say kökünden gelmektedir. Nişanyan’a göre say düşünmek, itibar etmek anlamlarına da gelmektedir.

İlhan Ayverdi’nin Misalli Büyük Türkçe Sözlük/ Kubbealtı Sözlüğünde
1. Bir şeye, bir kimseye değer vermekten ileri gelen ölçülü davranma hissi, çekinme ile karışık bir sevginin verdiği dikkat ve îtinâ gösterme duygusu, hürmet,
 2. Başkalarına karşı nâzik davranma, karşısındakini düşünüp hakkına riâyet etme duygusudur. “Bir toplulukta herkesin birbirine saygı göstermesi gerekir.” açıklamaları vardır. 

Saygı duruşu: Bir kimsenin hâtırasına saygı göstermek için alınan hazır ol vaziyeti: Saygı duymak: Bir kimseyi takdir edip saygıya değer bulmak.
Saygıdeğer: birleşik. ad ve eylem ekinin birbirine eklemlenerek kalıplaşmasıyla saygı değ-er halini almıştır.

1. Hürmete lâyık:
2. Konuşma ve yazışmalarda hitap edilen veya adı geçen kimselerin isimleri başına getirilen saygı sözü, sayın, muhterem: “Saygıdeğer meslektaşlarım” gibi.

Saygılı- sıf. Saygı gösteren, saygısı olan, terbiyeli, edepli, hürmetkâr:).
Saygın sıf. (< say-gın) [say-mak etken bir fiil olduğu halde saygın edilgen bir anlam taşıdığından kelime eleştirilmiştir].  Çevresinden saygı gören, îtibarlı, mûteber: Son zamanlarda “mûteber” yerine “saygın” kelimesi kullanılıyor.

Bu düşünceye katılmak zordur. Ergin, tutkun, sargın gibi sözcükler aynı şekilde ermek, tutmak ve sarmak gibi olumlu eylemlerde aynı tarzda eklemelerle türetilmiştir. Türevlerin etkin veya edilgin oluşları türetme işlemine engel değildir.

Saygılı, i. Saygın olma, saygı ve îtibar görme durumu:
Saygısız sıf. Saygı göstermeyen, saygılı olmayan, terbiyesiz, edepsiz:  

Saygısızca sıf. ve zf. Saygısız bir kimseye yakışacak biçimde.
Saygısızlık 1. Saygısız olma durumu.2. Saygısızca davranış: 

Hasan Eren Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’ nde  (s. 451) sayın sözcüğünün muhterem, saygıdeğer karşılığı olduğu belirtilmektedir.

İsmet Zeki Eyuboğlu Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü (s.588) Saygı Türkçe saymak eyleminden türetilmiş olduğunu ve önem vermek, değer vermek (hürmet) anlamına geldiği anlatılmaktadır. Aynı sözlükte Türkçe say sözcüğünün düşünme, yollama, ölçme, değer verme gibi anlamlara geldiği de anlatılmaktadır. 

Şemseddin Sami Kâmûs-I Türkî (s. 637) Türkçe saygı sözcüğünün saymaktan geldiğini, sayı, hazm, hürmet, itibar, riayet, hâtır, hâtırşinâslık, edep ve perva gibi anlamlara geldiği ifade edilmektedir. Hazm burada doğru ve sağlam rey ve karar, (hazâmet) anlamında kullanılmıştır.  Felsefedeki karşılığı Fransızca prudence (sağduyu/ basiret/sakınganlık/dikkatli olma) sözcüğüdür.

Saygı sözcüğünün Fransızca ve İngilizcesi respect, Almancası da respekt
Hoşgörü, tolerans veya katlanma, tahammül gibi bana göre sorunlu olan bu kavramlar yerine daha uygun bir kavram ne olabilir? Bu soruya yanıt olarak önerebileceğim iki sözcük var, bunlardan birisi sayışım diğeri saygılaşımdır. 

Sayışmak ve sayışım kavramları öncelikle karşılıklı hak ve alacakların birbirleriyle takas-mahsup yoluyla ödeşme anlamına gelmektedir.  İngilizcede bu anlamı contra account ve Fransızcada da compte de contre partie kavramları karşılamaktadır. Dilimizdeki Sayıştay ve sayışman sözcüklerinin sayışmak ve sayışım sözcükleri ile ilintili olduğunu söylememiz gerekmektedir.

Sayışmak kavramının ikinci anlamı da karşılıklı saygıdır. Fransızcası respect mutuel, İngilizcesi de mutual respect olup Türkçe ile birlikte bu üç dildeki saygı sözcüklerinin birleştiği nokta karşılık, karşılıklılık, mütekabiliyettir. İnsandan, adamdan saymak, insan yerine koymak gibi saygılı oluşu ifade etmektedir. 

Konumuz bir düşünce ve bu düşüncenin ifade edilmesi yani iletişim ise düşüncelerin eşitliği ve iletişimin karşılıklılığı esastır.  
Sayışım yerine saygılaşım veya saygılaşma da hoşgörü, tolerans, tahammül, katlanma, sabretme gibi sözcüklerin yerini alabilir.

Saygı ve tahammül sözcüklerinin sözlüklerimizdeki anlamları ve kökeni, etimolojisi bunlardan ibarettir. 

Bu durumda tahammülün, dayanmanın, katlanmanın, sabretmenin iyi ya da kötü bir şey olduğunu söylemenin yararı yok. Tahammül sözcüğünün semantik irdelemesi sonucu şunu söyleyebiliriz. Yüklenmiş olan kişi veya yüklenilen bir şey yahut taşınan bir şey belli bir zaman sonra o durumdan kurtulmayı amaçlar. Yani sür git tahammül söz konusu olamaz. Sabır denilen şey de atasözünde olduğu gibi bir süre sonra çatlar. Kaldı ki; bazı durumlarda katlanılacak şey tahammülfersa da olabilir. Örneğin bir kadın hamile kalmışsa, yani bir cenini yüklenmişse bunun bir süresi vardır. 9 ay 10 gün gibi bir süre sonunda bu yükünden kurtulması, doğurması gereklidir ve hatta zorunludur. Aksi halde çocuk için de anne adayı için de çok ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar.
Tahammül durumunun herhangi bir şekilde sona ermesi de bizi işin içinden çıkılmaz bir noktaya, kaosa doğru götürür.
Dolayısı ile insanların varlığına ve varlıklarını yani yaşam biçimlerini sürdürmelerine karşı bizim tahammül etmemiz söz konusu olamaz. Bu sözcük yerini bulmamaktadır, yanlıştır. İstenen amacı sağlayacak başka bir söze gereksinim bulunmaktadır. Bu sözcük karşılıklı saygı, sayışım veya saygılaşım olabilir.

Hoşgörü gibi kültürümüzde ve dilimizde yüzyıllar boyunca çok derin izler bırakmış bir kavrama karşı çıkmanın ne kadar aykırı olduğunun farkındayım. Ancak bu zorluk beni bu düşüncelerimi ifade etmekten alıkoymuyor. Amacım bu kavramlar üzerine kafamda birikmiş olan kuşku ve kaygılarımın tartışmaya açılmasıdır.

Amacı hakaret içermeyen her türden düşünce ve ifade özgürce iletişime açılmalıdır. Yukarıda anlamlarını ve etimolojilerini açıklamaya çalıştığımız hoşgörü, tolerans, katlanma, tahammül etme, dayanma sabretme gibi kavramlar zorunluluk nedeniyle boyun eğiliyormuş havası vermektedir. Bu zorunluluk kişiden kişiye değişir veya fırsatını bulur bulmaz düşüncenin ifade edilmesine engel olur. 

Saygılı olmak bizim düşüncemize aykırı olsa bile asıl olan o düşüncenin ifade edilmesine yardımcı olmaktır. Eleştiri hakkını kullanırken eleştirinin kurallarına uymak koşuluyla her şey konuşulup tartışılabilir. Örneğin bir kişiyi tanımlamak için alçak sözcüğü yetersiz kalıyorsa çukur da denebilir. Saygılı olmak kötü bir durumu iyileştirmeye araç edilemez. Bizim Anadolu’ muzda hıyara hıyar denir, ona badem diyerek hıyarlığını değiştiremeyiz. Saygılı olmak gerçeği anlatmak için dilimizin zenginliklerini kullanmaktan vazgeçmek anlamına da gelmez.  Aksi halde konuyu saptırmak amacıyla hareket edenlerin, ikiyüzlülük edenlerin yaptıklarını görmezden gelirsek, demokrasi, insan hakları veya çok genel olarak bazı sözleri bağlamlarından kopararak onların yaptıklarının üzerini örtersek, onlara kol kanat gerersek yarın onların daha saygısız davranış ve sözleri ile karşılaşırız.
İsmet İnönü’nün söylediği kabul edilen söz her yer ve zamanda geçerliğini korumaktadır.
"Bir Memlekette, Namuslular, Namussuzlar Kadar Cesur Olmadıkça, O Memlekette Kurtuluş Yoktur."

Fransız devriminin ilk çoban ateşlerini yakanlardan, aydınlanma hareketinin öncülerinden birisi olan François Marie Arouet, Voltaire’in (1694-1778 ) söylediği iddia edilen bir özlü söze göre de;

“Fikirlerinize Katılmıyorum Ama Fikirlerinizi İfade Edebilmeniz İçin Canımı Bile Veririm.”
Bu sözü söylemiş olan kişi her şeyden önce karşı tarafı kendisi gibi bir insan ve kendisinin eşiti olarak görmekte, fikirlerini de kendisinin fikirleri veya o güne kadar başkalarınca ifade edilmiş olan fikirler kadar değerli kabul etmektedir. Bunun adı saygıdır. Voltaire toplum yaşamının kendisine verdiği ödevi yerine getirmedir. O çoğulcu demokrasiye olan umut ve inançtır. Bu tutum ve davranış karşı tarafın düşüncelerine katlanma, tahammül etme, sabretme, hoş görme, tolerans gösterme değildir. Endüljans kavramının içeriğine, ast-üst ilişkisine, bağışlanma ve bağışlama gibi alçaltıcı durumlara taban tabana zıt seküler bir anlayıştır. Büyük Fransız Devrimi monarşiye, teokrasiye ve feodalizme karşı liberté, égalité, fraternité kavramları ile yeni bir düzen inşa etmeye başlamıştır. Devrim sloganının içinde yer alan bu sözcükleri düşünceye ve onun ifade edilmesine saygı olarak anlamak gerekmektedir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz İsmet Zeki Eyuboğlu’nun Türk dilinin Etimoloji Sözlüğü’ nde (s.587) Türkçe “SAY” sözcüğünün anlamlarından birinin de düşünme olduğu açıklanmıştır. Sevan Nişanyan da say sözcüğü için aynı (considération) anlamları vermektedir. 

Saymak eylemi, ciddiye almak, o düşünceye değer vermek anlamlarına da gelmektedir. Saymak eyleminin say köküne “+ GI” eklenerek bulunan “SAYGI” sözcüğü, değer verilen şey veya kişi anlamına gelmektedir. Toplumu oluşturan bireylere ve onların düşüncelerine değer vermek saygı duymak ile eş anlamlıdır. Bu nedenlerle yukarıda anlatmaya çalıştığımız sözcükler yerine sayışım veya saygılaşım sözcüğünün konması düşünülmelidir. Saygı bu açıklamalara göre düşünceye değer anlamına gelmektedir.

 

NOT: Yerini, zamanını ve cümle içindeki bağlamını iyice anımsamıyorum ama saygılaşım sözcüğünü ilk kez Tınaz Titiz’in yazı veya konuşmalarınn birinde duymuş olabileceğimi düşünüyorum.

Bu yazıyı okuyan tüm okuyuculara saygılarımla…

12.09.2023

Ali Can Polat

Yorumlar

SON EKLENEN MAKALELER

KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
KOBANİ VEYA KOBANE SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE KÜÇÜK DEĞİNMELER
MEB ve Maarif Modeli
MEB ve Maarif Modeli
SEVAN NİŞANYAN
SEVAN NİŞANYAN
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
Demokrasi Sadece Bir An mıydı?
PROKRUSTES’ in YATAĞI
PROKRUSTES’ in YATAĞI
KARNAVAL
KARNAVAL
DİSİPLİN
DİSİPLİN
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
NÜFUS KÜTÜĞÜ, NÜFUS KÂĞIDI, KAFA KÂĞIDI KAVRAMLARI
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
CADI-ENGİZİSYON / CADILAR GÜNÜ/AZİZLER GÜNÜ/ CADALOZ
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
İMPARATORLUK  – İMPARATOR – EMPERYAL- EMPERYALİZM
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
YAŞADIKLARIMIZ VE BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMEDİKLERİMİZ
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE ANLAMI
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
Puslu Havalar, Sakin İnsanlar Ülkesi Vietnam, Hüzünlü Kamboçya (17-25 Mart 2024)
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İKTİDAR – MUHALEFET – HİZİP/KLİK- FRAKSİYON
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
İSTANBUL, YA ARON ANGEL’İN TASARLADIĞI GİBİ OLSAYDI…
Yazarak Gitmek
Yazarak Gitmek
ALFABE
ALFABE
DEVE
DEVE
MERKANTİLİZM
MERKANTİLİZM
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
PEŞKEŞ / PİŞKEŞ
Yakın Dil
Yakın Dil
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
Persepolis ile ilgili olarak gezide tuttuğum notlardan- Parsayı Toplamak
KUTU KUTU PENSE 
KUTU KUTU PENSE 
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
BİR GÜNLÜK ZAMANIN BÖLÜMLERİ
ŞERİAT
ŞERİAT
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
Türkçe Sorunları: BİRBİRİNE  KARIŞAN, KARIŞTIRILAN  İKİ KAVRAM:  EĞİTİM İLE ÖĞRETİM 
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
SAPYOSEKSÜELLİK KAVRAMI ÜZERİNE (SAPIOSEXUALITÉ / SAPIOSEXUALITY)
NOSTALJİ
NOSTALJİ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
AKIL DARALTICI ÖN YARGILARIMIZ / ZİHİN KÖRLÜĞÜ
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
TEVHİD VE HİLAFET KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
MÜSTEHCEN VE ÇIPLAKLIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİL DEMOKRATİK TOPLUM KURULUŞU
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
ZEHİRİ ZEHİR YAPAN DOZUDUR (DOSIS FACIT VENONIUM)
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
UMUT VE SEVGİ HER ZORLUĞU YENER ya da PANDORA'NIN KUTUSU
SADAKA VE SADAKAT
SADAKA VE SADAKAT
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
HAMİLELİK ŞÜPHESİ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
FİKRE SAYGI KONUSUNA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
İZLEMEK / İZCİ - İZCİLİK 
BULUTTAN NEM KAPMAK
BULUTTAN NEM KAPMAK
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
PISA NEDİR?
PISA NEDİR?
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ŞOFÖR ve ŞOFBEN KAVRAMLARI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
ÖLÜM - ÖLÜ ve SONRASI
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
MNEMOSYNE (Bellek, Anımsama ve Akılda Tutma Tanrıçası)
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
THESEUS’ UN GEMİSİ PARADOKSU
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
ŞAMAR OĞLANI ve 24 KASIM ÖĞRETMELER GÜNÜ
IKAROS
IKAROS
LABYRINTHOS / LABİRENT
LABYRINTHOS / LABİRENT
PYGMALION
PYGMALION
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
NARKİSSOS ve METAMORPHOSE
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
YARGININ MİLLİSİ OLMAZ
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ANACHRONISME / ANAKRONİZM 
ÜMMET – MİLLET
ÜMMET – MİLLET
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
O SINIR TAŞLARINIZ, O DUVARLARINIZ…
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
KUTLAMA/ ANMA – SON AKŞAM YEMEĞİ
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
MISOPHONIA-misofoni & AMUSIA - amuzi
YAS VE YAS TUTMA
YAS VE YAS TUTMA
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
TERÖR / TERÖRİZM ve HEROSTRATOS
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
MARKA – MODA KAVRAMLARINA KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
EMOJİ VE MOLATİK KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
ÖZELEŞTİRİ (ÖZ ELEŞTİRİ) 
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BOTOX – BOTULUS/ SOSİS GÜZELLİĞİ
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
BEN BU ZAFERİ POPOMLA DEĞİL KAFAMLA KAZANDIM
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
DİPLOMASİ  -  DİPLOMA
PİRİNÇ
PİRİNÇ
PEYGAMBER
PEYGAMBER
UMUT - UTKU
UMUT - UTKU
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
HAYDAN GELEN HUYA GİDER
DİNGO’ NUN AHIRI
DİNGO’ NUN AHIRI
DARISI BAŞINA
DARISI BAŞINA
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
ÇAĞRIŞAN KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI (2)
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
KAVRAMLARIN ÇAĞRIŞIMI
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ÖDEV, GÖREV, İŞLEV
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
ATLIKARINCA - DÖNME DOLAP
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
FİLENİN SULTANLARI DEĞİL ALTIN KIZLARI
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
GREEDFLATION-Türkçesi aranıyor
DANSÇI MAYMUNLAR
DANSÇI MAYMUNLAR
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
ANCADA BERABER KANCADA BERABER
GELİN – GÜVEY- GERDEK
GELİN – GÜVEY- GERDEK
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
ÖLÜLER,   ÖLÜM SÖZLERİ
GÜNAH KEÇİSİ
GÜNAH KEÇİSİ
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
KURNAZLIK - FIRSATÇILIK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
BAM – BAM TELİ – BAM TELİNE BASMAK, DOKUNMAK
TROLL - TROL
TROLL - TROL
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
VEDA / HÜZÜN - ÖZLEM - VUSLAT/ SEVİNÇ
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
SANAT ÜRÜNÜ MÜ / SANAT ESERİ Mİ ? SANAT ÜRETİCİLİĞİ Mİ / SANAT YARATICILIĞI MI ?
NEFRET DİLİ
NEFRET DİLİ
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
İLETİŞİM ve PROPAGANDA DİLİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SÖZ VERMEK VE SÖZÜNDE DURMAMANIN KIRK ŞEKLİ
SECCADE
SECCADE
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RAMADAN/ RAMAZAN – KANDİL VE MAHYALAR/ ŞEHR-İ RAMAZAN
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
RETORİK, HİTABET, KIRAAT VE TİLAVET
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
ENERJİ /ÉNERGIE  –  SİNERJİ/ SYNERGIE
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
DEPREMDE BÜYÜKLÜK VE ŞİDDET FARKI
KARIŞIK – KARMAŞIK
KARIŞIK – KARMAŞIK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
HELALLEŞMEK, HESAPLAŞMAK
ANASININ GÖZÜ
ANASININ GÖZÜ
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
TEŞEKKÜR ETMEK –  ÖZÜR DİLEMEK
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
İLETİŞİM, MİZAH ve HOŞGÖRÜ
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
NESEP NEDİR, NESEPSİZ NE DEMEKTİR?
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
AŞAĞILAMA, SÖVGÜ VE HAKARET
NARTHEX
NARTHEX
MÜJDE
MÜJDE
İBRET
İBRET
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
DİLDE YABANCI HAYRANLIĞIMIZ
APERİTİF
APERİTİF
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
AHMAK
AHMAK
BÜTÇE
BÜTÇE
AHLÂK
AHLÂK
Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
İlk Konservatuvarlar
İlk Konservatuvarlar
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!