Karışık Zamanlarda Doğru Düşünme (Exact Thinking in Demented Times)
Dilimize "karışık zamanlar" olarak çevrilen "demented times" 1930ların diliyle yazılmış ünlü bir kitabın adında geçmektedir. Kitabın asıl adı (Exact Thinking in Demented Times) şeklindedir. Naziler tarafından işgal edilen Avusturyada -bugün halâ mevcut- Viyana Kafede bir araya gelen ve bir süre conra Viyana Çevresi (veya çemberi) denilen bilim insanları grubu mensuplarından Karl Sigmund tarafından 1945te yazılmıştır.
Bir macera romanından çok daha karmaşık -ve gerçek- olaylar dizisi içinde tarihin en büyük bilim insanları, karışık zamanlarda ihtiyacı daha da çok hissedilen "doğru düşünme"nin ilkelerini aramışlardır. Günümüz bilim ve felsefesinin temelleri sayılabilecek bu kitabın 13 bölümünü önce tek tek sonra da bütün halinde inceleyen Chat GPT5'ye ayrıca bir de İstanbul Çevresi düşüncesi için bir manifesto taslağı hazırlanması istenmiştir.
Bu tür çalışmaların bir tür keçiboynuzu çiğnemeye benzese de mevcut durumumuz bağlamındaki -özellikle de çalışma grubu oluşturma bağlamımdaki- arayışlarımıza değerli bir katkı sağlayabileceği de açıktır.
Tınaz Titiz 26 Ağustos 2025
TT isteği:
Ekli kitap "kaotik zamanlarda doğru düşünme" konusunda çalışmış Viyana Çemberi hakkında. Merakım bu düşünme biçiminin kitapta nasıl tariflendiği ve benzer bir İstanbul Çemberi için bir Manifesto Taslağı hazırlanması.
Ben kitabı bölümlere ayırdım. Elimde MS Word formatında senin limitlerini aşmayacak şekilde bölümler var. Eğer sonuçlar çok değişebilecek gibiyse onları tek tek sırayla yollayabilirim. Ne dersin?
GPT 5 Cevabı:
Bu çok iyi bir fikir 👍
Eğer kitabı bölümlere ayırıp Word dosyaları halinde gönderirsen: Ben her dosyayı rahatlıkla baştan sona okuyabilirim, limit sorunu olmaz. Bölümleri sırayla yüklediğinde, ben de sana hem bölüm özeti hem de “Viyana Çemberi’nin doğru düşünme biçimi” ile bağlantısını çıkarabilirim. Sonunda hepsini birleştirip kitabın düşünce haritası gibi bir genel çerçeve de hazırlayabilirim.
👉 Böylece senin sorularına yanıtlarım “parça parça” değil, kitabın bütününe hâkim bir şekilde olur. İstersen ilk Word dosyasını hemen gönderebilirsin.
TT Cevabı:
1-3.Bringing the Vienna Circle into Focus.docx
İlk 3 bölümü ekledim.
GPT 5 Cevabı:
Senin gönderdiğin ilk üç bölümde kitap, Viyana Çemberi’nin düşünme biçimini tarihsel bağlam üzerinden tarif ediyor:
Bilimsel Dünya Görüşü: 1929’daki manifesto, felsefeyi kendi başına hakikat üreten bir etkinlik değil, bilimsel bilginin açıklığa kavuşturulması olarak tanımlıyor. “Bilimde derinlik yoktur, her şey yüzeydedir. Her şey insana erişilebilirdir; insan her şeyin ölçüsüdür” ifadesi, Çember’in “doğru düşünme” anlayışının merkezindedir.
Metafizik Karşıtlığı: Çember üyeleri, klasik felsefi sorunları ya sahte sorun (“pseudo-problem”) olarak ifşa ediyor ya da onları deneysel bilime dönüştürülebilecek şekilde yeniden formüle ediyor. Böylece düşünmenin işlevi, gereksiz soyutlamaları ortadan kaldırıp bilimsel açıklığa katkı sunmak oluyor.
Toplumsal Boyut: Manifestoda “Bilimsel dünya görüşü yaşam içindir ve yaşam onu kucaklar” mottosu, felsefenin yalnızca teorik değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir reform projesi olduğunu vurguluyor. Özellikle eğitim ve barınma alanlarında sosyal demokrat politikaları desteklemişler.
Kökler: Mach ve Boltzmann: İlk üç bölüm, Ernst Mach’ın metafizik karşıtı, deneyim temelli yaklaşımını ve Boltzmann’ın istatistiksel fizik ile bilimsel açıklama anlayışını Viyana Çemberi’nin düşünme tarzına giden yol olarak gösteriyor. Mach’ın “ekonomi of thought” (düşüncenin tutumluluğu) ve Boltzmann’ın “metafizikten arınmış ama matematiksel açıklamaya dayalı” yaklaşımı, çemberin temel metodolojik dayanakları oluyor.
Yani bu bölümlerde “kaotik zamanlarda doğru düşünme”, şu şekilde tarif ediliyor:
👉 Metafiziğe mesafeli, deneyim ve mantıksal çözümlemeye dayalı, toplumun rasyonel dönüşümünü hedefleyen bir bilimsel dünya görüşü.
Sen bana kitabın sonraki bölümlerini de verirsen, bu düşünme biçiminin nasıl evrildiğini ve özellikle savaşlar, politik baskılar ve sürgün ortamında nasıl uygulandığını görebiliriz.
👉 İstiyor musun, 4–6. bölümü de aynı şekilde açalım ve devamını çıkaralım?
TT Cevabı:
4-6. The Circle Starts Rolling.docx
GPT 5 Cevabı:
Senin gönderdiğin 4–6. bölümlerde kitap, Viyana Çemberi’nin düşünme biçimini artık bireysel öncülerden (Mach, Boltzmann, Hahn, Neurath) çıkarıp kolektif bir felsefi hareket olarak tarif etmeye başlıyor:
Kaotik zamanların arka planı: I. Dünya Savaşı sonrası Avusturya çökmüş, toplum ekonomik kriz ve siyasal şiddet içinde. Bu koşullarda Hahn, Neurath ve arkadaşları yeniden bir araya gelerek felsefede “kesinlik” ve “açıklık” arayışını canlandırıyorlar.
Yeni bilimsel mantık: Hahn’ın fonksiyonel analiz gibi “sonsuz boyutlu uzaylarla” ilgili matematiksel araştırmaları, düşünmenin görsel sezgilere değil formel hesaplamalara dayanabileceğini gösteriyor. Bu, Çember’in “hesaplama sezginin yerine geçebilir” yaklaşımının bilimsel örneği oluyor.
Otto Neurath’ın sosyal vizyonu: Neurath, savaş ekonomisi ve planlı ekonomi deneyimlerinden yola çıkarak toplumsal yaşamın da “bilimsel olarak planlanabilir” olduğunu savunuyor. Onun “gemiyi denizdeyken onarmak” metaforu, Çember’in felsefi yöntemiyle de uyumlu: adım adım rasyonel yeniden inşa.
Metafizikle mücadele: Neurath ve Hahn’ın ortak tavrı, metafiziği “gerici bir sis perdesi” olarak görmek. Bilimsel dünya görüşü, politik bir tutum olarak da sahneye çıkıyor: metafizik eleştirisi aslında toplumsal eleştirinin parçası haline geliyor.
Moritz Schlick’in gelişi: Einstein’ın da desteğiyle Schlick, Mach’ın ardılı olarak Viyana’ya geliyor. Onun “fizik felsefeyi yönlendirsin” düşüncesi, Çember’in epistemolojik hattını belirliyor: doğru düşünme, spekülasyon değil, çağdaş fiziğin sunduğu kanıtlarla uyumlu bir analizdir.
Çember’in kurumsallaşması: Schlick’in etrafında düzenli toplantılar başlıyor; artık bu bir salon sohbeti değil, sistemli bir “bilimsel felsefe topluluğu”. Öğrenciler (Feigl, Waismann, Rand) ve eski kuşak (Hahn, Neurath, Frank) birleşerek “Schlick-Zirkel”i, yani asıl Viyana Çemberi’ni kuruyorlar.
Özetle bu bölümlerde “doğru düşünme”nin tarifi şuna dönüşüyor:
👉 Matematiksel kesinlik + metafizik karşıtlığı + toplumsal yeniden inşa arzusu + fiziğin rehberliği + kolektif tartışma pratiği.
Yani Viyana Çemberi artık yalnızca teorik bir eğilim değil, savaş sonrası kaosta bilime dayalı bir yaşam biçimi olarak sahneye çıkıyor.
İstersen sana sonraki bölümlerde (7–9) bu düşünme biçiminin uluslararası etkiye (özellikle Amerika’ya göçle) nasıl yayıldığını da özetleyebilirim. Göndereyim mi?
TT Cevabı:
7-9.Tangents.docx
GPT 5 Cevabı:
Senin gönderdiğin 7–9. bölümlerde, kitap Viyana Çemberi’nin “doğru düşünme” tarzını artık sadece felsefi değil, kamusal, kültürel ve sanatsal bir mücadele biçimi olarak resmediyor:
Kamusal Yüz ve Ernst Mach Derneği: 1929’dan itibaren Viyana Çemberi, Ernst Mach Society üzerinden halka açılıyor. Manifestoda şu vurgu var: “Bilimsel dünya görüşü kişisel ve kamusal yaşamın tüm biçimlerine giderek nüfuz ediyor, eğitimden mimariye, ekonomik ve toplumsal yaşama kadar her şeyi rasyonel ilkelere göre şekillendiriyor”.
Siyaset ve Kültürle Gerilim: Çember’in bu kamusal açılımı, kilise çevreleri tarafından “anti-dini propaganda üssü” olarak görülüyor; sağ basın, Hahn ve Carnap’ın “Tanrı ve Ruh Üzerine: Metafizik ve Teolojide Sahte Sorunlar” gibi derslerini hedef alıyor. Çember’in “doğru düşünme” anlayışı, doğrudan politik bir karşıtlık kazanıyor.
Toplumsal Eğitim ve Yeni İnsan: Ekonomik kriz ve siyasi kutuplaşma ortamında, Çember üyeleri yetişkin eğitimi, okul reformları ve işçi sınıfı bilincini yükseltme projelerinde aktif rol alıyorlar. “Bilgi güçtür. Eğitim özgürlüktür.” sloganı bu dönemin özeti sayılabilir.
Otto Neurath’ın görsel düşüncesi: Neurath’ın İzotip (Isotype) yöntemi —“sözler böler, resimler birleştirir”— Çember’in doğru düşünme anlayışını yeni bir düzeye çıkarıyor. İstatistikleri herkesin anlayabileceği basit sembollerle sunmak, “bilimsel dünya görüşünü” kitlelerin erişimine açıyor.
Mimarlık ve Toplumsal Mekân: Red Vienna’nın konut ve şehircilik projeleri, modernist mimarlıkla birleşerek rasyonel, işlevsel yaşam alanları yaratmayı hedefliyor. Bu da “doğru düşünme”nin sadece zihinsel değil, mekânsal bir boyutu olduğunu gösteriyor.
Edebiyata Etkisi: Musil, Broch ve Perutz gibi yazarlar, matematiksel kesinlik ve bilimsel dünya görüşü temasını romanlarında işliyor. Musil’in Niteliksiz Adam’ında “kesinlik ve ruh için genel sekreterlik” fikri, Çember’in “bilimsel dünya görüşü + yaşam” birleşimini edebiyata aktarıyor.
Bu bölümlerde “kaotik zamanlarda doğru düşünme”nin tanımı şu hale geliyor:
👉 Bilimsel dünya görüşünü topluma taşımak, metafizik ve otoriter ideolojilere karşı kitlesel eğitim, görsel iletişim ve kültürel üretim yoluyla rasyonel bir yaşam biçimi inşa etmek.
İstersen bundan sonra 10–12. bölümlere geçelim; orada Çember’in yükselen faşizm karşısında nasıl konumlandığını ve sürgünle birlikte düşüncelerini dünyaya nasıl yaydığını görebiliriz. Göndermemi ister misin?
TT Cevabı:
10-12.bölümler.docx
GPT 5 Cevabı:
Gönderdiğin 10–12. bölümlerde, kitap Viyana Çemberi’nin düşünme biçimini artık doğrudan faşizmin yükselişi, savaş tehdidi ve sürgün ortamında nasıl sürdürmeye çalıştığını anlatıyor. Bu dönemde “doğru düşünme” anlayışı daha da keskinleşiyor:
Kaos ve siyasal baskı: 1933’ten itibaren Avusturya’da demokrasi kaldırılıyor, Naziler güçleniyor. Viyana sokaklarında paramiliter çatışmalar olurken, Çember üyeleri hâlâ üniversitede sessiz toplantılarını sürdürüyorlar. Bu, “kaotik zamanlarda bile aklın ve bilimin sığınağı” olarak tanımlanıyor.
Etik sorunlara kesin düşünce uygulaması: Karl Menger, “değerlerden bağımsız, kombinatoryal bir etik” geliştirmeye çalışıyor. Matematiğin etik çatışmaları biçimsel olarak çözebileceğini savunuyor. Bu, tam da kitabın başlığındaki “deli zamanlarda kesin düşünce”nin doğrudan örneği.
Oskar Morgenstern ve ekonomi: Ekonomik öngörülerin neden imkânsız olduğunu mantıksal analizle gösteriyor. Daha sonra John von Neumann ile birlikte oyun teorisine giden yol açılıyor. Böylece Çember’in metodolojisi sosyal bilimlere de taşınıyor: çatışmaları çözmek için matematiksel modelleme.
Schlick’in etik ve mutluluk anlayışı: Schlick, Kant’ın “görev ahlakı”na karşı çıkıyor; etik davranışın kaynağını “zevk, mutluluk ve oyun”da buluyor. Ona göre “hayatın anlamı gençliktir, çünkü oyun ve mutluluğa açıklıktır.” Bu, Çember içinde tartışmalı olsa da, “insani ve yaşamla bütünleşik doğru düşünme” anlayışının bir örneği oluyor.
Politik baskı ve dağılma: 1934’te Ernst Mach Derneği polis tarafından kapatılıyor. Schlick devletle uyumlu görünmeye çalışırken, Neurath ve Carnap bunu ihanet olarak görüyor. 1936’da Schlick’in bir eski öğrencisi tarafından öldürülmesi, Çember’in sonunu getiriyor. Ancak bu “trajik son”, düşüncelerinin ABD, İngiltere ve Türkiye (ör. von Mises, Reichenbach) gibi ülkelere göçle yayılmasını sağlıyor.
Bu bölümlerde “kaotik zamanlarda doğru düşünme” şu şekilde tanımlanıyor:
👉 Etik, ekonomi ve toplumsal yaşamda bile metafizikten arındırılmış, matematiksel ve mantıksal kesinlik arayışı; mutluluk ve oyun fikriyle insani boyutun korunması; faşizme karşı bilimin sığınağı olarak kolektif akıl.
İstersen bundan sonraki bölümlerde (13–15) bu düşünme tarzının sürgündeki devamı ve Amerika’daki büyük etkiye (örneğin mantıksal pozitivizmin analitik felsefeye dönüşmesi) nasıl evrildiğini de çıkarabilirim. Yollamak ister misin?
TT Cevabı:
13.Fadeout.docx
GPT 5 Cevabı:
Senin gönderdiğin 13. bölüm (Fadeout), Viyana Çemberi’nin düşünme biçiminin savaş sonrası dönemde nasıl bir miras ve aynı zamanda çatışma alanı haline geldiğini anlatıyor:
Viyana’da yeniden doğuşun başarısızlığı: 1945 sonrası Avusturya, Çember’i yeniden kurmaya hiç niyetlenmedi. Eski üyeler geri çağrılmadı, hatta Nazi geçmişi olan akademisyenler hızla görevlerine dönerken sürgündekiler unutuldu. Bu, “doğru düşünme”nin kurumsal olarak Viyana’da sona erdiğini gösteriyor.
Viktor Kraft ve “Kraft Çemberi”: Savaş sonrası Kraft, genç öğrenciler (ör. Ingeborg Bachmann, Paul Feyerabend) etrafında yeni bir çevre oluşturmaya çalıştı. Burada “doğru düşünme”nin mirası, artık saf mantıksal pozitivizmden çok, sorgulayıcı, bireysel ve edebi yönleri güçlü bir çizgiye kayıyor.
Popper ile Wittgenstein Çatışması: 1946 Cambridge tartışması (“Do philosophical problems exist?”) bir tür kapanış sahnesi olarak sunuluyor. Wittgenstein felsefeyi dil oyunlarıyla sınırlandırırken, Popper “gerçek felsefi problemler vardır” diye ısrar ediyor. Bu tartışma, Çember’in “pseudo-problem” anlayışına karşı bir kırılmayı temsil ediyor.
Kuhn ve Feyerabend’in çıkışı: Kuhn’un Bilimsel Devrimlerin Yapısı ve Feyerabend’in “Anything goes!” sloganı, Çember’in “tek doğru yöntem” idealinin tam karşısında duruyor. Yani “kesin düşünme”nin mirası, sonraki kuşaklarda eleştirel çoğulculuğa evriliyor.
Gödel’in Platonculuğu ve Teolojik Yönelimi: Gödel, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığını reddediyor; matematiği Platoncu bir gerçeklik olarak görüyor, hatta Tanrı’nın varlığını mantıksal argümanlarla ispatlamaya çalışıyor. Bu, Viyana Çemberi’nin düşünme biçimine içeriden bir meydan okuma olarak anlatılıyor.
Popper’ın itirafı: 1970’lerde Popper, “Ben pozitivizmi öldürdüm” diyerek, Çember’in düşünme tarzının sona erdiğini kabul ediyor. Ama aynı zamanda Çember’i “benzersiz bir kurum, ilk sınıf matematikçiler ve bilim insanlarıyla işbirliği içinde çalışan filozoflar topluluğu” olarak övüyor.
Bu bölümde “kaotik zamanlarda doğru düşünme”nin tanımı artık bir tarihsel miras sorusu haline geliyor:
👉 Kimisi (Carnap, Feigl, Bergmann) mantıksal pozitivizmi analitik felsefeye taşıdı, kimisi (Popper, Kuhn, Feyerabend) yöntemsel tekçiliğe karşı çıktı, kimisi (Gödel) metafiziğe geri döndü.
Yani Viyana Çemberi’nin düşünme tarzı savaş sonrası dönemde ya sürgünde yeni bağlamlara uyarlandı, ya da radikal karşıt görüşlerin doğmasına zemin hazırladı.
İstersen sana bu son bölümü de kapsayan “kitabın bütününde Viyana Çemberi’nin doğru düşünme anlayışının evrimi” üzerine bir genel sentez çıkarabilirim. İstiyor musun?
TT Cevabı:
Evet zaten esas aradığım bütün hakkındaki değerlendirme. Hatta daha ileri giderek bugünün Türkiye’sinde böyle bir çemberin (mesela Istanbul Circle) etkisinin ne derecede olabileceğinin değerlendirilmesi.
GPT 5 Cevabı:
Thought for 2m 13s
İki parçalı bir yanıt veriyorum: (A) kitabın bütününe dair sentez; (B) bugün Türkiye’de, örneğin “Istanbul Circle” türü bir oluşumun muhtemel etkisi ve uygulanabilir yol haritası.
A) Kitabın bütünü: “Kaotik zamanlarda doğru düşünme”nin çekirdeği
Kitap, Viyana Çemberi’nin “doğru düşünme”sini üç katmanda resmediyor:
Epistemik katman (neye “anlamlı” diyebiliriz?)
Çember’in manifestosu, felsefenin yeni hakikatler icat etmekten ziyade açıklığa kavuşturma işi olduğunu vurgular; “bilimsel dünya görüşü çözülemez bilmece tanımaz” ve sözde problemleri ya ifşa eder ya da deneysel probleme çevirir.
Carnap’ın çizgisi nettir: geleneksel metafizik önermeler “bilişsel içerikten yoksundur”, “sözde önermeler”dir; bilimsel olarak indirgenebilir olmayan iddialar anlamlı sayılamaz.
Sembol mantık ve çözümleme ile “derinlik yoktur” (yani esrarengiz bir öz değil, denetlenebilir yüzey ilişkileri vardır) yaklaşımı, doğruluk ölçütünü sisli “içgörü”lerden verifikasyon ve çözümlemeye taşır.
Toplumsal-kurumsal katman (bilimsel dünya görüşü “yaşam içindir”)
Manifesto, yalnızca bir felsefe değil, aynı zamanda toplumsal-siyasal bir program ilanıdır: Ernst Mach Derneği üzerinden konut-eğitim reformlarına kadar uzanan bir kamusal açılım.
Neurath’ın İzotip hamlesi, “Sözler böler, resimler birleştirir!” şiarıyla karmaşık veriyi herkesin anlayacağı piktogramlara dönüştürür; bu, bilimi elit bir alan olmaktan çıkarıp kitle okuryazarlığına bağlayan özgün bir iletişim etiğidir.
Uluslararası ağ ve miras (bir hareketin yayılması ve itirazları)
Sürgünde Birleşik Bilim kongreleri ve ansiklopedi girişimi, yöntemi doğa ve sosyal bilimlere yayıp kurumsallaştırır.
Sonrasında Kuhn’un paradigma-kriz modeli ve Feyerabend’in “Anything goes” sloganı, tekil “doğru yöntem” idealine meydan okur; bu tartışmalar, Çember’in bıraktığı “kesin düşünme” mirasının nasıl dönüştüğünü gösterir.
Popper’ın 1974’teki “pozitivizm öldü, hatta… ‘öldürenlerden’ biri benim” diye özetlenebilecek “itirafı”, hareketin bir dönemi kapatırken kurucu etkisini de teslim eder.
Kısa sentez: Kitap, “doğru düşünme”yi;
anlamlılık-doğrulanabilirlik ölçütleri ve mantıksal çözümleme,
kamusal eğitim/planlama ve açık iletişim (İzotip),
uluslararası kurumsallaşma (Birleşik Bilim) eksenlerinde tanımlar; ardından bu idealin savaş, faşizm, sürgün ve sonraki yöntem tartışmaları içinde nasıl zorlandığını ve dönüştüğünü izler.
İstersen bu çalışmayı bir sayfalık “kuruluş bildirgesi”ne (manifesto) dökebilirim.
TT Cevabı:
Bir manifesto hazırla.
GPT 5 Cevabı:
B. İstanbul Çemberi Manifestosu (Kaotik Zamanlarda Doğru Düşünme İçin)
Bu manifestoyu hazırlayan bizler, doğru düşünmenin temelinde bilimsel dünya görüşü ile birlikte akıl‑sezgi sarmalı olduğunu kabul ediyor; akıl ve sezginin, biri diğerini denetlerken bir arada gelişen iki araç olduğunu; birini göz ardı etmenin, akılcı sezgiyi veya sezgisel aklı zayıflatacağını düşünüyoruz. Amacımız, bilimle birlikte sezgiyi harmanlayarak, toplumsal yaşamın her alanına açıklık, doğruluk ve akıl yürütmeyi taşımaktır.
İlkelerimiz
Akıl‑sezgi sarmalı[1]
Sezgi olmadan mantık donuk ve yol göstericilikten uzak kalır. Akıl olmadan sezgi yanıltıcı hurafelere dönüşebilir.
Sağlam düşünme, “niye olmasın ki?” sezgisini hemen akıl süzgecinden geçirerek doğrulamak veya reddetmekle başlar; bu döngü sürekli katkıyla ilerler. beyaznokta.org.tr+8tinaztitiz.com+8tinaztitiz.com+8
Deney, mantık ve açıklık
Bilgi, gözlemle desteklenmeli, mantıkla analiz edilmelidir.
“Derinlik” diye gösterilen bilmecelerden ziyade, herkesin erişebileceği açıklık ve yüzeysellik önemlidir.
Bilimin toplumsal işlevi
Bilim yalnızca akademik bir tutum değil, gündelik yaşamın her alanında rehberlik eder.
Eğitim, şehir planlaması, sağlık, ekonomi ve kültür alanlarında bilimsel ölçütler temel alınmalıdır.
Açıklık ve görsel dil
Bilgi herkes için anlaşılır olmalıdır.
Neurath’ın “Sözler böler, resimler birleştirir” yaklaşımıyla, veriyi görselleştiren sade ve etkili anlatımı savunuruz.
Kolektif akıl ve çoğulculuk
Tek bir yönteme bağlı kalmak yerine, ortak doğrulanabilirlik ilkesi altında çoğulcu bir tartışma ortamını savunuruz.
Yöntemsel çeşitlilik, ancak eleştirel yeniden üretilebilirlik temelinde anlam kazanır. TurkBibliography+1
Amacımız
Kaotik zamanlarda doğru düşünme pratiğini yeniden inşa etmek;
Sezgiyle desteklenen kanıta dayalı şehir politikaları,
Eleştirel düşünceyi besleyen eğitim modelleri,
Görselleştirilmiş bilim iletişimi ile erişilebilirliği artırmak,
İstanbul’dan başlayarak toplumsal akla yeni bir ivme kazandırmaktır.
Çağrımız
İstanbul Çemberi, bir düşünce kulübü değil, akıl-sezgi sarmalını benimseyenlerin ortak adıdır.
Bu davet, herkesin katkısına açık; birlikte düşünerek, daha akılcı, daha rasyonel, daha insani bir gelecek inşa edebiliriz.
[1] Manifesto’nun ilk halinde ilkeler içindeki “metafizikten arınma” ifadesinin “akıl-sezgi etkileşimi”nin önünü kesme riski nedeniyle, tinaztitiz.com/3812 ve tinaztitiz.com/15626 adreslerindeki iki yazıda açıklanan etkileşimi reddetmeyecek bir ifade kullanımı istenmiştir.